Tam hak eşitliğinin yolu Kürt halkının taleplerinin karşılanmasından geçiyor!

Tam hak eşitliğinin yolu Kürt halkının taleplerinin karşılanmasından geçiyor!

Fotoğraf : Evrensel Gazetesi...

HABER MERKEZİ : Ekim 2024’ten bu yana Saray iktidarı ve Cumhur İttifakı tarafından “Terörsüz Türkiye” söylemiyle yürütülen sürecin ilk yasal adımı olarak sunulan “Çerçeve Yasa” teklifi, uzun tartışmaların ardından Meclis gündemine getirildi...

İki yıla yaklaşan bu süreçte iktidar, tarihsel bir sorunun çözümünün önünü açmak yerine kendi siyasi hesaplarını öne çıkararak adımlar attı, beklentiler yarattı...

Saray ittifakı, her yeni adımı halkların beklentilerini canlı tutarak gerçek çözümü bir sonraki aşamaya ertelemenin ve iktidarın ömrünü uzatmaya dönük siyasi hesaplarını sürdürmenin bir aracı olarak kullanmak istedi...

Kürt halkının yıllardır dile getirdiği somut ve demokratik talepler konusunda ise gerçek bir adım atılmadı...

Kanun teklifi Kürt işçi ve emekçilerinin, gençlerinin beklentilerini karşılamaktan uzak, kendi içinde de çelişkili ifadeler söz konusu. Dahası, teyit-tespit hükümleriyle kanunun uygulanmasında ipler tamamen Erdoğan ve saray iktidarının eline veriliyor...

Bu yasa teklifi esas olarak, atılmayan somut adımlara karşı Kürt halkının itirazlarını daha güçlü biçimde yükseltmesinin ardından gündeme geldi...

Saray rejimi, bu yasa teklifiyle tarihsel bir sorunun çözümünün önünü açacak bir zemin yaratmak yerine, çözümü yeniden ertelemeye ve süreci kendi siyasi hesapları doğrultusunda yönetmeye çalışıyor...

İktidar, içeride derinleşen ekonomik kriz ve büyüyen meşruiyet sorunuyla karşı karşıya. Bir yandan muhalefetin farklı kesimlerine yönelik baskı ve saldırıları artırırken, diğer yandan toplumsal muhalefeti bölmeye ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Birkaç sınırlı hukuki düzenlemeyle “sorun çözülüyor” görüntüsü yaratıp zaman kazanmak, bu iktidarın çözüm anlayışının sınırlarını gösteriyor...

Yasa gündeme geldiği günden bu yana içeriğinin ve kapsamının halktan gizlenmesi, son ana kadar kamuoyuna açıklanmaması da sürecin halkın iradesinden ve söz hakkından uzak biçimde yürütüldüğünü gösteriyor...

Yüz yıllık bir sorunun çözümüne ilişkin düzenlemeler, halkın söz ve karar hakkını dışlayan bir anlayışla, kapalı kapılar ardında hazırlanamaz. Halkın tartışmasına açılmayan, halkın taleplerini esas almayan hiçbir düzenleme gerçek bir çözümün zemini olamaz...

Atılmayan adımlara yönelik yükselen itirazların ardından gündeme gelen bu yasa teklifinde, gerillanın geri dönüşüne dair bir yasal düzenleme ile örgüt üyeliği ve propaganda suçlarından ceza almış veya hükmü kesinleşmiş olanların tahliyesini öngören düzenlemeler, olumlu olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca sorunun asli tarafı olan Kürt hareketinin yasaya ilişkin tutumu da bizim bakımımızdan önemli bir referanstır...

Önümüze gelen bu yasal düzenlemenin, Kürt sorununun gerçek ve kalıcı çözümünü sağlayacak nitelikte olmadığını biliyoruz. Yasa teklifinde yer alan bu somut adımı desteklemekle birlikte, iktidarın Kürt sorununa yaklaşımının esas olarak pragmatik olduğunu, süreci kendi iktidarını ve otoriter yönetimini tahkim etmenin bir aracı olarak kullandığını düşünüyor; bu konudaki eleştirilerimizi ve tutumumuzu koruyoruz...

Yasanın içerdiği bu düzenlemenin hayata geçmesini, atılması gereken en acil adımlardan yalnızca biri olarak görüyor; bunun gerçek bir çözümün başlangıcı olabilmesi için Kürt halkının temel taleplerinin derhal karşılanması gerektiğini söylüyoruz...

Bizim için asıl mesele, Kürt halkının yıllardır ağır bedeller ödeyerek mücadele ettiği tam hak eşitliğinin sağlanmasıdır...

İlk adım olarak yapılması gerekenler açıktır:

Kürt halkına yönelik geçmişte işlenen suçlarla ve ağır hak ihlalleri ile yüzleşilmeli, sorumluları açığa çıkarılmalı ve hesap sorulmalıdır...

Halkın iradesine el koyan kayyım rejimine derhal son verilmeli; seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmeli, Kürt halkının siyasi iradesi tanınmalıdır...

Kürt halkının en temel hakkı olan anadilinde eğitim ve kamusal hizmet hakkı güvence altına alınmalı, Kürt kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır...

Siyasi gerekçelerle cezaevlerinde tutulan tüm mahpuslar serbest bırakılmalı, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları eksiksiz uygulanmalıdır...

Kalıcı bir barışın yolu bu taleplerin gereğini yerine getirmekten ve hakları güvence altına almaktan geçer!

Memleketin ihtiyacı, Kürt halkının taleplerini erteleyerek sürdürülen siyasi hesaplar değil; eşit yurttaşlığın güvence altına alındığı, halkların eşit ve özgür yaşadığı demokratik bir ülkedir...

Silahların susması ve çatışmalı sürecin sona ermesi, halkların ortak geleceği açısından önemli bir eşiği ifade etmektedir. Ancak kalıcı ve gerçek bir barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; demokratik hakların güvence altına alınmasıyla, eşit yurttaşlığın hayata geçirilmesiyle mümkündür. Barış; işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve halkın örgütlü iradesiyle kurulabilir. Bu nedenle halkın gerçek bir barışın kurucusu ve örgütleyicisi olması, sürecin en temel güvencesidir...

Emek Partisi Bölge Örgütü olarak, Kürt halkının tam hak eşitliği mücadelesi ile işçi sınıfının sömürüye, yoksulluğa ve baskılara karşı mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz. İşçileri ve emekçileri, Türk ve Kürt ve her milliyetten emekçilerin ortak çıkarları temelinde birleşmeye, milliyetçi ve ayrımcı politikalara karşı mücadeleyi büyütmeye, eşit ve özgür bir ülke mücadelesini birlikte yükseltmeye çağırıyoruz...

Emek Partisi Bölge Örgütü...

NOT : Bu yazı Emek Partisi'nin Resmi Sayfasından Alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Topluma Yapılan En Büyük Kötülük : Güveni Yıkmaktır...
Benzer Haberler