*İLKESELLİK*

*İLKESELLİK*

Birol KESKİN hayatın anlamını sizin için yazdı...

[email protected]

Hayat, insana birçok şey öğretir. Fakat en kalıcı dersler, kitaplardan değil; emekten, hayal kırıklıklarından, sabırdan ve yeniden ayağa kalkmaktan öğrenilir...

Yıllar içinde anladım ki, içinde sevgi, saygı ve anlam taşımayan hiçbir başarı kalıcı değildir. İnsan, zekasıyla yükselebilir; bilgisiyle ön plana çıkabilir; disipliniyle birçok engeli aşabilir. Ancak bütün bunlar, yaptığını neden yaptığını unuttuğu anda içten içe çözülmeye başlar...

Çünkü insan yalnızca çalışan bir varlık değildir. Aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. Emeğini yalnızca para kazanmanın bir aracına dönüştürdüğünde, aslında kendi hayatını da araçsallaştırmış olur. O zaman iş, üretmekten çok tüketmeye; yaşamak ise var olmaktan çok katlanmaya dönüşür. Üstelik anlam, yalnızca insanın kendi içinde inşa ettiği bir yapı değildir; başkalarıyla kurduğu bağlarda yeniden üretilir. Yaptığımız işin bir başkasının hayatına dokunması, sabah bir selamda ya da samimi bir teşekkürde karşılık bulması, o işe duyduğumuz saygıyı katlayarak artırır. İnsan, yalnız yürünen bir yolda anlam bulmakta zorlanır; çünkü emeğin karşılığı çoğu zaman aynalarda değil, karşılıklı bakışlarda gizlidir...

Başarıyı bilgi başlatabilir. Disiplin onu büyütebilir. Ama onu kalıcı kılan şey anlamdır. İnsan yaptığı işte bir anlam bulamadığında, en büyük başarılar bile zamanla ağır bir yüke dönüşebilir. Çünkü ruhun sahiplenmediği hiçbir başarı, insanın omuzlarında uzun süre taşınamaz...

Gerçek saygı, yalnızca başkalarına gösterilen nezaket değildir. İnsan, önce yaptığı işe saygı duymalıdır. Sonra emeğine… Sonra da o emeğin karşılığına. Emeğine saygısını kaybeden, farkında olmadan kendisine olan saygısını da eksiltmeye başlar. Ve insanın kendisini yitirmesi, dışarıdan görünen hiçbir başarıyla telafi edilemez...

Hayatta asıl mesele alışkanlıklar oluşturmak değildir. Çünkü alışkanlık bazen insanı geliştirmez; yalnızca tekrar ettirir. Oysa olgunluk, her gün aynı işi yapmakta değil, her gün o işe kendinden yeni bir şey katabilmektedir. Dünün deneyimini bugünün bilgeliğine dönüştürebilmektir...

İnsan, yaptığı işi sürekli geliştirdiği ölçüde kendisini de geliştirir. Her yeni deneyim, her hata, her başarı ve her başarısızlık; doğru okunursa insanın karakterine eklenen yeni bir tuğladır. Yeniden ayağa kalkmak elbette önemlidir; ancak asıl maharet, ayağa kalktıktan sonra farklı bir yöne yürümeyi seçebilmektir. Aynı hataları tekrarlayan bir direnç değil, kırıldığı yerde daha esnek ve daha bilge bir form alabilen bir karakter… İşte o zaman deneyimler gerçekten "karakter tuğlası"na dönüşür. İşte bu yüzden gerçek başarı bir varış noktası değil, insanın kendisini her gün yeniden inşa ettiği uzun bir yolculuktur...

Belki de hayatın en büyük yanılgısı, başarıyı yalnızca sonuçlarda aramaktır. Oysa başarı çoğu zaman sonuçta değil; o sonuca giderken koruyabildiğimiz değerlerde saklıdır. Sevgiyle yapılan bir iş, saygıyla sürdürülen bir emek ve anlamla beslenen bir hayat… İşte insanı gerçekten ayakta tutan temel budur...

Sonunda geriye neyi başardığın değil, başarırken kim olduğun kalır...

*Sendikacı yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber *Küllerden Hatıraya: Bir Vicdan Sınavı*
Benzer Haberler