Barış AVŞAR...
[email protected]

15 gündür konuşmayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, fon krizi merkezli son açıklamalarını Güney Kore dönüşünde uçakta yaptı. Aslında dedikleri daha önce söylediklerinden çok da farklı değildi: “Yol haritası oluşturulmuştu”, “gerekli talimatlar verilmişti”, “her kurum o yol haritasına göre kendi görevini yerine getiriyordu”, “herhangi bir taviz verilmeyecekti”…

Erdoğan’ın açıklamalarında “yeni” denebilecek kısımsa şurasıydı: “Rüşvet, usulsüzlük, suistimal bütün bunlar tek tek ortaya çıkartılıyor. Tabii bir gerçek var, nedir bu gerçek? Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler.”

Böylece fon skandalı ile gündeme gelen suçların sadece borsa hareketleri üzerinde yapılan spekülatif işlemleri değil “rüşvet”, “usulsüzlük”, “suistimal” gibi suçları da içerdiğini —ki bunları dün Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten de duymuştuk— Erdoğan da demiş oldu...

Açıklamanın zirve noktası ise şüphesiz, “hiç ummadığınız insanlar” vurgusu. Geçmişteki “kandırıldık” açıklamasını hatırlatan bu tanımlamayla tarif edilen insanların ne yaptıklarının ‘ortaya’ çıkması noktasında ise halen netlik yok. Eğer ‘ortaya’ çıkan bir şey varsa da henüz herkesin görebileceği kadar ‘ortada’ değil...

***

50 gündür Türkiye’nin birinci gündemi olan meselede sözü edilen “hiç umulmayacak insanlar” arasında yer aldığı şüphe götürmez eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve bu skandala kadar iktidar partisinin genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Erdoğan’ın uçak açıklamalarının yayımlanmaya başladığı anlarda eşi İlyas Kaya ile birlikte Çağlayan Adliyesine gelmiş, ifade veriyordu. 2002’de iktidara gelinmesinin ardından üç dönem Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinde Milli Savunma Bakanlığı yapan Vecdi Gönül’ün oğlu ve Sermaye Piyasası Kurulunun fon soruşturmasına konu olan işlemleri sırasında başkanı olan İbrahim Ömer Gönül de aynı anlarda ifade vermekteydi. Gönül, söz konusu borsa hareketlerinin “halkın bu hisselere teveccühünden kaynaklanmış olabileceği”ni söyleyen kişi. Kendisine yöneltilen sorular arasında herhalde bu ‘teveccühün’ nereden kaynaklandığını aydınlatacak olanlar da yer almıştır...

***

Fatma Betül Sayan Kaya’nın da İbrahim Ömer Gönül’ün de ‘hiç umulmayacak insanlar’ arasında yer almasının nedenleri az çok tahmin edilebiliyor. Aileden partili, getirildikleri görevler için gençliklerinden itibaren hazırlanmış, —Kaya’nın Hollanda ile kriz yaşanması göze alınacak kadar arkasında durulmasında olduğu gibi— her durumda korunup kollanmış, çoğunluğu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası devlette yaşanan ‘temizlik’le önemli görevlere getirilmiş, ‘ikinci kuşak’ üst düzey iktidar mensupları. Vurgundan nemalananların önemli bir bölümü de böyle: 25 yıl önce başlayan iktidarın ‘kendi çocukları’…

***

Bilinebilenler arasında en çok dikkat çekenleri olan Fatma Betül Sayan Kaya’nın son olarak iktidarın yoksul toplumsal kesimlerle bağı açısından büyük önem taşıyan ‘Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’nı yürütürken eşiyle birlikte fon vurgununda nemalananlardan olduğu Yeni Parti tarafından ortaya çıkarılınca bu görevi sona ermişti. Hatta partinin WhatsApp grubundan atılarak “cezalandırıldığı” da duyulmuştu. Bir de tabii kimseye görünmeden, ‘adliyeye hangi kapıdan girdiği bilinemediği için’ fotoğraf çektirmeden, ifade verdiği, nihayet paranın bir kısmını ödediği haberleri yayımlandı. Ancak bunlar ikna edici olamadı. Olmazdı da. Ana muhalefetin lideri Özgür Özel’in demesiyle, “suçüstü yakalandığı durumda üzerinden hesabında iki milyarın üzerinde, 3 bin 366 daire alacak kadar” ve “muhalefetteki 46 belediye başkanının şafak baskını yapılan evlerinden binde biri çıkmayan” Fatma Betül Sayan Kaya’nın bugün ikinci kez ifade vermesinin herhalde en önemli tarafı şimdi adliyeye vatandaş kapısından görüntü vererek girmesidir. Yoksa hem Kaya’nın, hem eşinin, hem İbrahim Ömer Gönül ve diğer üst düzey bürokratların, fonların yöneticilerinin, denetleme görevlerini yerine getirmeyenlerin neyle suçlandıkları, o suçların cezalarının ne olduğu da ‘ortada’ olmasa da bellidir...

“Tarihi” denilecek fotoğrafların çekilmesinin nedeni ise 50 gün sonra, önce Adalet Bakanı sonra Cumhurbaşkanı tarafından açıkça tarif edilmeye başlanan ‘yapı’nın 25 yıl boyunca hiç verilmemiş bir manzarayı ortaya çıkarmış olmasıdır. Trenler devrilirken, oteller yanarken, bombalar patlarken, bakanın biri kendi bakanlığına mal satıp fatura keserken ve daha nice başka durumlarda verilmeyen fotoğraflardır bu. Bugüne kadar “kimseyi vermeyen”, ceza verilmesi gerekirse “kendi içinde, uygun gördüğü zamanda, kendisi veren” bir iktidarın önde gelen isimlerinin halkın gözleri önünde adliyeye gidip ifade vermesidir fotoğrafı önemli kılan...

Firari durumda olduğu söylenen 38 kişi dahil ‘hiç umulmayanların’ kimler olduklarının ortaya çıkması, yargı eliyle ve halkın gözü önünde soruşturulup cezalandırılması mümkün olacaksa da bu fotoğrafın ortaya çıkmasına neden olan tepkinin gücüyle olacaktır. Devlet Denetleme Kurulu incelemesinden başlayarak “yeni” ne öğrenilecekse, “ortaya” ne çıkacaksa aynı gücün sayesinde bu mümkün olacaktır...

KAYNAK:Evrensel Gazetesi...