Desem ki...

Desem ki...

BİROL KESKİN yazdı...
[email protected]

I. Abdalın Yalnızlığı

Desem ki…
Almanya’nın güneyinde ya da ortasında bir yerde,
haritaların gösterdiği ama kimsenin gerçekten görmediği bir şehirde,
bir başıma yürüyorum.
Kalabalıkların içinden geçiyorum ama kimseye değmeden.
Sesler var etrafımda, çokça söz, çokça gürültü…
Ama hakikat, sanki herkesin dilini terk etmiş...

Desem ki ben bir seyyahım…

Yolum ne asfaltla sınırlı ne de sınır kapılarıyla.
İnsanın içinden geçiyorum, kendi içimden geçer gibi.Her yüz bir hikâye, her bakış yarım kalmış bir cümle...

Desem ki ben bir dervişim…

Azla yetinmeyi öğrendim, çok şey görerek.
İçimde susturduğum fırtınalar var.
Ve dışımda, susmaması gereken bir dünya...

Desem ki ben bir Bektaşi’yim…
Gülüyorum bazen, en olmayacak yerde.
Çünkü bu düzen, ciddiyetle değil, ince bir alayla çözülür.Gerçeği söylemenin bin yolu varsa,
en keskini bazen bir tebessümdür...

Ve desem ki ben bir abdalım…

Ne malda gözüm var ne makamda.
Ama haksızlık gördüğüm yerde içim yanar.
Bir çocuğun suskunluğu, bir kadının korkusu,
bir işçinin eğilmiş başı.Hepsi gelip içimde yer bulur...

Ben bu dünyanın “akıllılarına” benzemem.
Onlar bir sustu mu kalır öyle,
benim içimde kırk yıllık sesler uyanır.
Onlar eğilip geçer, ben direnip kalırım.
Bu yüzden yalnızım...

Ama bu yalnızlık eksiklik değil.
Bu, kalabalıkların kaybettiği bir şeyin bedeli...

Bazen kendime sorarım:
Yanlış olan ben miyim, yoksa bu düzen mi?
Sonra bir yerde bir adaletsizlik görürüm…
ve cevabımı alırım...

Ben bu çağın yabancısıyım belki,
ama insanlığın tanıdığı eski bir yolcuyum...

II.Yürümenin Hikâyesi...

Ve ben…
O iz kaybolmasın diye yürüyorum.
Yalnız, yapayalnız…
ama eksilmeden...

Çünkü abdal olmak,
kaybetmek değil — fazlalıklardan kurtulmaktır...

Ama bu çağ…

fazlalıkları büyütenlerin çağıdır.
Sözün değersizleştiği,
emeğin ucuzlatıldığı,
insanın ise rakamlara indirildiği bir çağ.
Adaletin terazisi eğilmiş,
doğru olan değil, güçlü olan konuşur olmuş.
Ve en tehlikelisi de şu:
İnsanlar artık buna alışmış...

Benim yalnızlığım biraz da bundandır.
Çünkü ben alışamam.
Bir işçinin hakkı yenirken susamam,
bir kadının sesi kısılırken susmam,
bir çocuğun geleceği çalınırken “bana ne” diyemem...

Belki bir kişiyle değişmez dünya…
ama bir kişi susarsa, dünya biraz daha kararır...

Bu yüzden
ben kendime abdal diyorum.
Oysa bu
sadece yürümek.
Yol biterse
bir başkası başlar...

*Sendikacı yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber TARİH MASALI...
Benzer Haberler

TARİH MASALI...

AY YÜZLÜ GENÇLER...

MA...

DOST İNSANLAR...