*Hakan KEYSAN yazdı...
Denizli Kayak Merkezi'ni kimin açacağı hala belirsiz.
Böyle hikayeler ancak 17. dünya ülkelerinde yaşanır...
Ya da vandalizmin doruklarının yaşandığı bir ortaçağ sitesinde...
Sahnede trilyonluk bir tesis öylece bekliyor. Ama tesisin düğmesini basacak parmağın kimin gövdesine ait olacağı rekabeti, kapalı kapılar ardında ve yine bir halkı hiçe sayarak devam ediyor...
Bu üst akıl, siyasetin kurnaz aktörleri, yandaşlığı her şeyin üzerinde gören konformist kast düzeneği; tesislerde spor yapmak isteyen kayak sporcularının üzerinde tepiniyor...
Nikfer'de yatırım yapmış ve devlete vergisini ödeyen, birçok çalışanın ekmek teknesi olan ve ciddi yatırımlar yapıp turizme olanak yaratan kayak odalarının üzerinde tepiniyor....
Yıllarca mücadele verip dikkati bölgeye çeken Nikferli esnafın, evinin bi köşesini aparta çevirip tütünden belini kurtaramayan çiftçinin çocuğu için duyduğu ekonomik kaygıların üzerinde tepiniyor...
Tuzukuru bürokrasinin spor yapacak çocukların düşleriyle ilgili en küçük bir kaygısı yok...
Birbiriyle düello eden siyaset kurumu bugün bir halkın geleceğini yok ediyor el birlik.
Kamunun olanaklarını halkın ve çocuklarının geleceği yönünde kurgulayabilen siyasetçi insan arıyoruz mumla. Saygılı, hoşgörülü, duyarlı, dinleyen,öğrenen ve babacan davranan bir siyasi dirayet.... Kaç tane böyle siyasi figür tanıyorsunuz, isim sayalım haydi hep beraber..... !??
Ben Nikfer'de iki tane kulübün kayak hocasıyım. Birinin de başkanıyım. 40'a yakın sporcumun yarıdan çoğunun ailesi iktidar partisine oy veriyor. Onlara oy vermeyen diğerleri de bu ülkenin umudu, geleceği, kaygısı ve hayali elbirlik... Hadi ben bozguncuyum, olayım da, siz Niye hepimizin devleti olamayı başaramıyorsunuz...
Ama anlaşılıyor ki bu çocuklar siyaset kurumunun çözümsüz birer kurbanları olacaklar ne yazık ki. Bu haftasonu sezonun ilk yarışı başlıyor Erzurum'da, ancak biz sporcuya hizmet etmesi gereken tesislerde hala çözümsüzlüğün tiyatrosunu kanmış gibi yaparak izlemeye devam ediyoruz....
Bu çocukları yılda bir kez yapılan yarışmalara götürecek bir araç bile tahsis sağlayamıyoruz....
Binlerce araç geçtiğimiz haftasonu Nikfere akın etti. Ama tesis kapalıydı. Bizler yapılan küfürlerin tanığı, çözümsüzlüğün kurbanları olarak bir yanıt veremiyoruz. Bu tesisin açılamamasının vebali kimedir, günahı kime yazılacaktır, belki adresler belli ama; tek suçlu ve sorumlu da kamudur...
Kamu halkını ya terketmiştir ya da burdan alıp bu soruna çözüm üretecektir.... İlin kamu temsilcileri şapkayı önüne koyup bu inceliği ve duyarlılığı anlayabilecek mi acaba...
Bugüne dek bekledik çözüm olacağını umarak. Ama olmadı. Başaramadınız...Bizler çok üzgünüz, siyasete olan tüm güvenimizi tuzbuz ettiniz...
Ben giderek şişen bu öfkenin ve ağız dolusu küfür edecek seçmenin yaxıya düşmüş haliyim; okuyup anlayan ve çözüm düşünen kamuya saygı ve sevgilerimle duyurma görevini üstüme bir sorumluluk adderek yazdım....
Umuyoruz ki hala bir umut vardır. Cimer kurumunu işletmek dışında seçeneğimiz kalmadı...
Hakan hoca. ....
*Yazar ve sporcu...
* Bu bir editöryal haberdir.








