Sokak Dansı...
*Sezai SARIOĞLU yazdı...
Daha ilk dansta
Devrim'in ayağına bastık diye mi
başımıza gelenler ve gelecekler...
Değil mi ki
ağlamak kadar gülmek de
dans da ayağa kalkma çağrısıdır;
Her seferinde en haklı yerlerimizden ve cümlelerimizden yenilip,
bunca tecrübeden çırak çıkmak
akla ve aşka ziyan olsa gerek...
Mademki
içimizi ve dışımızı
acilen toplantıya çağırdık
geçmişimize de seslenmek
diyalektiğin tabiatına uygun...
Mademki
kalbimizin ve aklımızın
sağlamasını yapacağız,
uzaklara bakarken yakını görmemek huyumuz kapıdışarı...
Mademki
konuşkan pankartların
imzasız duvar yazılarını
alnımıza teyelleyeceğiz...
Değil mi ki
ezberimizdeki alıntıların
mahcup sayfa numaralarının
ve kırmızı yanlışlarımızın sağlamasını yapacağız;
Yeni bir baş dönmesi
tabusuz ve tapusuz
aşklar ve âşıklar
gerek bize...
Sığ suların özgür ağırlığı
boyumuzu aştıysa, tarihin emri
siyasetin kavliyle,
birbirimizin ayaklarına
ve dillerine basmadan
hayatla ve sokaklarla
yeni bir dans şiire dahil...
İki yaranın iki alıntıya,
iki hikmetli alıntının bir kitaba
eşit olduğu yerdeyiz...
Her sözcük sabah kalkınca şiir olacağını zannediyorsa, hayallerimizde cimri olmak bize hariç...
Çok bilmiş cevaplarımızın
boynu bükük sorularımıza
söz hakkı vermediği,
avcıların kuşları
ikna ettiği
kötürüm bir çağ bu...
İçe kabuk bağlayan
yaralarımızdan
daha konuşkan
bir geçmişimiz yok...
Daha ikinci yenilgide
kitapların, sokakların ve
birbirimizin anahtarlarını
kaybetmeseydik
daha neler söyler ne çok şiirler yazardım bir bilseniz....
*Şair ve Yazar...
Bu bir editöryal haberdir.