Kadir ÇELİK yazdı...
Rojava’daki gelişmelerin ve özellikle Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırıların Türk basını tarafından ele alınış biçimi, habercilikten çok ideolojik bir seferberlik pratiğini andırmaktadır; burada söz konusu olan şey bilgi aktarmak değil, Kürtlerin maruz kaldığı şiddeti alkışlayan bir ruh hâlini kamusal alana taşımaktır...
Kendilerini gazeteci olarak tanımlayan bu aktörler, Kürt sivillerin bombalanmasını ya görmezden gelmekte ya da bunu güvenlikçi devlet söylemiyle meşrulaştırarak, adeta her yıkımı siyasal bir zafer gibi sunmaktadır. Bu, basının taraf tutması meselesi değil; etikle bağını koparmış, sivillerin ölümünü jeopolitik çıkar anlatısına feda eden açık bir ahlaki çürümedir...
Siyasal jargonla ifade etmek gerekirse, bu güruhun her akşam ekranlarda ele aldığı şey, bölge gerçekliği değil; Kürt düşmanlığıyla beslenen hegemonik milliyetçiliğin kendini kamusal alana taşıma ahlaksızlığıdır...
Savaşın en çıplak mağdurları olan siviller karşısında sergilenen bu coşkulu şakşakçılık, gazeteciliğin kamusal sorumluluğunu inkâr eden ve şiddeti normalleştirerek yeniden üreten bir propaganda suç ortaklığıdır; bu nedenle mesele yalnızca yanlış haber ya da yorum değil, teşhir edilmesi gereken bir siyasal ve ahlaki iflastır...
* Bu bir editöryal haberdir.








