Yapay Zekâ Çağında Emek: Son Mu, Yeni Bir Başlangıç Mı?

Yapay Zekâ Çağında Emek: Son Mu, Yeni Bir Başlangıç Mı?

Birol KESKİN'in yazısı...
[email protected]

Giriş – Musk’ın sözü ve mevcut durum;

Elon Musk geçtiğimiz günlerde çok iddialı bir cümle kurdu: "Yakın gelecekte insanların çalışmasına gerek kalmayacak."

İlk duyduğumuzda bu söz, bilim kurgu filmlerinden çıkmış gibi geliyor. Oysa etrafımıza baktığımızda bunun ilk işaretlerini zaten görüyoruz. Kasalarda, fabrikalarda, depolarda, bankalarda, çağrı merkezlerinde ve artık beyaz yakalı mesleklerde bile yapay zekâ sessizce çalışma hayatını değiştiriyor...

Asıl sorunun netleşmesi...

Asıl soru, yapay zekânın gelip gelmeyeceği değildir. O artık geldi.Asıl soru şudur:Bu dönüşümden kim kazanacak? İnsanlık mı, yoksa yalnızca dünyanın en zengin şirketleri mi?

Tarihsel perspektif – Teknoloji yönlendirilir;

Tarih bize önemli bir ders veriyor. Buhar makinesi de büyük bir devrimdi. Elektrik de öyleydi. Bilgisayar ve internet de...

Teknoloji tek başına ne iyidir ne de kötüdür. Onun yönünü belirleyen, toplumun hangi değerleri benimsediğidir...

Verimlilik artışı ama eşitsizlik riski...

Bugün yapay zekâ sayesinde üretim hızlanıyor, maliyetler düşüyor ve verimlilik artıyor. Ancak bu zenginlik yalnızca küçük bir sermaye grubunun elinde toplanırsa, insanlık daha adil bir geleceğe değil, daha büyük eşitsizliklere doğru sürüklenecektir...

Sendikal perspektif – mücadelenin yeni boyutu
Bir sendikacı olarak beni asıl düşündüren de budur.
Geleceğin mücadelesi sadece ücret pazarlığı olmayacaktır. Artık yapay zekânın ürettiği değerin nasıl paylaşılacağı da en temel toplumsal meselelerden biri olacaktır...

İyimser olasılıklar ve insan onuru;

Belki çalışma süreleri kısalacak.Belki insanlar haftada dört gün çalışacak.Belki bazı meslekler tamamen ortadan kalkacak.Ama insan onuru hiçbir zaman ortadan kalkmamalıdır.Çünkü emek sadece para kazanmanın yolu değildir. Emek; üretmektir, paylaşmaktır, topluma katkı sunmaktır, kendini gerçekleştirmektir...

Sendikaların ve sosyal demokrasinin yeni rolü;

Bu nedenle geleceğin dünyasında sendikaların görevi de değişecektir. Sadece çalışanların ücretini savunmak yetmeyecek; yapay zekâ çağında insanın haklarını, eğitim hakkını, dijital güvenliğini ve sosyal adaleti de savunmak gerekecek.Sosyal demokrasi de tam burada yeniden tarihî bir sorumluluk üstlenmelidir...

Refahın paylaşımı için gerekenler;

Yapay zekânın ürettiği refah, birkaç teknoloji devinin servetine servet katmak için değil, toplumun tamamının daha iyi yaşaması için kullanılmalıdır.İnsanlık tarihinde ilk kez teknoloji, herkese daha az çalışarak daha iyi yaşama imkânı sunabilir.Ancak bunun gerçekleşmesi kendiliğinden olmayacaktır.Siyasi irade gerekir.Güçlü sendikalar gerekir.Sosyal devlet gerekir.Ve en önemlisi, insanı sermayenin önüne koyan bir anlayış gerekir...

Şartlı iyimserlik;

Ben geleceğe karamsar bakmıyorum.
Ama iyimser olmak için de bir şartım var:
Yapay zekâ insanın yerine geçmemeli; insanın yaşamını kolaylaştırmalıdır.Teknoloji insanı değersizleştirmemeli; ona daha fazla zaman, daha fazla özgürlük ve daha fazla onur kazandırmalıdır...

Sonuç – asıl soruya dönüş...

Çünkü geleceğin en büyük sorusu, "Yapay zekâ ne yapabilir?" olmayacaktır...

Asıl soru şu olacaktır: "Yapay zekânın ürettiği zenginlikten bütün insanlık pay alabilecek mi?"
İşte bu sorunun cevabı, yalnızca teknolojinin değil, demokrasinin, sosyal adaletin ve dayanışmanın geleceğini de belirleyecektir...

* Sendikacı yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber *Tarihe Düşülen Not*
Benzer Haberler