*Vehbi TEZCAN yazdı...
[email protected]
Fotoğraf: Vehbi TEZCAN…
Görseldeki o kızıl derya, harmana serilmiş binbir emek…Kurutulmak için serilen fındık değil sadece; bir yıl boyunca eğilen beller, katlanan çileler ve dökülen alın teridir. Fakat ne hazindir ki, bu topraklarda harmanın coşkusu hiçbir zaman üreticinin cebine bayram olarak yansımaz...
Dünyanın fındık yükünü çeken, çikolata devlerinin çarkını döndüren Karadeniz insanı, sıra hakkını almaya geldiğinde her zaman bir hesap hatasının mağduru olur...
Gübrenin tonu katlanıp uçmuşken, yevmiyeler bel bükerken açıklanan taban fiyatlar, gerçek dünya ile masadaki hesapların ne kadar koptuğunu bir kez daha yüzümüze vuruyor...
Peki, sorun gerçekten nerede? Sorun, ucuza ham madde satmayı başarı sayan ama o ham maddeyi katma değerli ürüne çevirmeyi beceremeyen pazarlama zihniyetindedir...
Toprağında dünya birincisi olduğun bir ürünün fiyatını Hamburg’daki, Milano’daki borsalar belirliyorsa; üretici daha fındığını harmana dökmeden alıcının insafına terk ediliyorsa orada bir yönetim zafiyeti var demektir...
TMO fiyat belirlerken üreticinin bahçedeki gerçek maliyetini değil, ihracatçının ve küresel alıcıların baskısını merkeze alıyor. Üreticiye üret deniyor ama yaşa denmiyor. FİSKOBİRLİK gibi üreticinin öz kalesi olan kurumların içi boşaltılınca, çiftçi emanet sisteminin ve tüccarın elinde tek başına kaldı...
Ne alıcı ne de devleti yönetenler şu gerçeği görmek istemiyor: Çiftçiyi bahçeden küstürürseniz, yarın o çikolata fabrikalarının çarklarını döndürecek tek bir tane bile fındık bulamazsınız...
Maliyet analizi yapmadan, enflasyonun altında ezilen rakamlarla üreticiyi avutmak sürdürülebilir bir tarım politikası değildir...
Bu toprakların insanı sadaka değil, alnının terinin, dökülen gübresinin, ödenen yevmiyenin hakkını istiyor. Üreticinin sesini duymayan, onun çığlığına kulak tıkayan bir anlayış, günün sonunda kendi altın yumurtlayan tavuğunu kestiğini anlamak zorunda kalacaktır...
*Türk Sanat Müziği Koro Yönetmeni ve Yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








