Doç. Dr. Şafak NAKAJİMA yazdı…
İnsan sadece sevilmekle yetinmez. Görülmek, takdir edilmek ve hayata değer katmak da ister. Bunların tümü son derece insani ve sağlıklı ihtiyaçlardır...
Sorun, gerçekten bir şey üretmek yerine, sadece "biliyor gibi görünme" çabasının öne çıkmasıyla başlıyor...
Eskiden insanlar hâkim olmadıkları konularda susmayı tercih ederdi. Günümüzde ise bilmediği konuda konuşmaktan çekinenlerin sayısı giderek azalıyor. Kitabın kapağını açmadan yorum yapmak, bir konuyu anlamadan hüküm vermek ve araştırmadan ahkâm kesmek neredeyse yeni bir toplumsal beceriye dönüştü...
Yapay zekânın hayatımıza girmesi bu eğilimi daha da kolaylaştırdı. Artık sisteme iki anahtar kelime yazıp saniyeler içinde uzun metinler üretmek son derece basit. Ortaya, yazarının kendi başına kuramayacağı, savunamayacağı cümlelerden oluşan metinler çıkıyor. Daha ilginci, bu metinlerin arkasına saklananlar büyük bir özgüvenle başkalarına ders vermeye kalkışıyor...
Son günlerde yaşadığım iki olay bunun çarpıcı bir örneğiydi...
Aristoteles'in erdem anlayışı üzerine yazdığım paylaşımımı biri, binlerce yıllık felsefe tarihini bir kenara bırakıp "Yunan misyonerliği" olarak yorumladı. Aristoteles okumayı jeopolitik propaganda sanıyor. Küstahça saldırıyor. Aynı mantıkla bakarsak Konfüçyüs çalışmak Çin propagandası, Descartes okumak Fransız milliyetçiliği, Kant incelemek Alman milliyetçiliği yapmak demek...
Bir başka kişi ise bu yazımla ilgili olarak Aristoteles'in erdem anlayışının insan sağlığı için yetersiz olduğunu ileri sürüyor...
Kırk yılı aşkın hekimlik, bilim, danışmanlık, psikoloji, sosyoloji ve felsefe birikimimle geliştirdiğim biyopsikososyal yaklaşımı, yapay zekâya yazdırdığı, Marksist sosla harmanlanmış uzun bir metinle bana anlatmaya çalışıyor. Üstelik bunu, dünyayı yeniden keşfetmiş bir edayla yapıyor...
Belli ki biyografimi okumamış...
Kitaplarımdan haberi yok...
Yazılarımı incelememiş...
Geliştirdiğim modeli hiç tanımıyor...
Önce hükmünü veriyor, ardından yapay zekaya o hükme uygun gerekçeler yazdırıyor...
Aslında mesele ne Aristoteles, ne Marks, ne de yapay zekâ. Asıl mesele, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı marifet sayan yeni zihniyet...
Okumak emek, anlamak sabır, düşünmek disiplin ister...
Gösteriş ise çok daha kolaydır...
İki anahtar kelime verirsiniz. Yapay zekâ size uzun bir metin üretir. Altına da "Ben böyle düşünüyorum." yazarsınız. Ardından yıllarını o alana vermiş insanlara akıl dağıtmaya başlarsınız...
Gerçekten çok okuyan insanlar, bildiklerinin sınırını da bilir. Bu yüzden daha temkinli konuşurlar...
Az bilenler ise her konunun uzmanıdır...
En yüksek ses çoğu zaman en bilgiliden değil, derin cehaletle birleşmiş içi boş özgüvenden çıkar...
Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmadı...
Bilgili görünmek de hiç bu kadar kolay olmadı...
Yapay zekâ bilgiyi çoğaltabilir ama akıl üretemez...
Bilgeliğin ise hâlâ bir kısayolu yok...
http://safaknakajima.com
0552 223 98 97
* Bu bir editöryal haberdir.








