Sahadan Kopuk Hesaplar Ve Fındık Üreticisinin Çıkmazı...

Sahadan Kopuk Hesaplar Ve Fındık Üreticisinin Çıkmazı...

*VEHBİ TEZCAN yazdı...

​Karadeniz insanı için fındık, sadece topraktan toplanan bir tarım ürünü değil; çoluğunun çocuğunun rızkı, bir yıllık emeğinin ve alın terinin karşılığıdır. Ancak ne yazık zorlu bir sezonun ardından gözler fındık fiyatlarına ve TMO kapılarına çevrildiğinde, üretici her yıl benzer bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalmaktadır.Bu yıl yaşananlar ise sahadaki tarımsal gerçekler ile masa başındaki bürokratik kararlar arasındaki kopukluğu her zamankinden daha açık bir şekilde gözler önüne sermektedir...

​İşin en başında, iktisat ve tarım mantığına aykırı biçimde resmi bir maliyet hesabı dahi kamuoyuyla paylaşılmadan ilan edilen 250 liralık alım fiyatı gelmektedir. Normal şartlarda bir taban fiyat belirlenirken girdiler hesaplanır, üzerine üreticinin refah payı eklenir ve sonunda rakam açıklanır. Oysa bu sezon, gübre fiyatlarının bir yılda yüzde üç yüzlerin üzerine çıktığı, geçen yıl tonu beş bin iki yüz lira olan şeker gübrenin bu yıl yirmi iki bin liraya dayandığı, yevmiyelerin iki bin,üç bin rakamlarını bulduğu ortamda, üreticinin kapısına dayanan bu devasa maliyet yükü tamamen yok sayılmıştır...

Maliyet kalemlerinin şeffaf bir şekilde açıklanmasından kaçınılarak ilan edilen bu fiyat, engebeli ve zorlu Karadeniz coğrafyasında fındık üreticisini kâr ettirmek bir yana, zararına bir üretime mahkûm etmektedir...

​Bu hesapsızlığın üzerine bir de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin dönüm başına uyguladığı yüz kilogramlık kota engeli eklenmektedir. Devletin fason teslimatları veya usulsüzlükleri önleme gerekçesi elbette anlaşılabilir; fakat çözümü her araziyi ve her üreticiyi tek bir kalıba sokmakta aramak son derece yanlıştır. Toprağına bakan, gübresini ve bakımını eksik etmeyerek dönümden yüz elli, hatta iki yüz kilogram verim alan çalışkan üretici, bu kota yüzünden ödüllendirileceği yerde adeta cezalandırılmaktadır. Kota sınırını aşan kaliteli ürün TMO kapısından geri çevrilmekte, alın teriyle yetiştirilen fındığın kalan kısmı serbest piyasada tüccarın insafına ve düşük fiyat baskısına terk edilmektedir...

​Sonuç olarak, üretim maliyeti resmi olarak ortaya konulmadan açıklanan taban fiyat ve toprağın gerçek verimini yok sayan katı kota uygulamaları, Karadeniz üreticisinin belini bükmektedir...

Masa başında alınan bu tip kararlar, toprağın sesini dinlemekten uzak kaldığı sürece tarımda sürdürülebilirlikten bahsetmek imkânsız hale gelecektir. Üreticinin talebi çok nettir: Alın terinin gerçek maliyetler üzerinden karşılık bulması ve emeğin bürokratik engellere takılmadan değerince karşılık görebilmesidir...

*Yazar ve Türk sanat müziği korosu yönetmeni...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber 17 Ağustos depreminin üzerinden 27 yıl geçti...
Benzer Haberler

İDAM...

PARTİLİ OLMAK...