*Sezai SARIOĞLU yazdı...

Fotoğrafların tüm bilgisi o âna ilişkin yaşayıp gördüklerinden ve duyduklarından kaynaklanır. Ne varki fotoğrafların ağzı sıkıdır, gördüklerini ve duyduklarını herkese söylemezler. Yanlış bakanlara ise hiç söylemezler... Bunu anlamayanlar fotoğrafları dilsiz sanırlar...

Bu nedenle fotoğraflara bakarken geçmişin tozlarına da sormak gerekir...

İlk fotoğraf zamanın içine gizlenerek konuşmaya çalışıyor... 1986.. Fotoğrafta görülmeyen nöbetçi askerin yüzünün yarısının diğerine uymadığı, kalbini "çarşı iznine çıkardığı" bir gündü.Cümlesinin yarısının diğer yarısına uymuyordu...

Saçlarımızın henüz, beyaza gitmeye karar vermediği, bedeller ödeyerek âşık görüş yaptığımız bir gün...

Aradan tamı tamına kırk yıl geçmiş anlatmak için dillerimizin mührünü sökmemiz ve dilimizin tozunu almamız gerek. Henüz dünkü şiir, dünkü âşık sayılırız. Anlatmaya kalksak kaç hiķâye, zaman kâğıda yazmaya kalksak kaç şiir eder?

Geçmişe, hatırlı hatıralara ve sararmayı unutmuş  fotoğraflara nasıl bakarsanız, o da dönüp öyle bakar size... Ama bazı fotoğraflar sözlerini kaçırır "Hatırlama" denen şeyden. Dahası gözlerini de kaçırarak, "Herkes içine dönsün" der bakanlara. "Herkes gözünün tozunu bırakıp kalbinin tozunu alsın" diye de ekler...

Beyaza taşınmış zamane ikinci fotoğraf, ilk fotoğrafa selâm ederek diyor ki,
"Bunca yaştan, zorun sıratında bunca badireden birbirinize yanlış iliklenmeden sağ çıktınız, yâr çekimli hatıraları ve fotoğrafları hohlayarak parlatın ki kalpleri kırılmasın."

Fotoğraflar ermiş muratlarına, biz çıkalım yeni fotoğraflara....
(SÖZai)

İlk Fotoğraf: 1986 Samsun Askeri Cezavi...
İkinci Fotoğraf: Antalya-Korkuteli MantarEvi...
*Şair ve Yazar...