Enver ŞAT...
[email protected]
Fotoğraf : Evrensel Gazetesi…
Kömür madenlerinde kayıtlara geçen en eski ölümlü kazalardan biri 1621’de İngiltere’nin Gateshead kentinde yaşandı. Richard Backas adlı madenci yer altında grizu nedeniyle yanarak yaşamını yitirdi...
Aradan dört yüz yılı aşkın zaman geçti...
Bu yazıyı hazırlarken son yüz yılda G20 ülkelerinde yaşanan büyük kömür madeni facialarını tarıyordum. ABD’den Almanya’ya, Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan uzun bir ölüm listesi vardı önümde...
Tam o sırada Soma’dan yeniden ölüm haberi geldi...
Böylece yüzlerce yıldır okuduğumuz maden faciaları bir anda tarih olmaktan çıktı...
1 Ekim’de İmbat Madencilik’e ait Eynez yer altı kömür ocağında göçük meydana geldi. Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, Ömer Karakaya ve İsa Olcay yaşamını yitirdi. İki işçi yaralı kurtarıldı...
Bu isimleri özellikle vermek istedim...
Çünkü her birinin bir hayatı, ailesi, dostları vardı. Her biri yalnızca bir sayı değil, bir insandı...
Konuyu Evrensel’den Deniz İpek 2 Ekim tarihli köşesinde ayrıntılı biçimde yazdı. 3 Ekim’de de Evrensel bu konudaki haber ve yorumlarıyla önemli bilgiler verdi. Bunları tekrar etmeyeceğim...
Soma zaten bu acıyı biliyor. 2014’te 301 madenci öldü. Kozlu’da 1992’de 263, Amasra’da 2022’de 43 madenciyi kaybettik...
Şimdi aynı Soma’da beş isim daha bu listeye eklendi...
Kömürün insanlık tarihinde önemli bir yeri var. Birinci Sanayi Devrimi’nin temel enerji kaynaklarından biriydi. Buhar makinelerini, fabrikaları, demir yollarını besledi...
Ama o dönem başka, bugün başka...
Artık rüzgarımız, güneşimiz, hidroelektriğimiz ve giderek gelişen enerji depolama teknolojilerimiz var. Yani yüzlerce yıl önce kömürün taşıdığı tarihsel zorunluluk bugün geçerli değil...
Avrupa’nın birçok ülkesinde yer altı taş kömürü madenciliği ya sona erdi ya da büyük ölçüde daraldı. Ölümcül kazalar geçmişe göre çok azaldı. Ama tamamen bitmiş değil...
Polonya’da taş kömürü madenciliğinde 2025’te 12 işçi yaşamını yitirdi. 2026’da da yedi ölümle devam etti...
Almanya son taş kömürü madenlerini 2018’de kapattı. Britanya’da büyük ölçekli derin kömür madenciliği 2015’te sona erdi. Avrupa Birliği’nde kömürün elektrik üretimindeki payı 2025’te yüzde 9.2’ye kadar geriledi...
Kömür bittiği için değil, enerji sistemindeki önemi azaltıldığı için...
Yani Avrupa’nın önemli bir bölümü yalnızca madenleri daha güvenli hale getirmeye çalışmıyor; işçiyi yer altındaki kömür üretimine bağımlı olmaktan da çıkarıyor...
Türkiye’de ise kömür hâlâ can almaya devam ediyor. Bir yandan da yeni kömür ocakları açılmak isteniyor...
3 Ekim’de Evrensel’de yayımlanan haberde İmbat işçileri; işçi sayısının azaltılmasından, ithal kömürle rekabet için maliyetlerin düşürülmesinden ve üretimi hızlandıran “haydi haydi” düzeninden söz ediyor...
Sorulması gereken soru açık:
Üretim hedefi yükselirken güvenlik payı da aynı ölçüde yükseliyor mu?
Özel sektörün işlettiği bir madende şirket açısından tonaj, maliyet ve kârlılık önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin görevi ise tam burada başlar...
Çünkü güvenlik, üretimden sonra düşünülecek bir gider kalemi değildir...
Üretimin ön koşuludur...
Madencilikte tehlikeler ve riskler gayet iyi biliniyor...
Metan biliniyor. Kömür tozu biliniyor.Havalandırma biliniyor.Tahkimat biliniyor. Sensörler, gaz ölçümleri, jeoteknik izleme, acil durum planları biliniyor...
Asıl mesele, risk yükseldiğinde üretimi durdurabilecek bir sistemin gerçekten işleyip işlemediğidir...
Çünkü üretim baskısı ile güvenlik karşı karşıya geldiğinde tercih her seferinde üretimden yana yapılıyorsa, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin madencinin yaşamı korunamaz...
İmbat Madencilik de ilk kez ölümle gündeme gelmiyor. Ama bu son olayda bütün rakamlardan daha ağır bir görüntü var...
Kerim Ören binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Oğlu Yaşar, babasının tabutunun başından ayrılmadı...
Bir istatistik tablosunda bu olayın karşılığı “5 ölü”dür...
Yaşar için ise o bir sayı değil...
Babası...
O fotoğraf, insanım diyen herkesin zihnine mıh gibi çakılıp kalmalı...
Bence maden güvenliğini tartışırken bütün raporların ilk sayfasına bu fotoğrafı koymak gerekir...
Çünkü mesele kaç ton kömür çıkarıldığı değildir...
Kaç işçinin vardiyaya girip akşam evine dönebildiğidir...
NOT : Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...
* Bu bir editöryal haberdir.








