Birol KESKİN yazdı...
[email protected]
Hayat, takvim yapraklarının toplamından ibaret değildir. Eğer hayatı yalnızca akıp giden saatlere, biten günlere ve tükenen yıllara sığdırırsanız; başarıyı da sadece o süreye sıkışmış bir "sonuç" sanırsınız. Oysa tarihin derinliklerinde, 12 bin yıl öncesinden bize seslenen taşlara bakın. Göbeklitepe'nin sütunlarındaki o estetik, o hesaplanmış hassasiyet ve o sarsılmaz duruş; zaman kavramını nasıl da bir çırpıda yutuyor, değil mi?
O taşları yontan eller, bugün bizim onları keşfedeceğimizi bilmiyorlardı. Onların motivasyonu, "tarihe geçmek" gibi bir modern zaman arzusu değil, yaptıkları işe duydukları mutlak öz saygıydı. Onlar, zamana karşı değil, zamandan bağımsız bir "anlam" inşa ettiler ve geleceğe bir not düştüler...
İşte hayatın en büyük yanılgısı burada başlar: Başarıyı zamanın içinde bir "varış noktası" olarak görmek. Oysa gerçek başarı, zamanın ötesine geçebilen bir duruştur...
Bir siyasetçinin tutarlılığı, bir sporcunun emeği, bir zanaatkarın titizliği veya bir insanın hayata karşı takındığı onurlu tavır... Eğer bunların temeline kendi özsaygınızı koymazsanız, inşa ettiğiniz her yapı, zamanın rüzgarıyla toz olup gider. Çünkü "anlık" olan, "an" ile birlikte ölür. Ancak "ilkesel" olan, zamandan bağımsızlaşır ve miras niteliği kazanır...
Biz bugünden yarına ne bırakıyoruz?
İnsanlık, teknolojik hızın sarhoşluğuyla "kalıcı olanı" unutma riskiyle karşı karşıya. Oysa arkamızda bırakacağımız en değerli şey, elde ettiğimiz karlar veya unvanlar değil; bizi tanımlayan "duruşumuzdur". Duruş, insanın kendi varoluşuyla kurduğu o kutsal sözleşmedir. Yaptığı işe, kazandığı ekmeğe, kurduğu cümleye duyulan o derin saygı, bir insanı ölümlü olmaktan çıkarıp "zamansız" kılar...
Unutmayın; Göbeklitepe'yi ayakta tutan şey, taşların ağırlığı değil, o taşları yerleştirenlerin kendilerine duydukları saygının ağırlığıdır...
Geleceğe bir not bırakmak istiyorsanız, daha yüksek binalar yapmanıza gerek yok. İşinizi, sevginizi ve ilkelerinizi öyle sağlam bir temele oturtun ki; yüzyıllar sonra bile birileri gelip o yapıya baktığında, "Burada bir zamanlar, kendine ve emeğine saygı duyan bir insan yaşamış" diyebilsin...
Çünkü sonunda geriye binalar, paralar veya zaferler kalmaz. Geriye sadece, başarırken inşa ettiğin o "duruş" kalır...
Ve o duruş, zamanı yenen tek mirastır...
* Sendikacı yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








