Atilla KESKİN yazdı…
Fotoğraf: Süleyman Özdemir…
Sosyal medyada sık sık videolarını görüyoruz. Güzelim koylarda, göl, nehir kenarlarında, ormanlarda insan denemiyecek bir yaratık türü yiyip,içip ; yemek artıklarını, plastik, cam kağıt ne varsa orada bırakıp gidiyor. Çevreden taş toplayıp ocak yapan mı , ağaçları kırıp ateş yakan mı ne ararsanız var bu yaratıklarda...
Ne doğaya, ne insana, ne hayvanlara en küçük saygısı olmayan, hatta onlardan nefret eden bir tür bu. Devlet, hükümet bu yaratıklardan farklı mı sanki? Bir kaç milyon dolar gelecek diye, Avrupa'nın çöp deposu haline getirdiler ülkeyi.
Başka güzelim insanlar da var elbet. Bakıyorsunuz; çoluk çocuk, kadın erkek ellerinde eldivenler, bu rezil yaratıkların çöplerini topluyorlar.
Doğayı korumaya çalışıyorlar...
Muğla Belediyesi orman yangınlarına ilk anda müdahale edilebilmesi için, akıllıca bir davranışla, orman içinden veya kıyısından geçen yolların kenarına 20 kiloluk su dolu plastik bidonlar koymuş. Benzer uygulamayı kişisel insiyatifleriyle iki güzel, aydın insan daha yapmış...
Belediyenin koyduğu 400 su bidonuna ne olmuş dersiniz? Bir kaç gün içinde bunların 300 tanesi çalınmış. Bu hırsızlar kanımca çok yoksul da olamazlar. Çünkü yol kenarındaki bu su bidonlarını ancak arabası olanlar çalabilir.
Bir şehirde adam hayır yapmak için kasalara doldurduğu simitleri yoksullara dağıtmaya çalışıyordu. Adamcağız: “ Lütfen bir tane alın arkadakilere de kalsın,“ diye uyarıyordu. Kim dinler, hele de bazı kadınlar diğerinin baş örtüsünü çekiştirerek alabildiği kadar kavga döğüş alıyordu. Torba ile kiraz dağıtan bir hayırseverin kirazlarının başına gelen de aynı oldu...
Niye anlatıyorum bunları sayfa arkadaşlarım. Ahlaki, vicdani çöküşün uç örnekleri bu anlattıklarım. Türkiye'deki her alandaki çöküş ekonomide, doğada uzun yılların çabasıyla belki düzeltilebilir. Ama kendisine insan diyemediğim , çöküşün sonucu ortaya çıkan bu yaratıklar nasıl değiştirilecek acaba?
* Bu bir editöryal haberdir.








