Sezai SARIOĞLU yazdı...
Yağmur, insanın kuruluğuna itirazdır...Göğün yere selamıdır yağmur...
En eski arkadaşlarımızdan olan yağmurun huyunu-suyunu biliriz de o bizimkini bilmez...
Yağmurun yağma merakını biliyoruz. Bazen gök çekimine tabi olup yağmayı unutsa da, yağmak, yağmurun tabiatına uygun bir eylem...
Bırakalım yağmanın tadını çıkarsın yağmur. O yağarak yaşar, ona kızamayız. Doğa kendi işini yapıyor, yağmur kendi işini yapıyor. İşini yapmayıp, doğa düzenini bozan "insan" denen varlık ise kötülüklere devam ediyor...
Son zamanlarda yağmurun aleyhine ifade veren verene. Yaşamak için, bazen içimizden dışımıza, bazen dışımızdan içimize yağmıyor muyuz?
Bir zamanlar, "Hiç yağmur yağmadı o şarkıdan sonra... Giden gitti, geriye gözü yaşlı bir sözcük kaldı" demiştim ama gökyüzünden başka duyan olmamıştı...
Ân itibarıyla suyu taklit ederek yağıyor yağmur. Gençliği yere bakarak geçen Şeyh Galib'in "Sır şahtır, ona ihtimam et" dizesinden hareketle söylersem; bedenlerimizin, sözcüklerimizin ve yaşamlarımızın kuruluğuna itiraz olan yağmura ihtimam edip göz kulak olalım...
İnsan şırılçıplak doğar...
Yağmurun, sözcüklerle, kavramlarla kendini gizleyen örtülü varlık insanın kendindinden bile gizlediği sırlarını ve huylarını açığa çıkarma huyu vardır...
İnsan tuhaf ve tahmin edilemez bir varlıktır... Doğa kulağımıza böyle söyler fısıldar..
Fotoğraf: Koşuyolu/Validebağ Korusu..
* Bu bir editöryal haberdir.








