* Levent TÜZEL...
AKP iktidarı, ikinci parti durumuna düştüğü 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin ardından yargı sopasını kullanarak, sandıktan kaybettiklerini geri alma planını aralıksız sürdürüyor. Üç haftadır duruşmaları görülmeye başlanan, aralarından CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 ismin yargılandığı İBB Davası da bu sürecin devamı olarak devreye sokulmuştu...
İktidar bu süreçte, üç dönemdir Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde uyguladığı kayyım uygulamasını ülkenin batısında da uygulamaya girişti. Saray iktidarı, ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi’nin İran’a yönelik olarak sürdürdüğü saldırının etkilerinin giderek bölgemize yayıldığı bir ortamda, ‘iç cepheyi tahkimin’ yöntemini, muhalefetin üzerinden sopayı eksik etmemek olarak görüyor...
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara bir yenisi eklendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Uşak, Kocaeli ve Ankara’da düzenlenen ‘rüşvet’ operasyonunda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı...
Günün bir başka operasyonu da Marmaris Belediyesine yönelik olarak düzenlendi. Belediye başkan yardımcısı ve imar müdürünün de aralarında bulunduğu 13 kişinin şüpheli olarak belirlendiği operasyonla ilgili olarak Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, “Belediyenin kurumsal kimliğine dair bir durum yok. Bazı personele yönelik sürdürülen soruşturma kapsamında operasyonlar gerçekleştiği bilgisi verildi” dedi...
Devam eden İBB davasının iddianamesinde de görüldüğü gibi bu davalar, normal bir hukuk düzeninde olması gerektiği gibi delilden sanığa gidilen değil, sanıktan delile gidilen davalar olarak gündeme geldi ve öyle de sürüyor. Amaç iktidarın sandıkta kaybettiklerini, siyasallaştırdığı yargı yoluyla devşirmek olduğu için önce muhalefet belediyelerine operasyonların düğmesine basılıyor, gözaltılar gerçekleşiyor ve isim de arkadan geliyor. İktidar, bir sonraki seçime kadar muhalefet belediyelerini kendi derdiyle uğraşmaktan, mahkemelerde mesai geçirmekten iş yapamaz hale getirmeyi amaçlıyor...
Bu operasyonlar bir partiyi hedef alan operasyonlar olarak görülemez. Hedef alınan halkın seçme ve seçilme hakkıdır. Savaş ortamını, ülkeyi ‘savaşa sokmamayı başarmış’ bir iktidar propagandasıyla içeride muhalefeti daha da ezerek baskı altında tutmanın imkanına dönüştürmek isteyen Saray rejimi, bu tutumuyla normal bir hukuk düzeniyle ve sınırlanmamış temsil mekanizmalarıyla ülkeyi yönetemez hale geldiğini de itiraf etmiş oluyor. Bu operasyon aynı zamanda iktidarın sınırlarını ve çaresizliklerini de gösteriyor...
Ülkemizin işçi ve emekçileri bu zorbalığa sessiz kalmamalıdır. Yabancı sermaye ile yerli işbirlikçilerinin çıkarlarını temsil eden ‘tek adam’ iktidarının kendi bekası için, ülkeyi sınırsız bir karanlığa dönüştürme hamlesini ülkenin emek, demokrasi ve barıştan yana örgütlü güçleri olarak hep birlikte boşa çıkaracağız...
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
*Levent Tüzel...
Hukukçu...
Emek Partisi Genel Başkanı Yardımcısı...
* Bu bir editöryal haberdir.







