Uykusuz Sorular...
İki kalbim yok ki birini vadesi dolmuş geçmişe su ve hatıra almaya göndereyim... Bir kalbim var, geçmişi hasarlı, zamane zamana uyumsuz, parçalı kırık...
*Sezai SARIOĞLU yazdı...
İki kalbim yok ki birini vadesi dolmuş geçmişe su ve hatıra almaya göndereyim...
Bir kalbim var, geçmişi hasarlı, zamane zamana uyumsuz, parçalı kırık...
Kırılan her şey ömrünü kırık tamamlıyor bunu en iyi kalp bilir... (Sırtımız hatır ve hatıra senetleriyle dolu)
Kalbim müsait olsa koşa coşa gider, susuz kalmış bir çocuğa, annesinin adını fısıldar, kalbindeki çeşmeyi gösterirdim...
Dünya hâlâ susuz bir çocuk...
Geçmişin kuyusu derin, dibini görsem de her sözcük susuz...
Sesimi kör kuyuya saldım bir vakit, yankısı bile geri dönmedi. Kırk kulaç dipte derin sustum...
Geçmişi geleceğe kilitleyip şimdiye ikmale ve ihmale kaldım...
Yüzlerimize ayna dayanmıyor,aynalarımıza yüz, cümlelerimize sır, kalplerimize aşk, devrimlere devrimci dayanmıyor...
Kaşla göz arasında geçmişe bakınca, aynada eskimiş bir yüz mü, kimsesiz yoğunluk mu, deliksiz uyuyan yorgunluk mu, bazen geçmişte bazen içimizde unuttuğumuz kendimizi mi görüyoruz...
İnsan kaç yüzden, kaç kendisinden, kaç kalbinden bile gizlediği kaç sırdan ibaret?
Dışa dönük göz, aynaya kızıp içimizi de gösterir mi? (Aynalara hangi yüzle gidilir)
Her ayna bakışı, bir unutuştur biraz: Dıştan değil içten duyun, her şeyi dışarıda arayan içeride eksilir...
Alnımdan daha sık geçin, daha sık yazılamaya çıkın bu kadar yazı alnıma az...
Kalabalık bir sessizlikteyiz: Kalbinden bihaber herkes takıp takıştırıp başka yüzleri, başka dilleri takıp konuşuyor...
İç acılarımızın toplamı; kaç şiir, kaç yara, kaç aşk eder, bilenler işaret ve cevap buyursun...
Geceyi bölen soruları uykusuz bir cümlede
hangi sözcük ağır basar...
Bazı acılar seslidir
herkes duyar, bazı acılar
kimsede yara tutmaz,
kalpten ayrı rüya görmez...
Bazı acılar sessizdir:İçimize kıvrılır, kılık değiştirir,
bir bakarsın kalpten geçmiş dile, gözaltına, tabiri caiz bir rüyaya sinmiştir...
Bazı acılar şiir olur.
bazı acılar, başka acıyı sever
bir başka acıya yuva kurar
başka kalpte kabuk bağlar...
Hazıra dünya, şiir, aşk ve devrim dayanmıyor...
Şiir, aşk ve devrim yaradır; yaraların beyanı esastır, diyorum, zeytin ağacı dâhil herkes inanıyor ama inanmazlıktan geliyor...
Yokuş bilmeyen çok bilmiş,cevapların halini sorarsanız;belki şiir, sanki siyaset, çoğu zaman yanlış gösteren pusula...
Zeytin ağacı sordu ben söyledim; cevap değil, soru, âşık değil aşk, şair değil şiir, devrimci değil devrim olmaya mahkûmuz...
SÖZai...
*Şair ve Yazar...
Bu bir editöryal haberdir.
Yorumlar