Sandraz ultra trail 2026 / BEYAĞAÇ...

Sandraz ultra trail 2026 / BEYAĞAÇ...

*Hakan KEYSAN...

Hafta sonu Beyağaç Topuklu yaylasında yapılan 1. Ultra maraton yarışması için karavanımızı alıp 1700 rakımlı Topuklu yaylasında kampımızı kuruyoruz...

3 kuşağın bir araya geldiği maskülen bir kamp bu. Babam ve oğlumun arasındaki kuşağı temsil eden ben ve kardeşim Uğur…

Yeni nesil gençleri günümüzde dağa çekmek oldukça zor, hele internet çekmiyorsa. Görkem de sadece bir gece kalmak koşuluyla katılıyor bu kampa...

Amacım ilk kez yapılan Sandraz Ultra Trail yarışmasının antrenmansız da olsa 10 km’lik etabına katılmak. Bir diğer amaç ise burada karavanımızla ilk kampımızı 3 kuşak bir arada yapmak…

İnsanların gündelik hayatında kendi varoluşlarını kutsayan süper egosundan sıyrılıp, farkındalığını, durup düşünmelerini ve benmerkezinden dünyaya evrensel bir varlık olarak bakabilmelerini tetikleyen uyarıcılar neredeyse kalmadı...

Her şey korkunç bir rekabet, yenme, ezme ve yok etme ritüelleri üzerinden ilerliyor. Vicdanla insan arasında açılmış olan ve kapanmak bilmeyen bu mesafe modern çağın bütün yüklemleri karşısında daha da acımasız bir hal aldı. Saygı, sevgi, barış, özgürlük ve bireysel mutluluk gibi evrensel insanlık değerleri en büyük ülkelerin iktidarlığından başlayıp ensemizde tepinen kendi ülkemizin iktidarlığına kadar bitmeyen bir şiddetle uzayıp gidiyor…

Ama insan 1700 rakıma çıkınca her şeyi aşağıda bırakabiliyor. Hele doğa, sen ve kasların arasında kurduğun 10 kilometrelik bağ, çam kokulu rüzgârın ormanında ayaklarının altından akıp giderken bedeninle evren arasında kalan bütün iktidarları bütün ağrıları ve toplumlar üzerinde hegemonya kurmuş zalimliği tamamen bir kenara atıyorsun...

Bu nedenle zirvenin tadını herkes bilemez, anlayamaz, kavrayamaz.Bu bilisizliktir ki onları her daim aşağıda, dünya gailesi pençesinde ve sadece ekonomi çeşnisine bulanmış gündelik hayatın izbe sokaklarında serseri bir mayın gibi dolaştırır durur…
Oysa kendi varlığının bilinci ancak sanat ve sporla edinilebilir. Yoksa Maslow’un penceresinden sadece fiziksel varlık koşulunu karşılayan varlıklar bu bilişsel sıçramayı ve evrensel bakış açısını nasıl yakalayacak?

DOĞANIN ARMAĞANI SANDRAZ DAĞI...

İbrahim Efilti bu kentte yirmi yıldır ultra-spor alanında çabalar, bir şeyler yapmaya koşturur. Kendi imkanlarına mahkûm bir darboğazda yaşadığı kasabaya, kente, çağa bu kanaldan katkı vermeye çalışır. Ne var ki her idealist figür gibi hep yalnız bırakılır, dişle tırnakla ilerler, bu her şeyi kendi bilen zavallı kamusal ortamda…

Yıllardır böyle bir organizasyon için nihayet Beyağaç Belediyesi ilgisi ve desteğiyle ete kemiğe bürünen 1. Sandraz Ultra Trail 2026 bu hafta sonu yapıldı. Harika bir doğa da… 70, 50, 24, 10 ve 5 km kategorilerde toplam 115 sporcu yarıştı. Ekibin büyük gayreti ve küçük bir ilçe belediyesi desteğiyle. Gönül isterdi ki bu çabaya daha geniş boyutlu katkı verip misafir katılımcıların daha bir içtenlikle karşılanması…

Ancak spor kurumlarının ve yerel yönetimlerin bu tarz olaylara yaklaşımının ancak fotoğraf çekilip hava atmak boyutundan öteye geçmediğini bilmeyen yok. Yerel yönetimler ile devlet kurumları arasındaki korkunç düello ise trajik biçimde halkın beklentilerini, yaşama kültürünü ve sportif gereksinimlerini baltalıyor. Böyle bir ortamda katılımcıların da hoşgörüsüyle yarıştık işte Beyağaç’ta…

Emeği geçenleri kutluyoruz. Yüksek rakımda kendimizin de zirvesinde konakladık, serinledik ve ağırlandık. Teşekkürler 1. Sandraz Ultra Trail. Seneye daha elle tutulur bir desteğin verileceği yeni maceralara…

*Yazar ve sporcu...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber İsimler değil, oyun konuşulmalı...
Benzer Haberler