Cemal T. AKÇA yazdı...
[email protected]
Tuzluca’ya ve onun o eşsiz köylerine ne zaman adım atsam, bu dünyaya ait ama bir o kadar da hayal alemine kaçan bambaşka bir diyara ayak basmış gibi hissederim. Şüphesiz bu hissimde; Ağabey’de doğduğumun,Yukarı Çıyrıklı’da ilkokulu ,ortaortaokulu Tuzluc’da okuduğumun ve kalbimin ilk kez bir platonik sevdanın heyecanıyla ritmini şaşırdığı topraklar olmasının payı büyüktür. Ancak müsaadenizle, bu şahsi hatıraları bir kenara, demlenmeye bırakıyorum...
Burası sadece haritada bir yerleşim yeri ya da sıradan bir coğrafya noktası değil; doğanın en cömert, en el değmemiş halini insanlığa sunduğu büyüleyici bir sığınak. Dağların o heybetli duruşu, vadileri saran göz alıcı yeşil, gökyüzünün sonsuz maviliği ve şarıl şarıl akan suların coşkulu çağlayışı.Binbir renkli çiçeklerin, benimle değil de adeta objektifimle flörtleşircesine rüzgârda salınışı, sadece beni değil, çektiğim karelere bakan herkesi adeta mest ediyor...
İnsanı anında kendi içine çeken büyülü bir atmosfer bu. Fakat Tuzluca’yı asıl özel kılan şey, doğanın bu muazzam cömertliğini bizzat yaşayan o koca yürekli insanların sıcaklığı ve içten misafirperverliğidir.Burada, ikram edilen sıcacık bir bardağı ince belli çayın,2400 m rakımda ;doğal koyun peyniri,tereyağının dahi, buram buram samimiyet kokan derin bir "Hoş geldin" mesajı taşıdığını iliklerinize kadar hissedersiniz...
Bu topraklarda hayvancılık; modern çağın dayattığı o iç karartıcı daracık ahırlarda değil, ucu bucağı olmayan doğal otlakların özgürlüğünde nefes alır. Hayvanlar, gün boyu o geniş meralarda özgürce otlar, dağların buz gibi karlı sularından kana kana içer. Ne var ki, doğayla bu denli iç içe ve rüyaları andıran bu harika coğrafyada içimi sızlatan, ruhumu derin bir endişeye gark eden manzaralarla da karşılaşmadım değil...
Koyun kırkma zamanı geldiğinde, binbir emekle elde edilen o canım yünlerin çaresizlikten yakıldığına şahit oldum. Bu durum, hem paha biçilmez bir doğal kaynağın heba edilmesi hem de çevre kirliliğine davetiye çıkarılması bakımından içimi derinden acıttı. Yün; asırlardır Anadolu dokumacılığında kullanılan, insanı hem kışın soğuğundan hem yazın sıcağından koruyan, şifalı ve kıymetli bir değerdir...
Ancak modern tekstilin seri üretimi ve ne yazık ki ülkemizde bu milli servete gereken değerin verilmemesi yüzünden yün, eski itibarını kaybetmiş durumda. Sanayileşmenin yarattığı bu duyarsızlık, emeğinin karşılığını alamayan koyun yetiştiricilerini bu değerli kaynağı yakmak zorunda bırakıyor...
Tuzluca ve köylerinde kanayan bir diğer yara ise maalesef bitmek bilmeyen altyapı eksikliği... Yolların bakımsızlığı ve elverişsizliği, köylere ulaşımı ciddi şekilde zorlaştırıyor; özellikle sert geçen kış aylarında hayatı adeta durma noktasına getiriyor. Bizi daha da derin düşündüren ise; bazı köylerimizde su kaynakları bu denli bol ve gür akarken, vatandaşlarımızın içme suyuna erişmekte sıkıntı yaşamasıdır...
Suyun değerinin yeterince bilinmemesi, uygulanan yanlış yerel politikalar ve ne yazık ki belli kesimlere sağlanan ayrıcalıklar, halkımızın en temel hakkından mahrum kalmasına ve zor duruma düşmesine neden oluyor...
Su, yaşamın tartışmasız en temel gereksinimidir ve coğrafyası ne olursa olsun her insanın temiz içme suyuna zahmetsizce erişim hakkı kutsaldır. Tuzluca ve çevresindeki bu altyapı sorunlarının radikal çözümlerle ortadan kaldırılması, sadece bölge halkının yaşam kalitesini yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgenin gizli kalmış turizm potansiyelini de şahlandıracaktır...
Tuzluca ve köyleri; doğasının sarsıcı güzelliği, insanının tarifsiz sıcaklığı ve çözülmeyi bekleyen altyapı sorunlarıyla hem insanı büyüleyen hem de derin düşüncelere sevk eden müstesna bir yerdir...
Bu kadim bölgenin saklı potansiyelini gün yüzüne çıkarmak ve halkımızın hak ettiği yaşam standartlarına kavuşmasını sağlamak için sürdürülebilir kalkınma projelerinin bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir...
Doğal kaynakların muhafazası, geleneksel hayvancılık ve el sanatlarının teşviki ile altyapı yatırımlarının arttırılması, Tuzluca’nın geleceğine yakılacak en parlak meşale olacaktır...
* Yazar ve fotoğraf sanatçısı...
Fotoğraf : Cemal T. AKÇA...
* Bu bir editöryal haberdir.








