*Mehmet SÖĞÜT yazdı...

"2008 yılında kaleme aldığım bu yazı, geçerliliğini ve evrensel mesajını bugün de koruyor..."

Piyanist filmini izlerken, insanlığın hafızasına kazınan o sahnede bir kez daha düşündüm: Bir insan, kendi halkına, kendi soydaşına ve kendi insanına ihanet edenlerin lanetli hallerini izlerken ne hisseder? Filmde, işgalcilerle iş birliği yapıp kendi halkını ölüme gönderenlerin halini gören kadın kahraman şöyle der: "Ama neye yaradı? Onurlarıyla öldüler, işte buna yaradı."

Evet, onur her şeydir. Tarih boyunca onurlarıyla, kendi direnişleri ve değerleriyle ölen hiçbir insanın lanetlendiğini duymadım.Çünkü haklı bir mücadele yürütüyorsanız, direniyorsanız, düşmanınız bile zamanla size saygı duymak zorunda kalır...

Ancak insanlık tarihi, kendi toplumuna ve kardeşine ihanet eden, çıkar uğruna zalimin safında yer alanların utanç vesikalarıyla doludur. Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun; zalimin sofrasında ikbal arayanlar, güç sahibinin kuklası olup kendi halkının acılarına gözünü kapatanlar veya o acıları meşrulaştıranlar insanlığın ortak vicdanında mahkûm olmuştur...

Bazen cehaletle, bazen de açık bir çıkar ilişkisiyle yapılan bu ihanetler; zalimin gözünde bile gerçek bir değer görmez. Kendi onuruna, kendi halkının hakkına ve hukukuna sahip çıkamayanlar, başkalarının gözünde sadece birer maşa olarak kalırlar...

Kalemlerini satanlar, para, kariyer ve mevki uğruna güç odaklarına boyun eğip gerçeği tersyüz edenler bugün hürmet gördüklerini sanabilirler. Fakat kimsenin şüphesi olmasın; tarih, mutlak surette kendi değerlerine, halkına ve insanlık onuruna sahip çıkmayan bu anlayışı lanetleyecektir...

Çünkü tarih ne kadar gecikirse geciksin, onursuzluğu asla affetmez...

Günün dip notu:

Bu hakikat sadece toplumlar ya da tarih sahnesi için geçerli değildir; bireysel hayatlarımızda da aynen karşılık bulur. İnsan bazen farkında olmadan yanlış kişilerlerle yola koyulabilir. İşte o yanlış kişiler, insanı dehlizlere sürükleyebilir ve yara bere içinde bırakabilir. Akıllarınca alay ettiklerini sanabilirler; belki de olanlar tamı tamına böyledir...

Ancak nasıl ki tarih onursuzluğu affetmiyorsa, birey de kendi onurunu korumakla yükümlüdür. Böylesi durumlarda önemli olan; o karanlığı fark ettiğiniz an, karşınıza çıkan ilk sapağa yönelip kendi yolunuzu yürüyebilmektir...

* Şair ve Yazar...