Kadir ÇELİK yazdı...
Fotoğraf: İndenpendet...
Doğu Perinçek, Türkiye’nin siyasal zemininde ideolojik bir aktör olmanın çok ötesinde, devlet aygıtının sivil alandaki operasyonel bir uzantısı olmuştur her zaman. Yarım asrı aşan siyasi serüveni, sosyalist ideolojinin bir maske olarak kullanıldığı, ancak pratik düzlemde ceberrut bir devlet geleneğinin en sadık muhafızlığına soyunulduğu bir süreçtir...
Onun siyasal kimliği, sınıfsal bir kurtuluş vaadiyle değil, gücünü sandıktan ziyade istihbarat dehlizlerinden alan bir vesayet tetikçiliğiyle şekillenmiştir. Perinçek, halkın demokratik taleplerine karşı devletin en karanlık reflekslerini meşrulaştıran ve toplumsal muhalefeti "milli beka" yalanıyla baskılayan sivil bir emniyet supabı işlevini her dönem başarıyla sürdürmüştür...
Siyasal pratiğinde ordu ve devlet kutsaması, bizzat sahip olduğu bir güçten ziyade, sırtını dayadığı derin odakların gölgesinde topluma ve rakiplerine salladığı bir parmağa dönüşmüştür. Kürt meselesinden Ermeni sorununa kadar her kritik dönemeçte takındığı tavır, evrensel insan hakları zemininden kopuk, saf bir şovenizm ve inkârcı bir ırkçılığın tezahürüdür...
Perinçek, toplumsal özgürlük arayışlarını "emperyalist operasyon" parantezine sıkıştırarak kriminalize ederken, devletin en şahin kanatlarının dahi gerisinde kalan bir güvenlikçi refleksi temsil etmektedir. Bu yönüyle o, Türkiye siyasetinin sol görünümlü en radikal sağ figürü olarak kayıtlara geçmiş; belirli dönemlerde ihtiyaç duyulduğunda ekranlara sürülerek mevcut gündemi devletin ihtiyaçları doğrultusunda manipüle eden kullanışlı bir enstrüman olmuştur...
Aydınlık geleneği üzerinden kurduğu yapı, Türkiye’nin muhalif birikimine ve entelektüel namusuna yapılmış sistemli bir suikast niteliğindedir. Özellikle 1970'li yıllardan itibaren devrimci kadroları açık isimleri, adresleri ve fotoğraflarıyla Aydınlık gazetesinde deşifre etmesi, solun hafızasında silinmeyecek bir "ihbarcılık" lekesi olarak durmaktadır. Bu sistematik deşifre faaliyeti, muhalif dinamikleri devletin kolluk güçlerine hedef göstererek devrimci hareketlerin fiziki ve siyasi tasfiyesinde kritik bir rol oynamıştır...
Bugün kontrolündeki medya organlarında kristalize olan nefret dili ve ötekileştirici üslup, toplumsal barışı dinamitleyen bir dezenformasyon merkezi olarak çalışmaktadır. Kendi başına bir kitlesel gücü olmasa da, devletin en sert kliklerinin gönüllü sözcülüğüne soyunması, onun asli görev tanımının bir parçası olarak her zaman öne çıkmıştır...
Yarım asırlık bir siyasal akım olarak Perinçek'çilik, sosyalizmin enternasyonalist ve özgürlükçü idealleriyle taban tabana zıt, katı bir devletçi şovenizm üzerine inşa edilmiştir. Perinçek’in ulusalcı kimliği, emeğin hakkını savunmak yerine derin devletin bekasını kutsayan bir sapmanın tarihidir...
Hiçbir siyasi öngörüsü tutmayan, doktrini gerçeklikle temas etmeyen ve rasyonaliteden kopuk bir çizgi izlemesine rağmen, devlet katında gördüğü orantısız hüsnükabul ve medya ekranlarında kendisine açılan geniş alan, bu yapının gücünün halkın iradesinden değil, kapalı kapılar ardındaki karanlık odaklardan neşet ettiğini tescillemektedir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki Doğu Perinçek, toplumda karşılığı olmayan ancak devletin operasyonel ihtiyaçları ve algı yönetimi için her zaman masada tutulan kullanışlı bir figür olmuştur her zaman...
* Bu bir editöryal haberdir.








