İsmail Efendi'nin şivesi!

İsmail Efendi'nin şivesi!

Veli BAYRAK yazdı...

Yaklaşık bir haftadır milli maçta golü kimin attığı tartışılıyor. O kadar kamera, milyonlarca göz ama halen bir netlik yok. Elbette ben buna şaşırmıyorum. Sebebini geçmişte Memduh sayesinde öğrenmiştim...

Memduh, çalıştığım kurumdan arkadaşımdır ama en önemlisi iyi bir insandır. Bir gün odama geldi, “Birader, sana işim düştü. Biliyorsun ana yok baba yok, hepsi memlekette. Necla’yla evlenmeye karar verdik ama bu işe öncülük edecek kimsem yok. Necla’yı sen iste.” dedi...

Necla’yı da zaten bir hafta önce iş yerine birlikte geldikleri zaman tanımıştım. Ben Memduh’a, orada olmaktan mutluluk duyacağımı ama bu işin boyumu aşacağını, dolayısıyla bir başka birini bulup benim de yanında gelmemin daha iyi olacağını söyledim. Onun için de iyi fikirdi ama bu kişi kim olacaktı? Tam biz böyle düşünürken katın temizlikçisi İsmail Efendi girdi içeri ve “Çaylarrrr!” diye bağırdı. Biz Memduh ile göz göze gelip, “Tamam,” dedik. “O kişiyi bulduk.”

İsmail Efendi aslen Egelidir. Memleketinde kardeşleriyle ters düşmüş o da tası tarağı toplayıp Ankara’ya gelmiş. Gelir gelmez bizim kurumda işe girmiş. Hızlı ve şiveli konuşurdu İsmail Efendi, söylediklerinin çoğunu gecikmeli olarak anlardık...

İsmail Efendi teklifimizi kabul etti. Çikolata, çiçekler yaptırıldı. Günü geldi kız evine gittik. Onlar da zaten aralarında anlaşmışlar bizimkisi sadece formalite...

Ev sahipleri bizi kapıda karşıladı.Karşılıklı koltuklara oturduk. İsmail Efendi oturur oturmaz ev sahibine, “Naptırın?!” dedi. “Naptırın durun? Götü göbeği böyütmüşün eyice!”

Adam bize baktı biz adama baktık. Memduh, durumu toparlamaya çalıştı ama sonra vaz geçti. Demeye kalmadı İsmail Efendi müstakbel kayınvalideye döndü ve her zamanki haliyle, “Nassın eyi misin? Götün göbeğin nasıl? Yerinde mi?” diye sordu. Biz tabii şaşırdık kaldık. Hayır yani soruyorsun bir de "Yerinde mi?" diye altını çiziyorsun! Bu tabii bizim nazarımızda da hoş durmadı!

Evin beyi daha ilk şaşkınlığını ortadan atamamışken karısı böyle bir soruyla karşılaşınca ortam daha da gerilmesin mi? Tam Memduh araya girecekken Necla elinde tepsiyle salona girdi. Necla’yı gören İsmail Efendi sanki diğerlerinden cevap almış gibi, “Nassın eyi misin? Götün göbeğin yerinde mi?” diye Necla’ya da sormasın mı?

Necla bozuldu.Tepsiyi küçük sehpalardan birinin üzerine koyup kaçtı. Ev sahibi Memduh’a baktı, Memduh İsmail Efendi’ye baktı. İsmail Efendi’nin gözü cevap vermesi içim müstakbel kayınvalideydi. Oysa kayınvalide "Kurtar beni bu durumdan" der gibi bana baktı. Ben tabii durumu düzeltmek için, “Efendim,” dedim. “Af buyurun! Durum bildiğiniz gibi değil! İsmail Efendi göt-göbek derken sağlığınız sıhhatiniz nasıl, onu sormak istiyor! Yoksa ona ne elalemin götünden göbeğinden?”

Ev sahibi iri yarı bir adamdı. Bana döndü, “Hangisi göt hangisi göbek! Nasılsa ev Veli Efendi Hipodromuna döndü onu da açıkla bilelim bari.” diye tüm hıncını benden alacakmış gibi söylendi. Memduh ayağıma vurdu, “Sen sus birader!” dedi. İsmail Efendi sanki pot üstüne pot kıran kendisi değilmiş gibi, “Sağlık göt sıhhat göbek!” dedi. “Allah ikisinin de yokluğunu göstermesin!”

Ev sahibi kızdı, “Yanlış,” dedi. “Bana göre sıhhat göt, sağlık göbek demek.”

İsmail Efendi dönmedi sözünden, “Sizi bilmem,” dedi. “Bizim oralarda sağlığa göt sıhhate göbek derler!”

Başladı mı anlamsız bir tartışma. Yarım saat sürdü. Kimse kimseyi ikna edemedi. Diyemedim tabii, “Var’a gidelim!” diye. Biri adamın karısı, öteki kızı. Üstelik biri yakında yengemiz olacak. O yüzden kararı Memduh’a bıraktık. Artık Memduh ne derse o!

Bu yüzden diyorum, biz beş kişi daha “göt mü sağlık, göbek mi sıhhat” meselesinde anlaşamamışken milyonların golü kimin attığını tartışması gayet normal geliyor bana...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber GÖĞE ÜÇ AYNA DÜŞMÜŞ...
Benzer Haberler