*Vehbi TEZCAN yazdı...
Fotoğraf : Evrensel Gazetesi...
Karadeniz insanı için fındık sadece bir tarım ürünü, dalından toplanan bir meyve değildir; bir yılın umudu, çocuğun okul harçlığı, gencin düğün parası, evin birikmiş borçlarının dermanıdır...
Ancak son dönemde bahçeye ayak basmak da, o fındığı çuvala koyup pazara indirmek de adeta bir kahramanlık destanına dönüştü. Şehirde yaşayanların ya da masa başında hesap yapanların uzaktan sadece yeşil bir yaprak olarak gördüğü o ağaçların arkasında, ocak ayından eylül sonuna kadar dinmeyen bir alın teri ve bitmek bilmez bir borç sarmalı var...
Bugün fındık üreticisinin karşı karşıya kaldığı maliyet fırtınası, artık saklanamaz ve görmezden gelinemez bir boyuta ulaştı. Geçen yıl tonunu beş bin lira civarında aldığımız 21 azotlu şeker gübresinin fiyatı bu yıl yirmi iki bin lira sınırına dayanarak tam dört katından fazla arttı. Tarımsal ilaçlar, tırpan motoruna konan mazot ve bahçede harcanan elektrik fiyatları döviz kurlarının da etkisiyle neredeyse yarı yarıya zamlandı...
Hepsinden öte, geçen yıl bin üç yüz lira seviyesinde olan işçi yevmiyeleri bu sezon bin yedi yüz liraları zorluyor; bunun yemeği, barınması, nakliyesi ve dayıbaşı payı da eklenince üreticinin omuzundaki yük taşınamaz bir hal alıyor. Kısacası, üreticinin toprağa gömdüğü yaşamsal girdi enflasyonu serbest piyasada yüzde yetmişleri bulmuşken, fındığın sadece dalından çuvala girmesinin kilogram maliyeti tek başına iki yüz liralık kritik sınırı çoktan aşmış durumdadır...
Bu acı matematik ortadayken, resmi enflasyon oranlarına sığınarak ya da tekelci küresel firmaların piyasa oyunlarına göz yumarak fındığa değer biçmeye çalışmak Karadeniz üreticisine bu işi bırak demekle eşdeğerdir. Dünya fındık piyasasının neredeyse yüzde yetmişini elimizde tutuyorsak, bu gücün ve bu emeğin gerçek karşılığı devlet eliyle korunmalıdır...
Toprak Mahsulleri Ofisi, fiyat belirlerken TÜİK’in sepetine değil, üreticinin gübre ve yevmiye faturasına bakmak zorundadır.Üreticinin borçlarını kapatabilmesi, nefes alabilmesi ve malını haraç mezat aracıya, tüccara kaptırmaması için bu yıl fındık taban fiyatı talebimiz kilogram başına net üç yüz lira olmalıdır. Bu rakam lütuf değil, bükülen bellerin, nasırlı ellerin ve dökülen alın terinin dünya piyasasındaki helal karşılığıdır...
Fiyatın üç yüz lira olarak açıklanması da tek başına yetmeyecektir; devletin alım kotalarını kaldırarak ve ödemeleri en geç bir hafta içinde peşin yaparak üreticinin arkasında kale gibi durması şarttır. Eğer TMO kapılarını erkenden ve güçlü bir şekilde açmazsa, üretici işçinin ve patozcunun parasını ödemek için mahsulünü yine tüccarın emanet tezgahına bırakmak zorunda kalacaktır...
Unutulmamalıdır ki fındığa ve üreticiye sahip çıkmak, sadece Karadeniz’i değil, Türkiye’nin milli servetini korumaktır. Bu yıl açıklanacak rakam, sadece bir fiyat ilanı değil; devletin kendi köylüsünün, kendi üreticisinin emeğine ne kadar saygı duyduğunun bir haysiyet sınavı olacaktır...
* Yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








