Mehmet Çavuş ve Döne kadın...
*Veli BAYRAK yazdı...
[email protected]
Zifiri karanlık bir gecenin sabahında, kanatlı kapıyı sonuna kadar araladı Mehmet Çavuş. Karamık ve kuşburnu kokusu içeri çoktan girmişti. Karısı Döne’yi “Haydi kalk, ben yatan sen yatan! Anladık ikimizde hastayız ama kalkmalıyız artık! Bir senedir doktor koymadık gezdik. İğne verdi, hap verdi gerisi yok! Kalk hadi, kalk da ocağa su koy. Yunmam gerek!” diye dürterek uyandırdı...
Bir gün önceden tarlada bütün işlerini bitirmiş, kendi deyimi ile “sap ile samanı” yerli yerine koymuştu Mehmet Çavuş. Zaten tarla dediği ufacık bir yerdi. Babadan fazla bir yer kalmamış, kalanları 6 kardeş aralarında bölüşmüşlerdi. Karısını kaldırmak için her sabah yaptığını ısrarla tekrar etti:
“Kalk avrat yunacam dedim ya. Daha köy kahvesine gidip pişti oynayacağım. Özledim eğleşmeyi!”
Her ikisi de hastaydı ama karısı Döne son günlerde iyice kötüleşmişti. Mehmet Çavuş bunun farkındaydı ve bu yüzden ısrar ediyordu, hepten yatağa düşmesin diye...
“Haydi kalk avrat. Önce tandırı yakarsın. Sonra su ısınana kadar eğleşirsin mutfakta! Bende esbaplarımı çıkartırım dolaptan! De haydi tembellik etme!”
Döne, usulca kalktı. Son günlerde sürekli aynı şeyleri duyduğu için artık cevap bile vermiyordu. Yaşlanmış ve oldukça halsizdi. Tandırı yakıp üç ayaklı sacayağının üzerine suyu koydu. Mutfağa gidip kahvaltılık için bir şeyler hazırlamaya başladı. Bu arada Mehmet Çavuş yatağın karşısında bulunan dolaptan o gün giyeceği elbiseleri ayıkladı. Bir yandan da söyleniyordu:
“Dinine yandığımın köylük yerinde iş mi biter! Esbap çıkarmak bile yük oldu. Eskiden olsa avrat her şeyi hazırlardı! Artık o da yok! Kadın kendine bakamıyor ki bana baksın!”
Mehmet Çavuş büyük salonun bir köşesine iliştirilen leğenin içinde bir güzel yıkandı. Karısından sırtını ovmasını istedi ama karısı oralı bile olmadı. Zaten Mehmet Çavuş'ta fazla ısrar etmedi:
“Kadın kendine bakamıyor ki bana baksın! Nerde o eski Döne! Hey gidi yaşlılık hey! Kapıya konacak gibi değil...”
Mehmet Çavuş üstünü başını giyinip kahvaltısını da ettikten sonra, söylediği gibi kahvenin yolunu tuttu. Akşama kadar pişti oynayıp durdu. Yemek yemeye bile gelmedi. Gün kararınca kahveden çıkıp evin yolunu tuttu. Kapı kapalıydı. Oysa her gün içeri adımını atmadan kapı kapanmazdı. Kendi kendine “Bir bu eksik! Kadın sadece yaşlanmadı bir de bunadı! Baksana içeri girmeden kapıyı örtmüş!” diye söylenmeye başladı...
Kapıyı uzun uzun vurarak döğmeye başladı ama içeriden ses gelmedi. Evin etrafını gezip perdesi kapalı olmayan pencerelerden içeri bakmaya çalıştı. Lambaların hiç biri yanmıyordu. Telaşlandı. Avazı çıktığı kadar, “Dönee, kız Döne. Nerdesin aç kapıyı!” diye bağırdı...
Mehmet Çavuşun sesini duyan köylüler toplanmaya başladı. Köyün yaşlılarından Habibe Nine, gün kararmadan Döne'nin köyün mezarlığına doğru gittiğini söyledi. Bunun üzerine köylüler ve Mehmet Çavuş ellerinde fener ile mezarlığa doğru yürüdüler. Mehmet Çavuş ile karısı Döne'nin tek çocukları Ali Ekber, askerden döndükten 1 sene sonra tarla sürerken motorun devrilmesi sonucu ölmüştü. Yıkılmıştı her ikisi de. Artık hiçbir şey onları avutmuyordu. Döne, gün kararmadan önce mezarlığa gitmiş, Habibe Nineye “Ali Ekber'im beni çağırıyor” demişti...
Köylü yardım etti. Döne'yi uzanıp yattığı oğlunun mezarı üzerinden kaldırıp eve getirip yatağa yatırdılar. Sıcak ve zifiri karanlık bastırınca köylü dağıldı. Bir tas su istedi Döne kocasından. Suyu yudumlarken, "Hastayım Mehmet Çavuş çok hastayım. Koysaydın da oracıktı ölseydim. Çekilmez oldu ağrılarım, yatamıyorum gayri! Uyku dönek yok bana! Ali Ekber'imi özledim.” dedi...
Mehmet Çavuş'un gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Ali Ekber burnunda tütüyordu. Karısının üzerini örttü. Kendisi de usulca yanına sokuldu. Karısının üzerinde toprak kokusu vardı. Oğlunun üzerine uzandığında üzerine sinmiş toprak kokusu. Derince içine çekti Mehmet Çavuş. Sonra çoktandır karısına sarılmadığını düşündü. Dökülmüş ve ağarmış saçlarını toplayıp alnının ortasından öptü.
Sabah ilk uyanan Döne oldu. Bekledi Döne Mehmet Çavuşun kendisini dürtüklemesini bekledi. Gün yeni yeni ağarıyordu. Bekledi Döne kadın. Bekledi. Bekledi. Uyanmadı kocası. Kendisini dürtmedi! "Uyan Döne uyan" demedi. Mehmet Çavuş karısı Döne'den önce Ali Ekber'e gitmişti.
* Gazeteci Yazar...
Bu bir editöryal haberdir.