Şendoğan YAZICI yazdı...
Borçka kaymakamı sayın Betül Büyükkılıç, 10 ocak çalışan gazeteciler günü'nde yerel basına bir çiçek gönderdi. Nezaket gibi görünen bu paketin içinden, iletişim başkanlığı’nın hazırladığı "medya etiği" kitapçığı çıktı...
Bu, açıkça bir bürokratik kibir gösterisidir. Bu, gazetecilerin gününü kutlamak değil; "siz işinizi bilmiyorsunuz, devletin çizdiği sınırlarda dolaşın, ayağınızı denk alın" diyen üstü kapalı bir tehdit, bir had bildirme seansıdır...
Bir mülki amir, gazetecinin öğretmeni, müdürü ya da ahlak zabıtası değildir. gazetecilere "etik dersi" vermeye kalkmak, atanmış bir memurun boyunu da, yetkisini de, haddini de aşar. Bizim pusulamız vicdanımızdır; iktidar koridorlarında yazılmış talimatnameler değil...
Madem sayın kaymakam kendinde bize "meslek dersi" verme hakkını görüyor; o zaman mütekabiliyet esastır. Biz de Borçka basını olarak, kendisine uyması gereken "Kaymakam etiği" kurallarını masasına bırakıyoruz:
Mülki idare amirleri için "Kaymakam etiği" ve haddini bilme rehberi...
Madde 1: Kaymakam'ın asli görevi ilçede kamu düzenini sağlamaktır; özgür basının editoryal bağımsızlığına nizam vermek değil. Gazeteciye "nasıl haber yapacağını" anlatan kitapçık dağıtmak, açık bir yetki gaspı ve etik ihlalidir...
Madde 2: Devlet, gazeteciyi "eğitilecek personel" olarak göremez. Gazeteci kamu adına devleti denetler. Denetlenen (siz), denetleyene (biz) karne veremez. roller karışırsa, demokrasi değil, vesayet ortaya çıkar...
Madde 3: Bir elinizle çiçek uzatıp, diğer elinizle "Bakın kurallar bunlar ha!" diyerek devletin resmi medya görüşünü dayatmak; samimiyetsizliktir. Bu "Kaymakam etiği"ne sığmaz...
Madde 4: Özgür basın, Kaymakam'lığın "Halkla ilişkiler bülteni" değildir. Hoşunuza gitmeyen eleştirel haberleri "etik dışı" diye yaftalayıp, sadece alkışlayanları "doğru gazeteci" ilan etmek; oturduğunuz makamın tarafsızlığına gölge düşürür...
Madde 5: Gazeteciler günü, gazetecilerin hak arama günüdür; bürokratların gazetecilere parmak sallama günü değildir. O parmağı indirin...
Sayın Büyükkılıç; O gönderdiğiniz kitapçık bizim için yok hükmündedir. Ancak bu "Kaymakam etiği" manifestosu, makam odanızda, gözünüzün önünde dursun. Belki devlet ile basın arasındaki o ince çizgiyi hatırlamanıza yardımcı olur. Çiçeğiniz sizin olsun, etiğimiz bize yeter...
* Bu bir editöryal haberdir.








