AÇIL SABAH AÇIL!

AÇIL SABAH AÇIL!

*Sezai SARIOĞLU yazdı...

Şimdileri bilmem ama evvel zamanlarda sahaflar, sabahları dükkânlarını açınca kitaplardan önce kendi tozlarını alırlarmış...

Uzun zaman sonra zamanın ve hiķâyelerin emri, şiir ve şarkıların kavliyle buluşunca, dilimizin ve sözcüklerimizin tozunu alarak konuştuk. Gülten Akın'ın "Aracısız konuş kendinle" dizesinin izini itinayla sürüyor; aklımıza ve kalbimize yanlış iliklenmeyen sözcüklerle konuşmaya heves ediyoruz...

Kalbî konuşmak içimizin ağusunu alıyor...

İçimizin sağlamasını dışımızda, dışımızın sağlamasını içimizde yaparak kalbimizi oyalıyoruz...

Ömür sanki şöyle bir şey:
Zamana, cümlelere ve kendimize söz geçiremediğimiz bir macera. Bir zamanlar kendimizi koyduğumuz yerde değiliz. Dünya bildiğimiz o dünya değil. Elimizle koyduklarımızı dilimizle bulamıyoruz...

Sözcüklerin uyurken nereye gittikleri umrumuzda değil. Uzaklara bakarken yakını görememek huyumuz sürüyor...

Gece yatarken dilimizin altına sakladığımız anahtarı, sabah  kalbimizde arıyoruz ama bulamıyoruz. Birinin beden ve cümle kapımızı açmasını bekliyoruz...

Şahmaran bize der ki; 
"Peki! Ya yeraltı yoksa? Ya, dışımız içimizdeyse!"

Başka ne der Şahmaran bize; 
"Peki! Ya, yeraltı yer üstündeyse? Ya, içimiz dışımızdaysa!"
SÖZai...

Fotoğraf: Songül Bozacı, 
Mekân: Evvel zamanlarda Mardin, Ebuburak Toparlı'nın masal evi...
*Şair ve yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Diyelim ki...
Benzer Haberler

Diyelim ki...

SABAH MASALI...

GAMZELERİNE GÖMÜLDÜM...

Desem ki...