Doç. Dr. Şafak NAKAJİMA...
Bir insanın yalanı ortaya çıktığında, bir başkasının hakkını yediği anlaşıldığında ya da kararları yüzünden insanlar zarar gördüğünde ne yapmasını bekleriz? Durup düşünmesini, mahcup olmasını, sorumluluk almasını ve verdiği zararı gidermeye çalışmasını, değil mi? Oysa günümüzde çoğu zaman karşımızda sesini daha da yükselten, başkalarını suçlayan, kendisini eleştirenleri tehdit eden birilerini buluyoruz. Yaptıklarından utanmak bir yana, onlardan hesap sormamıza bile öfkeleniyorlar...
Ingmar Bergman’a atfedilen şu söz, böyle zamanlarda üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.
“Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak ‘kibir’ denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir.”
Burada sözünü ettiğimiz utanma, insanın kendi davranışına dürüstçe bakabilmesi, bir başkasına yaşattığı acıyı fark edebilmesi ve “Bunu yapmaya hakkım yoktu” diyebilmesidir. Bu anlamda utanabilmek, vicdanımızın bizi hâlâ durdurabildiğini gösterir...
Kibirli insan ise bilgisinin sınırlarını kabul etmez, yanılabileceğini düşünmez, başkasının itirazını dinlemez. Yetki sahibi olduğunda bu tutumun bedelini çok sayıda insan öder. Kendi çıkarını esas alır; bulunduğu makamı, kendisine emanet edilmiş bir sorumluluk olmaktan çıkarıp kişisel hakkı gibi görmeye başlar...
Ancak böyle insanların yükselişini yalnızca onların kişilikleriyle açıklayamayız. Onları kimlerin, neden desteklediğine de bakmamız gerekir...
Bir insanın yüksek sesle konuşmasını kararlılık, saldırganlığını cesaret, eleştiriye tahammülsüzlüğünü güç sayıyorsak; özür dilemesini zayıflık, düşünerek konuşmasını yetersizlik olarak görüyorsak, tercih ettiğimiz yönetici tipini de kendimiz biçimlendiririz. Pişkinliği ödüllendiren bir toplumda utanabilen insanların geri çekilmesine, utanmayanların ise daha fazla yer kaplamasına şaşırmamalıyız...
Bu nedenle daha iyi bir dünya umudu, toplumun bilinçlenmesiyle yakından ilişkilidir. Bilinçlenmek, çok sayıda habere ulaşmaktan fazlasını gerektirir. Duyduklarımızı sorgulamayı, iddiaları kanıtlardan ayırmayı, desteklediğimiz insanların yanlışlarını da görebilmeyi ve kendi tarafımızın çıkarı uğruna adalet duygumuzu susturmamayı öğrenmemiz gerekir...
Dünyayı daha yaşanabilir kılacak insanları yönetime getirmek istiyorsak, kimi neden yücelttiğimizi sorgulayarak başlamalıyız. Maskelere duyduğumuz hayranlığın yerini bilgiye, yeterliliğe ve karaktere verdiğimiz değer aldığında, seçimlerimiz de değişecektir...
Bilgi ve başvuru...
www.safaknakajima.com
Tel: 0552 223 98 97
* Bu bir editöryal haberdir.








