Ankaralı gazetecilerin "Albay’ı" darbecilerin korkulu rüyası!

Ankaralı gazetecilerin

 

Rahmi Yıldırım, 12 Eylül darbecilerine olduğu kadar medya patronlarının baskılarına karşı da dik duran bir isim oldu hep…

*Sultan ÖZER yazdı...

Gazeteci vardır, kimse tanımıyordur ya da hakkında bilgi öylesine azdır ki, “hayatta iz bırakmadan gitmiş” dersin. “Kimdir” diye arama motorlarına boşuna bakarsın… Kimi de vardır ki, hakkındakileri yazsan sayfalar yetmez…

Yaşamına ilişkin bilgilerin yaz yaz bitmeyeceği, sayfaların yetmeyeceği gazetecilerden biri de Rahmi Yıldırım… Ankara gazetecilerinin “Albay”ı… Ne yazsan bir yanının eksik olacağını düşünür, O’nu yeterince anlatamayacağın kaygısını taşırsın… Umarım O’nun özelliklerini yeterince yazabilirim…

Her dönem örgütlülüğe inanan bir gazeteciydi Rahmi Yıldırım. O’nu ilk, TGS kongrelerinden ve ÇGD’nin Onur Kurulu üyesi olarak verdiği mücadeleden tanıdım. Bir dönem TGS Disiplin Kurulunda birlikte de görev yaptık. TGS kongrelerine Ankara’dan 70-80 kişi trenle giderdik (Kemal Öztürk AA’da TGS’yi bitirmeden önce) aralarında Rahmi Yıldırım da vardı ki, O’nsuz olmazdı.

“Albay” ÇGD Onur Kurulu Başkanı olarak yayımlanmasında emeğinin çok olduğu, “Gazetecilik ve Ahlak” kitabında, (onur kurulu raporu) intihalci ve RTÜK Yasası’nda medya patronlarının özelleştirmelere girmelerini savunan ‘gazetecileri’ de teşhir etmesiyle bilinir. Kitapta da yer alan o isimlerin ÇGD üyeliğinden çıkarılmasını istemiş, ancak o dönemin ÇGD yöneticileri maalesef bu raporu dikkate almamıştı. O dönem Aydın Doğan’ın medyayı ve gazeteci örgütlerini de kuşatmaya çalıştığı bir dönemdi ve ele geçirilmeye çalışılan örgütlerden biri de ÇGD idi. Rahmi Yıldırım, 12 Eylül darbecilerine olduğu kadar medya patronlarının baskılarına karşı da dik duran bir isim oldu hep…

***

O’na “Albayım” dememiz boşa değildi, zira Rahmi Yıldırım gazetecilikten önce askerdi. 1978 yılında Kara Harp Okulu’ndan jandarma subayı olarak mezun olmuş, 1982 yılında da “Yasa dışı görüşleri benimsediği” gerekçesiyle, darbeci Kenan Evren’in imzaladığı kararnameyle ordudan çıkartılmıştı. Yalnızca subaylığı elinden alınmamış bir de tutuklanmıştı…

25 ay boyunca Gölcük Gonca ve İstanbul Metris cezaevlerinde tutuklu kalan “Albay”, o dönem cezaevlerinde dayatılan tek tip elbiseye karşı çıkmış, kendi deyimi ile giymemek için 5-6 tek tip elbiseyi parçalamıştı.12 Eylül ve yargılama deyince hemen akıllara gelen atlet –külot mahkeme salonunda sıralanan mahpuslar fotoğrafında ikinci sıradadır. Tabii duruşma salonuna böyle çıkınca, sonrasında sıfırın altındaki soğukta ıslatılarak dövüldüklerini, ama yine de tek tip elbiseyi giymediklerini hep anlatmıştır Albay…

THKP/C 3. Yol davasında siyasi tutuklular tek tip kıyafeti yırtarak uygulamayı protesto etmişti. Soldan ikinci tutuklu Rahmi Yıldırım...

25 aylık mahkumiyetin ardından İstanbul 2 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinde beraat eden Albay, tahliyesinden sonra gazeteciliğe başlamış, ama eğitimini de almak için 2004 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olmuştur...

