İskan TOLUN / KÖLN...
Bu ara kendimi tamamen okumaya kaptırdım. Raflarda okunmamış güzel kitaplar birikince, okumaya bol vakit ayırmak da kaçınılmaz oluyor hâliyle. Yine iki ayrı dilden (Türkçe / Kürtçe) iki güzel kitap seçtim ve belli aralıklarla paralel okumaya başladım: J.K. Rowling’in o meşhur Harry Potter serilerinden Harry Potter ve melez prens adlı roman ve Zeynelabidin Zinar’ın Xwençe-6 Kilam, Serpêhatî, Meselok û Çîrok adlı Kürtçe kitap...
Bu arada, internette tesadüfen gördüğüm Kemal Yalçın ile İrfan Erdoğan'ın bir röportajı dikkatimi çekti, okudum...
Kemal hocayı yakından tanıyorum ama, İrfan Erdoğan'ın sadece ismini duymuş, hiçbir kitabını okumamıştım. Kemal hocaya, kitaplarından hareketle verdiği edebi yanıtlar çok hoşuma gitti ve hemen kitapçı (Gala Müzik-Kitabevi Köln) arkadaştan, İrfan Erdoğan’ın kitaplarını sordum, yoktu. Elbette bulurdum ama uzun sürer diye kendisini aradım; varsa eğer bir kitabını göndermesini istedim...
Sağolasın çok geçmeden iki tane hediye olarak gönderdi: Biri kolektif, Göç-İnsan-Edebiyat: 60 Uzun Yıl adlı kalın bir kitap ve diğeri de kendi yazdığı, Kıskançlık adlı ince bir kitap. Her ikisine de, “Okumadan Olmaz şiarıyla iyi okumalar,” diye imza atmıştı. Zaten bu şiarı yıllardır prensip edinmişim. Unutmadan söyleyeyim, makale başlığını da bu yüzden seçtim: Okumadan Olmaz...
Dolayısıyla çok sevindim, alabildiğine mutlu oldum. Kitapları çok severim. Kitapla yatıp, kitapla kalkan, hatta kitapla dolaşan biriyim. Özellikle de, yazarından gelen imzalı bir kitaba çok değer veririm. Dolayısıyla, yazarlarından gelen imzalı kitabın değerine paha biçilemez...
Neyse, okumakta olduğum kitaplar da bitmek üzereydi. İlk önce ince kitabı alıp açtım ve işler değişti. Evet, sevgili İrfan hocanın imzalayıp bana hediye olarak gönderdiği Kıskançlık adlı kitabını elime alınca, düşmek bilmedi hiç. Elime yapıştı adeta…
Okumakta olduğum her iki kitabı da, daha sonra okumak üzere bir kenara bırakıp okumaya başlamışım. Aşağıda kısaca, onları da değerlendireceğim.
(İrfan Erdoğan: Kıskançlık. Klaros yayınları Ankara birinci baskı 138 sayfa)
Evet, Kıskançlık adlı kitap elimden düşmedi bir türlü, bitene dek. Bir çırpıda okudum desem yeridir. İlk öyküyü okuyordum ve hemen diğerini merak ediyordum ve bu böyle soluk soluğa devam etti, bitirene kadar. Hepsini de beğeniyle okudum diyebilirim. Dile kolay, her biri diğerinden ilginç yetmiş küsür öyküyü bir kitapta toplamış İrfan hoca...
Her birinden ayrı bir zevk aldım; bazen güldüm, kahkahalar attım, bazen düşündüm ve elbette çoğu kez, özellikle hikâyenin sonunda, üzüldüm. Zira, bu ilginç öykülerin birçoğunun sonu trajik, trajikomik, acı, hüzün ve hüsranla bitiyordu. Zaten, kitap incelendiğinde, adından da anlaşılacağı üzere, özdesi, bir nevi hastalık sayılan Kıskançlıktır. Hele de bu illet, insanda kronikleşmiş ise, sonu pek iç açıcı değildir, maalesef!..
Kısa öyküler yazmak öyle kolay bir iş değildir; ayrı bir beceri, marifet ister. Bu kısa öykülerin üzerinde iyi çalışılırsa eğer, çok güzel romanlar ortaya çıkar kanısındayım. Bu bir iddia değildir, onlarca romana imza atmış biri olarak söylüyorum. Gerçekten de çok ilginç ve güzel betimlenmiş, ender bulunan öykülerdir bunlar...
Değerli İrfan hocayı bu güzel öykülerinden dolayı tebrik ediyorum. Bir çırpıda okunabilecek bu Kıskançlık adlı kitabı herkese tavsiye ediyorum...
* Bu bir editöryal haberdir.








