*Birol KESKİN yazdı...
[email protected]
Yine bir gün dönsem geri,
denizden gelen o koku
arkamdan esen o poyraz —
bildik ama unutulmuş bir tuzak gibi,
çağıran ama ürküten.
O eski eve doğru ilerlerim.
Kapıyı babam açar.
Elinde bir kitap:
Nazım' ın eski, sararmış bir şiir kitabı.
Sanki bana verecekmiş gibi,
sanki yıllardır söylenmeyen her şeyi
bir sayfanın arasına saklamış gibi...
Ve içinden bir mısra düşer sessizce:
“En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.”
Gözlerime bakar babam uzun uzun,
ama içinden geçeni saklar:
“Bu benim oğlum… ama eskisi değil.”
Arkasından annem gelir,
hiç konuşmadan,
sadece sarılır bana.
Ben de sarılırım—
öyle bir sarılırım ki
yıllar çözülür omuzlarımda
ve bir şey yerine oturur...
Ama bir rüya gibi olur her şey
sevinsem de, korksam da,
bir şey söylemek istesem
ve söyleyemesem.
Bağırmak istesem
ama sesim çıkmasa...
Sessiz.
Çok sessiz...
Ve o sessizlikte
kaybolan ne varsa,
bir anlığına geri gelse...
Bir sarılma kadar sürse
çocukluğum bir nefes kadar...
Kapılar üç kere kapansa,
ama hiç kapanmasa aslında
içeri giren hep aynı kalsa,
çıkan kim olursa olsun...
* Sendikacı...
* Bu bir editöryal haberdir.







