Kürt halkı Newroz 'da uyardı...

Kürt halkı Newroz 'da uyardı...

*Ali ÇARMAN 'ın Newroz izlenimi...
Fotoğraf : Soykırım karşıtları derneği...
[email protected]

Newroz bu yıl kitlesel katılım ve güçlü mesajlarla öne çıktı; alanlarda hem barış umudu hem de temkinli bir yaklaşım dikkat çekti...
Bu yıl Newroz kutlamaları, bölgenin büyük kentlerinin tamamında ve ayrıca ülke genelinde az rastlanır bir katılım ve coşkuyla kutlandı...

Uzun bir dönemdir, olanaklar el verdikçe Diyarbakır başta olmak üzere birçok şehirde onlarca kez Newroz gösterilerine, deryada bir damla misali katılmaktayım. İçinde bulunduğu tarihsel koşullarla birlikte politik bir güne, politik bir bayrama dönüşen bu anlamı büyük günde mazlum Kürt halkı, dost-düşman bütün dünyaya ismini duyurmakta...

Alanlardan yükselen mesajlar...

Kürt halkı ve direnişinin kalbi durumundaki Diyarbakır Newrozu öncesinde, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ve bir heyet ile birlikte Bismil, Batman ve Diyarbakır’da hakları için mücadele eden işçi evlerine ziyarette bulunduk. Sohbetlerin birinde işten atılan bir işçinin sarf ettiği şu cümle dikkat çekiciydi: “Biz işçiler Soma’da yere düşen işçiye tekme atacak kadar düşkün bir zihniyetle karşı karşıyayız, onun için doğusu ve batısıyla işçilerin birlik göstermesi zorunluluk olmuş durumda.” Bu söz, sorunların çözümü konusunda önemli bir uyarı niteliğindeydi...

Ortadoğu’nun en kadim halklarından biri olan Kürt halkının varlığı ve sorunlarının egemenlerce bilinçli bir tercihle yıllar yılı çözülmeyişi, Newroz’u sürekli canlı tuttu. Bu süreçle ayrılmaz bağlantılı olarak, tarihin derinliklerinde saklı tutulan mitolojik bir söylem ve destan, politik bir muhteva kazanarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bilgi, deneyim ve duyguları ifade etmek çok kolay değil...

Geçmiş yıllarda gerçekleşen her Newroz’un kendine has sorun ve beklentileri vardı. Barış gruplarının ülkeye girişi ve karşılanışı (2009), PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mesajının ilk kez meydanlarda okunuşu, 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un polis tarafından katledilişi (2017), Kobane direnişi dönemi (2015) ve Çözüm Süreci olarak başlatılan dönemin ilk Newroz'unun halk katındaki farklı beklentileri öne çıkıyordu...

Coşku, temkinli davranma ve değişen atmosfer...

Gerek şehir merkezinde gerekse Newroz alanında konuştuğumuz insanların neredeyse tamamı, süreçten (bütün belirsizliklere rağmen) olumlu söz ederken aynı zamanda “devlete güven olmaz” demeyi de ihmal etmedi. Elbette bazı Newroz'larda coşku ve heyecan en üst noktalarda olmuştu...

Adım başı polis kontrollerinin olduğu Newroz'lardan, kısmi bir yumuşamanın bariz şekilde hissedildiği bu yılki Newroz alanına önceden Abdullah Öcalan’ın büyük boy fotoğrafları asılmıştı. Keza yüzlerce Apo fotoğraflı bayrak, çok rahat bir şekilde bütün alanda taşındı. Atılan sloganlara da müdahale olmadı...

Havanın yağmurlu olması ister istemez akıllara “acaba” sorusunu düşürdü. Ancak yaşlısından gencine Kürt halkı, yağmur-çamur demeden sel gibi akarak boydan boya alanı doldurdu. Geleneksel zafer işareti yapanlar, alanda mangalar halinde yürüyüş yapanlar, yağan yağmura aldırış etmeden kadınlı-erkekli kol kola halay çekip zılgıt atanlar. Sahneden devam eden konuşmalar alkışlarla karşılanıyordu. Alanın orta yerine kurulan Newroz ateşi ve çevresi, fotoğraf çekenlerin, ellerinde ne varsa ateşe attıkları ve adeta dilek tutulan bir kutsallık derecesinde en çok ilgi gören yerdi…

Direnişin sürekliliği ve gelecek vurgusu…
Okul ihtiyaçlarını karşılamaya ve ailesine küçük bir katkı yapmaya çalışan çocuğu nasıl tarif edeceğiz? Aynı şekilde bayram parasıyla kendilerine oyuncak silah alıp sokaklarda şen şakrak oynayan çocuklar birilerine mesaj veriyor olmasın?

Yüzlerini Kürt renkleri “kesk û sor û zer” ile kapatıp askeri disiplinle dolaşan gençler ve dikkat çeken kadın katılımı, kadın vurgusu.Barışa ve özgürlüğe vurgu yapanlar, gerekli koşullar yaratılmaz, halkların kardeşçe bir arada yaşamasını teminat altına alan sürecin adımları bir an önce atılmaz ve eşit statü sağlanmazsa “savaşın” eşikte bekleyen bir tehlike olduğunu mu söylemek istiyorlardı?

Mitolojik bir günden, sürekli kendini aşarak yenileyen bir güne dönüşen Newroz’u yaratan bir halk için çaresizlikten, aldatmalardan söz etmek aslında egemen olana teslim olmak anlamına gelir ki Kürt halkı böylelerine tırşıkçı demektedir...

Ve şu gerçeklik çok rahatlıkla söylenebilir: Newroz direnişi ve kutlamalarına örgütlü bir halk olarak katılanlar, sürecin devamı doğrultusunda çok önemli mesajlar vermiştir...

Herkesi sorumluluklarının gereklerini zaman kaybetmeden, oyalamadan yerine getirmesi doğrultusunda uyarmıştır. Kürt halkı, ağır bedeller ödeyerek önemli kazanımlar sağlamıştır ve öyle görünüyor ki zahmetli bu yolda yürüyüşüne devam etmektedir...

Newroz’da bir kez daha umudumuzu diri tutan halkımızın önünde saygıyla...
* Gazeteci yazar…

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Toplama kampı ve kadınlar...
Benzer Haberler