Benim yerimde siz olsanız ne yapardınız?

Benim yerimde siz olsanız ne yapardınız?

*Veli BAYRAK yazdı...

Sayın hâkim bey! Hakkımda herhangi bir karara varmadan evvel durumu size olduğu gibi anlatmak istiyorum. Yalanım varsa şurdan şuraya çıkmak nasip olmasın...

53 yaşındayım, iki çocuk babası ve otuz senedir evliyim. Ne yalan söyleyeyim, bugüne kadar hiçbir işte dikiş tutturamadım. İnşaat, amelelik, seyyar satıcılık…Ne bulduysam yaptım. Ama evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim bir var ki düzenli bir işim olmadı hiç...

Bu arada dört parti değiştirdim beni işe sokarlar diye; olmadı. Sağcı oldum, solcu oldum, milliyetçi oldum, dinci dinsiz her şeyi denedim; yine olmadı. Ama dedim ya Allah’a şükür evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Bir ara Sami Efendiye takıldım. Dört kez Hac’a gidip gelmiş, yanında iş verdi. Birinci ayın sonunda baskın yedik. Sami Efendi içeri girdi, beni kapı dışarı ettiler. Meğer üfürükçüymüş, en son çocuğu olmayan kadının göbeğine hem de çırılçıplak bir şeyler yazıyormuş ki iş üstünde yakalanmış. İfadesinde, “Benim niyetim kocasınaydı, hatun ‘ille de sen yaz’ deyince nefis bir an galip geldi, kalem de bana uydu.” demiş ama yine de içeri girmekten kurtaramamış kendini. Ama Allah vekil yine de evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Bizim Sulhi vardı ben yaşlarda, bir gün beni aldı Moldova’da bir inşaatta çalıştırmak için şirkete götürdü. Ben de kabul ettim. Ne de olsa parası yüksek. Bir sene boyunca para almadım çünkü Sulhi “Hesaba yatırıyorlar.” diyordu. Dönüşte gördüm ki ne para var ne bir şey! Sulhi’de zaten otuz kişiyi böyle dolandırdıktan sonra şehir değiştirip kaçmış. Ama Allah var yine de evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Çocuklar büyüdü, masraflar arttı, eşyalar eskidi, hanım da başımın etini daha çok yemeye başladı. Kabadayı Nuri’den yardım istedim, sağ olsun bir nakliye işine soktu. Ama daha ilk nakliyede yakayı ele verdim. Meğer yasaklı madde taşıyormuşum. Bir sene hapis yatıp çıktım ama Allah şahit evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Büyük oğlan evlenmek istedi. Para yok pul yok, oğlanda tutturdu ayrı bir eve çıkacağım diye. Hanımla anlaştık, onun akrabalarından benim akrabalarımdan borç para alıp müteahhit Selim Bey’in yanına gittim. Sağ olsun Selim Bey bana bir arsa sattı parası peşin. Satarken, “Böylesi daha uygun, yakında imar geçecek en az iki daire düşer.” dedi. Bir hafta sonra hanımı ve çocukları alıp arsayı görmeye gittik. Meğer arsa askeri yasak bölgedeymiş. Askerler bizi koymadı! Selim Bey’e gittim, “İstersen şikayetçi ol orduya karşı gelmek neymiş görürsün!” dedi. Gerisin geri eve döndük. Oğlan evi terk etti, küçük onun peşinden. Ama Allah’a şükür evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Bir ara biri beni belediyeye işe sokacağını söyleyip dolandırdı, sabah belediyeye gittim temizlik işlerine ne kayıt var ne bir şey! Bir süre şans oyunlarını denedim belki tutar diye amorti bile çıkmadı. At yarışı oynadım birinci gelecek atın ayağı kırıldı yarıştan men edildi. Bir arkadaş, “İnternete takıl orada çok para var.” dedi Youtube kanalı açıp karımla birlikte yayın yapmaya başladık. Tıklanma sayımız artmadı ama polis kapımızı tıkladı hanım ve benim uygunsuz görüntülerimiz yüzünden. Hanım eşyasını toplayıp babasının evine gitti ama Allah vekil evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

Üç gün sonra hanım bir televizyon kanalına çıkıp, “Kocam beni dövdü” diye beni elaleme rezil etti. Önce telefonla bağlandım sonra stüdyoya gidip, “Böyle bir şey yok.” dedim ama kimse bana inanmadı. Sunucu beni azarladı, avukat tutanak tuttu, izleyiciler yüzüme tükürdü ama Allah şahidim olsun evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim...

En son işte huzurunuza çıkmadan evvel, Naci vardı, Kolpa Naci ona rastladım durumu anlattım. Acıdı bana, imana geldi, “Sana bir iş buldum.” dedi. Ne iş yapacağımı sordum, güldü Naci, “Akşama kadar it ayağı yemiş gibi gezeceksin.” dedi. Zaten son zamanlarda başka bir şey de yaptığımızda yok hâkim bey ben de kabul ettim. Ama Allah’a şükür evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim... 

Kolpa Naci, elime, küçük renkli kağıtların üzerine, “Betül, Hayriye, Suzan, Gül, Oya” gibi isim ve telefon numaraları yazan bir çuval dolusu kâğıt verdi. Ben bunları şehrin merkezinde sokak sokak gezip çaktırmadan yere atacaktım. Sebebini sordum, “Kermes gibi düşün, toplanan paralarla okul yaptıracağız.” dedi. Meğer bunlar şebekeymiş hâkim bey bir haftadır polis takibindelermiş. Kolpa Naci hariç hiç kimseyi tanımıyorum hâkim bey o da zaten şehir değiştirip kaçmış. Bu sebeple bir tek beni çıkardılar karşınıza ama Allah var evimi barkımı kimseye muhtaç etmedim. Karar sizin hâkim bey hüküm sizin; benim yerimde siz olsanız ne yapardınız?

*Gazeteci yazar…

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Rahmi Yıldırım’ın ardından...
Sonraki Haber En çok senin bayramın kutlu olsun!
Benzer Haberler