*Hasan BİLDİRİCİ yazdı...

Benim kızım da bir liseli. Yüreği, 14-15 yaşlarında barikatlarda saçlarından sürüklenen yaşıtlarının yanında. O, acı ve kasvetten ibaret itilmiş bir zamanın ortasında açmış bir sürgün çiçeğidir. Onunla adaleti tartışırız; ırk ayrımına ve toplumsal statülere dayalı faşizmin kötülüğünü konuşuruz. Kızım, ırk ayrımını bilmez. Bir liseli isyanında yerlerde sürüklenir ve gözlerine biber gazı sıkılırsa gider onu getirir; iyileştirir ve geri gitmesini sağlarım...

Devlet dinine dayalı köhnemiş laikçiler, Avrupa'daki isyan suçunu; göçmenlerin, Müslümanların ve aşırı solcuların üzerine yıkarak bu haksız ve adaletsiz çağın, zamanı yırtıp çıkacağını sanıyorlar...

"Göçmenleri ve Müslümanları sınır dışı edin; aşırı solcuları da içeri tıkın, Avrupa düzelir"diyorlar...

Bu ahlaksız insanlar, 132 senede Fransa'nın 5 milyon Cezayirli Müslüman'ı öldürmesini es geçerler. Fransa'nın sömürge rejimi 5 milyon Cezayir'liyi niye öldürdü? Çıplak ayakla sokaklarda ve çöllerde dolaşan Cezayir'liler Fransa'ya hangi zararı vermişti? İsyan halindeki bu liseliler, dedeleri Fransa tarafından öldürülmüş olanların da torunları. Sömürge yasası, onları Fransız kabul ediyor...

Kristof Kolomb, 1492 yılında Amerika kıtasına ayak bastığında kıtanın yerli nüfusu 60 milyondu. İki yüz senede yerli nüfus 5 milyona indi. 55 milyon yerli, Avrupalılar tarafından öldürüldü; iğrenç çalışma koşulları altında telef edildiler. Avrupa'dan gelen hastalıklarla yerli halk kırıldı. Yerli halkın vücudu bu hastalıkları tanımıyordu...

Paris'te isyancıların mağaza yağmalamasını sosyal medyalarda paylaşarak köhne düzenlerinin ne kadar edepli olduğunu göstermek istiyorlar. Sen Fransa olarak bu nesillerin ülkesini ve soyunu yağmalamış ve bir üzūntü bile bildirmemişsin...

Vatan yağmalayanların vatansever; vatan savunucularının vatan haini yapıldığı bu çağın zincirleri kırılacak elbet. Bu ayak sesleri odur. Kargaşadan ibaret basit bir devrimden söz etmiyorum. Sidik torbaları arkalarında, pampersleri kıçlarında dolaşan dünyanın yaşlı ve hırsız yöneticilerini liseli gençlik istemiyor. Benim liseli kızım da onlarda bir gelecek görmüyor. Ve bu gençler telaşla geleceklerini onların ellerinden kurtarmaya çalışıyorlar. Onlara çok saygı duyuyorum...

Adalet yoksa, her yer cehennemdir sözü bana aittir. Kızım ve oğlum benim yüreğimdeki acı ve gözlerimdeki buğuyu hissederek büyüdüler. Bizim acılarımız onların genetiği oldu. Onlara ben kini, intikamı ve nefreti aşılamadım. Adaleti anlatmaya çalıştım. Adaleti, çaldıkları parayla birlikte çelik kasalara hapsetmiş olan yöneticiler her ülkede tedirginler. Adaletsiz bir ülkede sükunet varsa bu da korkutucudur. Adalet denen canlı organizma, her an bir yerlerden çıkıp boğazlarına sarılabilir...

Adalet yoksa her yer cehennemdir...

* Gazeteci Yazar...

*Hasan BİLDİRİCİ yazdı...

Benim kızım da bir liseli. Yüreği, 14-15 yaşlarında barikatlarda saçlarından sürüklenen yaşıtlarının yanında. O, acı ve kasvetten ibaret itilmiş bir zamanın ortasında açmış bir sürgün çiçeğidir. Onunla adaleti tartışırız; ırk ayrımına ve toplumsal statülere dayalı faşizmin kötülüğünü konuşuruz. Kızım, ırk ayrımını bilmez. Bir liseli isyanında yerlerde sürüklenir ve gözlerine biber gazı sıkılırsa gider onu getirir; iyileştirir ve geri gitmesini sağlarım...

Devlet dinine dayalı köhnemiş laikçiler, Avrupa'daki isyan suçunu; göçmenlerin, Müslümanların ve aşırı solcuların üzerine yıkarak bu haksız ve adaletsiz çağın, zamanı yırtıp çıkacağını sanıyorlar...

"Göçmenleri ve Müslümanları sınır dışı edin; aşırı solcuları da içeri tıkın, Avrupa düzelir"diyorlar...

Bu ahlaksız insanlar, 132 senede Fransa'nın 5 milyon Cezayirli Müslüman'ı öldürmesini es geçerler. Fransa'nın sömürge rejimi 5 milyon Cezayir'liyi niye öldürdü? Çıplak ayakla sokaklarda ve çöllerde dolaşan Cezayir'liler Fransa'ya hangi zararı vermişti? İsyan halindeki bu liseliler, dedeleri Fransa tarafından öldürülmüş olanların da torunları. Sömürge yasası, onları Fransız kabul ediyor...

Kristof Kolomb, 1492 yılında Amerika kıtasına ayak bastığında kıtanın yerli nüfusu 60 milyondu. İki yüz senede yerli nüfus 5 milyona indi. 55 milyon yerli, Avrupalılar tarafından öldürüldü; iğrenç çalışma koşulları altında telef edildiler. Avrupa'dan gelen hastalıklarla yerli halk kırıldı. Yerli halkın vücudu bu hastalıkları tanımıyordu...

Paris'te isyancıların mağaza yağmalamasını sosyal medyalarda paylaşarak köhne düzenlerinin ne kadar edepli olduğunu göstermek istiyorlar. Sen Fransa olarak bu nesillerin ülkesini ve soyunu yağmalamış ve bir üzūntü bile bildirmemişsin...

Vatan yağmalayanların vatansever; vatan savunucularının vatan haini yapıldığı bu çağın zincirleri kırılacak elbet. Bu ayak sesleri odur. Kargaşadan ibaret basit bir devrimden söz etmiyorum. Sidik torbaları arkalarında, pampersleri kıçlarında dolaşan dünyanın yaşlı ve hırsız yöneticilerini liseli gençlik istemiyor. Benim liseli kızım da onlarda bir gelecek görmüyor. Ve bu gençler telaşla geleceklerini onların ellerinden kurtarmaya çalışıyorlar. Onlara çok saygı duyuyorum...

Adalet yoksa, her yer cehennemdir sözü bana aittir. Kızım ve oğlum benim yüreğimdeki acı ve gözlerimdeki buğuyu hissederek büyüdüler. Bizim acılarımız onların genetiği oldu. Onlara ben kini, intikamı ve nefreti aşılamadım. Adaleti anlatmaya çalıştım. Adaleti, çaldıkları parayla birlikte çelik kasalara hapsetmiş olan yöneticiler her ülkede tedirginler. Adaletsiz bir ülkede sükunet varsa bu da korkutucudur. Adalet denen canlı organizma, her an bir yerlerden çıkıp boğazlarına sarılabilir...

Adalet yoksa her yer cehennemdir...

* Gazeteci Yazar...