*Birol KESKİN CHP’ye yapılan darbeyi yazdı...
[email protected]
Bazı geceler şehir uyur, ama taşlar uyanır.
Duvarlar susar, ama tarih fısıldamaz — haykırır.
CHP’ye kayyum atanması, sadece bir parti içi kavga değil.Türk demokrasisinin en samimi itirafıdır: Bizde ne iktidar hukuka inanıyor, ne muhalefet...
Hançeri saplayanla, saplanırken “teşekkür ederim” diyen, aynı tiyatronun iki oyuncusudur.Tarih ikisini de aynı sahnede mahkûm edecek...
Sarayın İkarus’u...
İktidar, yıllardır yargıyı “bizim yargımız” haline getirdi.2010’da “demokratikleşme” dedi, 2017’de “başkanlık” dedi, bugün de “iç hukuk” diyor...
Aslında tek bir şey söyledi hep:
“Hukuk, güçlünün hizmetkârıdır.”
Bu kibir yeni değil.Osmanlı’da padişah, Cumhuriyet’te tek parti, AK Parti’de de Erdoğan… Hepsi aynı hayale kapıldı: “Ben gidersem her şey biter.”
Oysa tarih çok net:
Kendini sistemin sahibi sananlar, eninde sonunda sistemin kurbanı olur. Balmumu kanatlar erir. Düşüş sert olur.Teslimiyetin Narcissus’u...
Peki ya diğer taraf?
Partinin tüzüğü ayaklar altına alınıyor, delegenin iradesi çöpe atılıyor, seçilmiş genel başkan kapı dışarı ediliyor.Ve Kılıçdaroğlu’nun çevresi ne diyor?
“Mahkeme kararına saygılıyız.”
Bu cümle, Türk muhalefet tarihinin en trajikomik teslimiyetidir.Bir zamanlar “YSK darbe yaptı” diyenler, bugün kendi partilerine darbe yapılınca “hukuk işliyor” diyor...
Bu, basit ikiyüzlülük değil.Bu, kronik köleleşme halidir.Kılıçdaroğlu, partiyi yıllardır kendi gölgesi gibi gördü.Sandığı yenilince de, mahkemeyi yenilince de aynı şeyi yaptı:
Kendini vazgeçilmez sanmak.Narcissus suya bakıp âşık oldu.Kılıçdaroğlu da partiye bakıp “Bu benim” dedi.İkisi de suda boğuldu...
Ezber Bozan Gerçek...
Asıl mesele şu: Bu ülkede iktidarın sorunu otoriterlik, muhalefetin sorunu ise meşruiyet arayışında iktidara benzemeye başlamasıdır...
İktidar hukuku eziyor.Muhalefet ise ezilen hukuka “efendim” diyor.Biri zalim, diğeri zalimin karşısında ezik.İkisi de aynı sonucu üretiyor: Demokrasinin içinin boşalması.Gerçek muhalefet, hukuksuzluğa karşı direnen değil, tutarlı olandır...
Bugün Türkiye’de tutarlı olan yok denecek kadar az.Tarihin Hükmü.Sophokles yanılmadı:
İnsanları yıkan düşmanları değil, kendi körlükleridir.Bir tarafta “devlet benim” kibri,diğer tarafta “parti de artık benim” kibri...
İkisi de aynı hastalığın farklı belirtileri.
Son Söz...
Bir gün gelecek, bu ülkede insanlar şunu soracak:
“Acaba en büyük darbe, tanklarla mı yapıldı, yoksa tanka binmeden, kalemle ve sessizce mi?” O gün, tarih iki ismi yan yana yazacak:
Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu.Biri darbeyi yaptı.Diğeri darbeyi kabul etti.Ve ikisi de, aynı ağır cümlenin altında kalacak: Demokrasiyi öldüren, sadece darbeciler değildir.Ona alkış tutanlardır da...
*Sendikacı…
* Bu bir editöryal haberdir.








