Hoca’yı Uğurlarken…

Hoca’yı Uğurlarken…

*Hüsniye KILLI yazdı...

Bugün Hoca’yı, doğup büyüdüğü kutsal topraklarına Dersime uğurladık.İnsan bazı vedalarda ne söyleyeceğini bilemiyor. Kelimeler boğazında düğümleniyor. Çünkü bir insanı uğurlamak, yalnızca bir insanı uğurlamak olmuyor bazen; onunla birlikte yaşadığın yılları, dostlukları, kavgaları, sevinçleri, acıları ve bir ömrün hatıralarını da uğurluyorsun...

Hoca’yla ilk tanışmam Hollanda’da oldu.
Yanılmıyorsam bir seminere gelmişti. Onu ilk kez orada dinledim.Konuşmasına, konuya hâkimiyetine, kendinden emin duruşuna ve özellikle hitabetine hayran kalmıştım.Etrafıma baktım ve içimden şöyle geçirdim:

“Bu adamın bu hitabeti ve konuya hâkimiyetiyle bizim yanımızda olduğu sürece bizim sırtımız yere gelmez.”

Daha o gün Hoca’yı yeni tanıyordum ama içimde ona karşı bir saygı oluşmuştu.Sonra yıllar geçti.
Zaman zaman bir araya geldik, aynı sofralara oturduk, aynı evlerde kaldık, aynı toplantılara katıldık.1986 yılında Köln’de ben, Feridun, Kazım Çelik, Şişman ve Hoca kısa bir süre aynı evde kaldık...

Daha sonra Hollanda’da, Almanya’da ve Avrupa’nın farklı yerlerinde yollarımız yeniden kesişti.
Yanılmıyorsam Mannheim’da uzun süren bir K. toplantısında yaklaşık bir ay birlikte kaldık. Otuzdan fazla insandık. Herkesin söyleyecek sözü vardı. Söz sırası gelen konuşuyor, kimi zaman verilen süre yetmiyordu...

Ben ise daha çok dinliyordum.Çünkü teorik olarak onların çoğu kadar konuya hâkim değildim. Onları dinliyor, anlamaya ve öğrenmeye çalışıyordum. Orada bulunan kadınlardan da sanıyorum iki kişiden biriydim...

Hoca’yı o günlerde daha yakından tanıdım.
Sadece konuşmasını değil, insanlarla ilişkisini de gördüm. Güçlü bir yoldaşlık ve arkadaşlık duygusu vardı. Konuşurken güçlüydü, tartışırken sertti ama arkadaşlarına karşı sıcak ve samimiydi.Sonra hayat bizi farklı yerlere savurdu...

Bazen görüştük, bazen uzun zaman görüşemedik. Konuştuk, sohbet ettik, güldük. Bazen de birbirimize kızdık, tartıştık, hatta kavga ettik.Hoca’yla yaşadığım iki büyük kavga vardır ki, ikisini de hiç unutmadım...

Bazı kırgınlıklar insanın içinde kalıyor.
Yıllar geçiyor, şehirler değişiyor, hayat değişiyor ama bazı sözler ve bazı anlar insanın içinde yaşamaya devam ediyor.Benim içimde de öyle kaldı.Ama Hoca benim için hiçbir zaman sadece kırgınlıklardan ibaret olmadı...

Çünkü ne zaman topluca bir araya gelsek ve ben çocuklarımı götürsem, Hoca onları görünce hemen sarılır, başlarını okşar, sever ve “Yeğenlerim” derdi.
İşte o anlarda içimde başka bir şey olurdu.Beni kırdığı yerden sanki yeniden onarırdı.Belki Hoca bunun farkında değildi. Ama ben hissederdim.
İnsan bazen bir özürle değil, bir davranışla affediyor.
Bazen bir sarılma, söylenmemiş onlarca sözün yerini tutuyor...

Bazen bir çocuğun başını okşayan el, insanın içinde yıllardır duran bir yaraya dokunuyor.Hoca’nın çocuklarıma gösterdiği sevgi benim için böyleydi.
Rotterdam’da evinde de kaldım. Aynı sofrayı paylaştık, aynı evin içinde zaman geçirdik. İnsan birinin evinde kaldığında onu başka türlü tanıyor. Kürsüdeki insanı değil, günlük hayatındaki insanı görüyorsun...

Ben Hoca’yı bütün bu hâlleriyle tanıdım.
Güçlü tarafıyla da, sert tarafıyla da, beni kırdığı ve benim onu kırdığım taraflarıyla da…

Ama bütün bunların üzerinde yıllar boyunca kopmayan bir bağımız oldu.Çünkü benim için yol bağı, yoldaşlık bağı kutsaldı.Bir insanla aynı yolda yürümek; aynı acıları görmek, aynı korkuları yaşamak, aynı umutlara tutunmak kolay unutulmuyor...

Bugün Hoca’yı doğup büyüdüğü kutsal topraklarına uğurlarken bütün bunlar birer birer gözümün önünden geçti.Köln’de aynı evde kaldığımız günler…

Mannheim’daki uzun toplantılar…

İlk kez dinlediğim o güçlü sesi…

Sözünü dinleyen insanların sessizliği…

Kavgalarımız…

Kırgınlıklarımız…

Çocuklarımı bağrına basışı…

Ve yıllar boyunca bir türlü kopmayan o yol arkadaşlığı…

İnsan hayatında bazı insanlar vardır...

Giderler ama tamamen gitmezler...

Bir sesi kalır...

Bir bakışı kalır...

Bir sözü kalır...

Birlikte yaşanan günleri kalır...

Bir de insanın içinde hiç silinmeyen bir izi…

Hoca, benim hayatımda böyle bir iz bıraktı.
Bugün onu doğduğu Kutsal topraklara uğurladık.
O, toprağına, Dersim'e döndü.Biz ise onu anılarımızla, yaşadıklarımızla, kırgınlıklarımızla, sevgimizle ve yıllar boyunca taşıdığımız yol arkadaşlığımızla uğurluyoruz...

Bazı insanlar bu dünyadan gider ama hayatımızdan çıkmaz.Çünkü bazı yoldaşlıkların mezarı olmaz.
Onlar insanın hafızasında, yüreğinde ve yürüdüğü yollarda yaşamaya devam eder...

Güle güle Hoca…

Doğduğun topraklara huzur içinde dön...

Yolun açık, toprağın bol olsun...

Seni sevgiyle, saygıyla ve güzel anılarımızla uğurluyoruz...

* İnsan hakları akrivisti...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber "Kadın dayanışması sonuç veriyor ve ülke gündemini belirliyor..."
Benzer Haberler