Arif Nacaroğlu
[email protected]
Emekçi olmasaydı,
Mısır piramitleri yapılamazdı...
Babil’in asma bahçeleri yeşeremezdi...
Mayalar’ın kuleleri gök yüzünün en üst katına ulaşmak için yükselemezdi...
Mezopotamya’nın uçsuz, bucaksız toprakları sürülemez, ekilemezdi...
Emekçi olmasaydı demirden mızraklar, zırhlar, kılıçlar, demirden arabalar yapılamaz, gözü dönmüş aç gözlü krallar dünyayı kana bulayamazdı...
Emekçi olmasaydı,
İnsanı yaşatan ilaç, insanlığı öldüren atom bombası, bombayı taşıyan uçak, yapılamazdı...
Bir başka emekçiydi, emeği, emekçiyi esir eden, öldüren. Emekçi olmasaydı kim yapacaktı Eyfel kulesini, Çanakkale Köprüsünü, Silivri zindanlarını? Kim boğacaktı şehzade Mustafa’yı, Genç Osman’ı? Kim asacaktı Deniz’i, Yusuf’u, İnan’ı?
Kahrolası “ekmek parası(?)” için kim dövecekti sokak ortasında gencecik öğretmeni? Kim satacaktı yoldaşını, sınıf kardeşini?
Kim üretecekti tranzistörü, kundurayı, uzay aracını, misket bombasını?
Kim bulacaktı bilgisayarları, robotları, yapay zekayı?
Nasıl milyarder olacaktı milyarder olanlar emek olmasa, emekçi olmasa? Nasıl yoksullukla, açlıkla sömürecek, hükmedecekti sermaye, sermayedar emekçinin ürettiği para olmasa?
Her şeyin sebebi gücünü bilmeyen, birlik olamayan, en büyük ortak paydanın din, dil, ırk değil emek olduğunun farkına varmayan emekçi...
Bir durdursalar dünyayı, ne savaş ne sömürü ne sömürücü kalacak ortada. Bir durdursalar hayatı ne kral ne padişah ne reis ne kan ne bomba ne yoksulluk kalacak dünyada...
NOT : Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...
* Bu bir editöryal haberdir.