Subaylıktan atıldıktan sonra kendi deyimi ile “devre arkadaşları” ile de bağını koparmamış, hem kendisinin hem de onların hakkı için Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneğini (ADAM-DER) kurup, başkanlığını da yapmıştır. Yıllar sonra bile olsa yargıda verdikleri mücadele sonrası askeriyeden haklarını almış, diğer atılan subayların da almasını sağlamıştır...

Kendisi gibi subaylıktan atılan gazeteci Hıdır Göktaş, “Bizim kuşağın epey cefa çekmiş insanıydı albayım benim. Ordudan atılan askerlerin haklarını kazanmasında birincil rolü oynamıştır. ADAM-DER’in kurucu genel başkanıdır. Ordu içindeki üçüncü yol yapılanmasının önde gelenlerindendir. Metris Cezaevinde uzunca bir süre yatmıştır ve donlu eylemleri muhteşemdir. Onurlu ve saygın bir insandı. Anısı önünde selama duruyorum bir eski asker olarak” diye anlatıyor Rahmi Yıldırım’ı...

Gazeteci Rahmi Yıldırım hayatını kaybetti
Göktaş tesadüfen karşılaştıkları zamana ilişkin de şunları söylüyor: “Mahkemedeki fotoğrafta soldan ikinci Rahmi, o jandarmaydı ben muhabereci. Yıllar sonra aynı dönemde Urfa’da görev yaptığımız anlaşılmış ve oradan da ordudaki solcular olarak bir yerde toplanıp, bir değerlendirme yapmıştık. İkimiz de birbirimizden habersiz aynı yerdeymişiz, sonradan ortaya çıkmış ve hayatın tesadüflerine gülmüştük... Farklı zaman dilimlerinde ikimizin de yolu 12 Eylül sonrası subay-astsubayların sorgulandığı Kirazlıdere’deki Dil İstihbarat Okulundan geçmişti…” 
***
Yazıya başlarken dedim ya örgütlülüğe inanan ve gereğini yapan biriydi diye…TGS’nin her mücadelesinde, ÇGD Başkanlığı dahil her kademesinde görev almaktan imtina etmemiş, Ankara’daki gazeteci eylemlerinin her daim en önünde olmuştur…

Rahmi Yıldırım’la dostluğumuz, paylaşımlarımız çoktur. Son birkaç yıl hariç her yıl Kızılay’daki, Almanya devlet radyosu WDR Köln ofisi olarak da kullandığı terasında “Yaza merhaba”, “Yaza elveda” buluşmaları yapardı. Başta Metin Aksoy, Fevzi Argun, Seniye Yücel, Bekir Öztoprak, Mehmet Öngeoğlu, Ali Tartanoğlu ve adını hatırlayamadığım başka gazeteci dostlar…

Albay’ın bir fotoğrafı da var ki, koskoca panzerin önünde, polislere parmak sallarken… Gezi döneminde Kennedy Caddesi’nde panzerin rastgele insanların üzerine biber gazlı su sıkmasına karşı öfkesini panzerin önüne çıkarak göstermişti...

O’nu Gölbaşı Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlayacağız. Bloguna baktım, son yazısı 24 Şubat 2026 tarihinde “Laiklik Heyulası Kol Geziyor” başlığını taşıyor. Hem bu blogu, hem “Sermayenin Paşaları”, “Dördüncü Ordu Medya”, “Devşirmeler Dönekler / Türk Medyasından Portreler”, “Kışlada SOLkırım”, “Darağacındaki Devrimci Teğmen Ömer Yazgan”, “Su uyur Hulusi Akar”, “Harbiye’den Cephe’ye (Hainlik Bizde Kalsın)” kitapları ve biz gazeteciler “Albay”sız kalacak... Ama O hiç unutulmayacak…

Yattığın yer seni incitmesin Albayım…

*Gazeteci yazar 
Günlük Evrensel Gazetesi yazarı...
NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Almanya'da aşırı sağcı AFD'nin "önlenemeyen yükselişi"
Sonraki Haber 68 Ruhu işte budur...
Benzer Haberler