"Bizim grevlerimizi milli güvenlik için yasaklayan hükümet ODTÜ’deki bu olaydan sonra güvenlik için şenlik yasaklamaya çalışacaktır. Önemli olan bu yasaklara nasıl tepki vereceğimiz, geleneğimize nasıl sahip çıkacağımızdır."
Bir Metal işçisi...
Son zamanlarda ODTÜ’de yaşanan olaylara hepimiz tanık olmuşuzdur. Daha serviste durak beklerken başlayıp fabrikada gün boyu süren tartışmaları da dinleyince düşündüklerimi yazma ihtiyacı hissettim. Genel olarak herkes bayrağa yapılan bir saygısızlık olduğunu ve bayrak açan gençlerin saldırıya uğradığını konuşuyordu. İzlediğim haber kanallarında da tartışılan buydu...
Uzun süredir fabrikada çalışan bir işçi olarak hep şunu düşünürdüm. Biz eskiden böyle değildik; haklarımızı bilir, bunun için mücadele ederdik. Ne oldu da zam için fabrikayı durdururken bu hale döndük? Sözleşmemize laf söylemeyen, ülkedeki olaylara tepki göstermeyen bir haldeyiz artık. Sonra ODTÜ’de yaşanan durum sorularımı yanıtlamaya yardım etti. Ülkede uzun süredir beraber hareket edebilen, mücadele edebilen her kesime çeşitli operasyonlar düzenleyerek bir şekilde o geleneği o ruhu dağıttılar. Bilenler bilir ODTÜ gelenekleriyle tanınır. Hatta kimi muhafazakar aileler çocuğunu bilerek oraya yollamaz. Değişmesin diye. Ama sadece bir görüşün temsilinden fazlası bir okul orası. Gelenekleri sadece “solculuk”la sınırlı değil. Bir arada ve birlikte bir şeylerin değişebildiğini bilen, hayatını ve okulunu bu güçle değiştiren fikri gelenek haline getirmiş öğrencilerin okulu...
Öğrenciler işçi sınıfından öğrendi...
Kızılay'ın çadır sattığı deprem zamanında 34 tır doldurup illere ulaştıran, okuldaki kesilecek tek bir ağacın peşini bırakmayan, yıllardır kendi mezuniyetlerini kendi şenliklerini kendisi yapan, kısacası onlardan alınmak istenen şeylerden vazgeçmeyerek mücadele eden bir geleneğe sahip. '60’lardan bu yana süregelen bir gelenek. Esas soru birden mi ortaya çıktı? Hayır. Bu geleneğin esas sahiplerinden işçilerden öğrenildi, büyütüldü. Aynı yıllarda Türkiye sendikal hareketi en üst düzeydeydi. Hem işçiler haklarına sahip çıkmayı öğreniyor hem de bunu toplumun her kesimine de öğretiyordu. Yani bugün okulunda şenliğine, mezuniyetine, ağacına sahip çıkan öğrenciler bunu işçi sınıfından öğrendi.
İşçiler neden unuttu?
Peki bu geleneğin asıl sahipleri işçiler neden bunu unuttu? Çünkü bugün ODTÜ öğrencisine yapılan provokasyonlar işçilere yapıldığında işçiler bu yalana inandı. İşçilere grev yapmanın milli gelire ihanet olduğu söylendiğinde, ülkeye zeval gelmemesi için işçilerin kemer sıkması gerektiği söylendiğinde işçiler buna karşı çıkmadı. Haklarını arayan işçiler milli güvenlik gerekçesiyle gözaltına alındığında diğer işçiler sesini yükseltmedi. Bu zamana kadar sermaye tüm çıkarlarını ‘vatan, millet, Sakarya’ ile korudu. Savaşlardan sermaye elde etmek için emekçilerin çocuklarını ölüme yolladı, milliyetçi duygularla işçilerin bir araya gelmesinin önüne geçti. Hiç uzağa gitmeyelim eski işçiler savaş zamanı zam sorunca ya orada askerimiz ölürken ne zammı diyen patronları tanır. Ya da milli güvenlik için grevleri yasaklayan hükümeti...
Planlı hedefli bir provokasyon...
O yüzden bugün yaşanan olayların da öyle bayrağa saldırı vs. olduğunu düşünmüyorum. Haklarına sahip çıkan bir geleneğin dağıtılmasını hedefleyen planlı hedefli bir provokasyon var ortada. Çünkü görüntülerden de görülüyor ki stadın her yerinde bayraklar var ve herhangi bir saldırı yok. Olayın yaşandığı gün de çok açık şekilde yuhalamalar görülüyor. Elbette ortaya çıkan bazı görüntülerin savunulacak tarafı olmasa da meselenin çarpıtıldığı çok açık. ODTÜ öğrencilerinin yürüyüşünde birçok gencin elinde NATO’ya karşı çıkan dövizler, madenlerin yabancı tekellere satılmasına karşı çıkan pankartlar var. Esas bunları savunmak memlekete sahip çıkmak değil mi? Ertesi gün yapılan yürüyüşte ise bunların hiçbiri yok. Sadece bayraklar var. Sadece bayrağa sahip çıkarak memlekete ne kadar sahip çıkılabilinir? Hem de bayrağın arkasına sığınıp zenginleşen bu kadar memleket düşmanı varken...
Hepimiz iş yerinde memleketin satıldığını, yabancı sermayelere hizmet etmek için çok düşük ücretlere çalıştırıldığımızı tartışıyoruz. Kaçımız bu öğrenciler gibi bunu bu kadar sesli dile getiriyoruz?
Bu yüzden buna karşı gelmek sadece ODTÜ öğrencisine düşmüyor. Aksine bu geleneğin sahipleri olan işçilere de önemli bir rol düşüyor. Yayılan provokasyonların önüne geçmek, meseleyi sadece bir bayrak meselesinden çıkartarak yukarda bahsettiğim yönleriyle tartışmak gerekiyor. Bizim grevlerimizi milli güvenlik için yasaklayan hükümet bu olaylardan sonra güvenlik için şenlik yasaklamaya da çalışacaktır. Önemli olan bu yasaklara nasıl tepki vereceğimiz, geleneğimize nasıl sahip çıkacağımızdır. Ya bu yalanlara inanmaya devam edeceğiz ya da kendi yolumuzu birlikte çizeceğiz...
NOT : Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...
* Bu bir editöryal haberdir.








