Zübükler ölmez - 2. Baskısı ÇIKTI...

Zübükler ölmez - 2. Baskısı ÇIKTI...

Veli BAYRAK yazdı...
[email protected]
İllüstrasyon: Meta Al...

Bizim Mülayim. Nam-ı diğer Zübük! Sakın ola boyunu, posunu, kilosunu merak etmeyin. Çünkü karakteri gibi bunlar da değişkendir. İsterse zayıflar Mülayim, isterse şişmanlar. Kel olur, şaşı olur, namussuz olur, şerefsiz olur. İsterse topallar, isterse tazı gibi koşar. Mülayim için esmer, sarışın, kumral demek de doğru değildir. O, menfaati neredeyse oraya döner, çıkarı neyi gerektiriyorsa o renge girer. Bukalemun halt etmiştir yanında!

Yeter ki çıkarı olsun, menfaati yapmak istedikleriyle uyuşsun. Dün kara dediğine bugün ak der, dün düşman bellediğine bugün kardeşim diye sarılır. Dün kürsülerden veryansın ettiği insanları bugün yere göğe sığdıramaz. Dün söylediği sözleri bugün inkâr eder, dün savunduğu davayı bugün kötüleyiverir. Dün ağzından çıkan söz, bugün kendisine sorulduğunda ya hatırlanmaz ya da inkâr eder. Çünkü Mülayim'in hafızası değil, menfaati kuvvetlidir!ü

Bir bakarsınız bir partide, bir bakarsınız ötekinde. Sağcı olur, solcu olur, dinci olur, dinsiz olur her halt olur. Dün bir safta, bugün karşı safta, yarın hangi safta olacağını ise ancak çıkarları bilir. Rüzgâr nereden eserse oraya döner, iktidar hangi yöne bakarsa Mülayim de o tarafa döner. Dün sövdüğüne bugün methiyeler dizer, dün eleştirdiğine bugün övgüler yağdırır. Dün “Asla!” dediğine bugün “Zaten hep böyle düşünüyordum!” diyecek kadar da kıvraktır. Dün söylediği sözün arkasında durmak yerine, o sözün arkasından dolanmayı tercih eder...

Bütün bunlara rağmen düzgün yaptığı tek bir iş vardır Mülayim'in! Üstü başı tertemiz, ayakkabıları cilalı, yüzü muntazam tıraşlıdır. Gören adamdan sanır yani! Ama bir var ki cebi delik! Hayır, parası olmadığından değil, haydan gelen huya gittiğinden. Mülayim'in en büyük marifeti yalan söylemek, fırsat kollamak, avanta almak, kendine ait olmayan arsaları kendi malıymış gibi göstermek ve kaporayı aldıktan sonra sırra kadem basmaktır...

Bir gün emlakçı olur Mülayim, ertesi gün ardiyeci. Bir gün sigorta acentesi olur, öbür gün halı satıcısı. Bazen de gümrükte tanıdıkları varmış gibi anlatır durur. Her devrin bir numarası, her kapının bir anahtarı, her insanın da bir zayıf noktası vardır onun gözünde. Dolandırmayı kafasına koyduğu kişiye hemen yanaşır, “Ufak bi nakde ihtiyacım var, hele bir halledeyim, seni de görürüm!” der!

İnsanları umutlandırır. Umutlandırmakla kalmaz, sakalını da alır. Üstelik söylediği yalanlara en çok kendisi inanır. Bir süre sonra neyin yalan, neyin gerçek olduğunu kendisi de karıştırır. Ama olsun! Mülayim için önemli olan hakikat değil, o gün işine gelen hikâyedir...

* Yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Ozan Şiar Ağdaşan Bir Dünya Aşıklar Ansiklopedi'si hazırladı...
Benzer Haberler