Sultan ÖZER...
[email protected]
Ne kolay, değil mi? “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek.”
Ücretlerinin ödenmesi için mücadele eden işçiler, toprağına, ağacına sahip çıkmaya çalışan köylüler; ölmemek için ses yükselten kadınlar… Nerede bir mücadele var, orada hemen yapıştırıyorlar: “Halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiler” diye…
Oysa asıl halkı kin ve düşmanlığa sevk eden siyasilerin açıklamalarını, uygulamalarını, ayrımcılıklarını görmüyorlar...
Son olarak da üyeleri Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin hak ettikleri alacakları için mücadele etmek, “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” sayıldı. Bağımsız Maden-İş Başkanı Gökay Çakır Ankara’nın talimatıyla Soma’da, örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ise Ankara’da gözaltına alınıp, çıkarıldıkları mahkemece “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekten” tutuklandılar...
Onları bu eylemleri yapmaya iten, üç bakanın taahhüdüne rağmen sözünü tutup işçilerin maaş ve tazminatlarını ödemeyen Yıldızlar SSS Holding sahibi Sebahattin Yıldız’ın icraatlarını nereye koymalı? Asıl halkı kin ve düşmanlığa teşvik bu değil mi?
***
Yıldızı AKP döneminde, özellikle Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın görev yaptığı 2009-2015 yılları arasında parlayan Sebahattin Yıldız, enerji şirketi aracılığıyla ülke genelinde petrol, gaz ve altın arama dahil, binlerce farklı maden ruhsatı almış; aynı dönemlerde TMSF ve Özelleştirme İdaresi kapsamındaki kritik tesisleri (Eti Gümüş, Doruk Madencilik vb.) satın almıştır...
Bugün işçilerin ücretlerini, bakanların devreye girmesine rağmen ödemeyen Yıldız’a bir de 2010 yılında TBMM Üstün Hizmet Ödülü verilmiştir...
Sadece Bağımsız Maden-İş üyeleri değil, Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası üyeleri de alamadıkları hakları için günlerce Ankara’da direnmiş, açlık grevi yapmış, Sakarya Meydanı’nda, holding önünde, sendika misafirhanesi önünde eylemler gerçekleştirmişlerdir...
Bütün bunlar yaşanırken Sebahattin Yıldız kârlarına kâr katmaya devam etmiş, ama hakkı olan ücret ve tazminatlarını alamayan ve eylem yapan işçiler defalarca tartaklanmış, gözaltına alınmış, son olarak da sendikacılar tutuklanmıştır...
Ve sanki Yıldızlar SSS Holding ve Sebahattin Yıldız’ın yaptıkları ortada değilmiş, tepkiler yeni yükseliyormuş gibi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, “Uzun süredir ülke gündemimizde olan ve milyonlarca liralık servete sahip olduğu belirtilen Yıldızlar SSS Holding sahibi Sebahattin Yıldız’ın, maden işçilerinin aylardır ücret ve tazminat alacaklarını ödemediği yönündeki iddialar sindirilemez, sineye çekilemez” demiştir...
Hani halk arasında da kullanılan bir ifade var ya: “Mızrak çuvala sığmadı” diye…
Sayın Saral da “mızrak çuvala sığmayınca” açıklama yapma gereği duymuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İşçinin hakkı, patronun lütfu değil, alın terinin karşılığıdır” demiştir...
İyi de işçiler zaten sürekli bunu söylüyor: “Lütuf istemiyoruz, alın terimizin karşılığını istiyoruz” diye…
Oktay Saral, muhalefetteymiş gibi, “Maden işçisinin alın teri üzerinden kimse servet büyütemez. İşçinin hakkı, patronun insafına bırakılamaz. Maden işçilerimizin yanındayız. İlgili bakanlıkları ve yetkili kurumları bu iddiaları ivedilikle incelemeye, maden işçilerinin haklarını korumaya ve alacaklarının ödenmesi için gereken adımları atmaya davet ediyoruz” çağrısı yapmıştır...
***
Sahi, ülkede bunlar yaşanırken sendikacılar nerede?
O koca koca “konfederasyon” adıyla sendikacılık yapanlar?
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Bağımsız Maden-İş yöneticilerinin tutuklanmasının ardından yasak savar gibi bir açıklama yayımlamış...
Öznesiz, madenci sözcüğü bile geçmeden… Sevgili Bahadır Özgür’ün dediği gibi, “Sadece hangi ülkede geçtiği belli olan, kimin tutuklandığı belli olmayan” bir açıklama!
Çerkezoğlu, beş paragraflık bu açıklama yerine, “Hakları, kazanılmış alacakları için mücadele eden Bağımsız Maden-İş’in Yöneticileri Gökay Çakır ve Başaran Aksu tutuklanmıştır. Sendikacıların tutuklanması kabul edilemez” dese bile yeterdi…
Peki, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun açıklaması dışında, diğer konfederasyonlar ne yapmış?
Aylardır başkentin ortasında iki ayrı noktada, iki ayrı sendikanın üyesi maden işçileri direniyor, soyunuyor, açlık grevi yapıyor, gözaltına alınıyor, sendika yöneticileri tutuklanıyor…
Bir tepki var mı?
Sadece nisan ayında DİSK’e bağlı 11 sendikanın bir ziyaretinin olduğunu gördüm medya taramasında…
KESK destek verdi, TTB açlık grevindeki işçilerin sağlık durumlarının kontrolünü üstlendi...
Haa, unutuyordum!
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da Türkiye Maden-İş üyesi işçileri ziyaret etmiş!
Bunu da gazetemizin Ankara Temsilcisi Kübra Kırımlı’nın haberinde okudum...
İşçilerin fotoğraf çektirirken ağzını kapattığını gören Kübra, nedenini sorunca işçi, paralarını alamadıkları için dişlerini yaptıramadığından söz ediyor. Bir başka işçi de “Ergün Atalay söz verdi dişlerimizi yaptıracak” diyor...
Oysa işçilerin dişlerini yaptırmak yerine destek verse, ses yükseltse de işçilerin hakları bir an önce ödenseydi, o işçiler dişlerini kendi paralarıyla yaptıramaz mıydı?
Öte yandan, AKP döneminde yıldızı parlayan Sebahattin Yıldız’ın sahibi olduğu Yıldızlar SSS Holding’in işçi haklarını gasbetme tutumu, diğer patronlar tarafından da örnek alınıyor...
Birçok fabrikada, iş yerinde patronlar işçi alacaklarını ödememe yoluna gidiyor...
Ama hakları için direnen işçilerin eylemleri de diğer işçilere örnek oluyor...
Mücadele büyüyor...
NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...
* Bu bir editöryal haberdir.








