*Yunus ÜLGER yazdı...
Burada Türkçe konulu bir paylaşımıma yorum yapan bir arkadaşımın, "nüans farkı" ifadesini kullanması hatırlattı...
Bu yanlış ifade Türkiye’de sıkça kullanılır, dolayısıyla eleştiri ve espiri konusu olur. Nüans, Fransızca fark demek, fark da Arapça bir söz, bu durumda fark farkı oluyor. Bu iki sözün Türkçesi ayırt sözüdür...
Nüans farkı ifadesini ilk kez Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi birinci sınıfta duymuştum. İstatistik hocamız ilk derste bize uzunca bir nutuk atmış, sözü Türkçeyi doğru kullanmaya getirip, "Yazılı sınavda nüans farkı ifadesini görürsem, tüm sorunları doğru yanıtlamış olsanız da sıfırı basarım" demişti. Bu tehdidi kulağıma küpe oldu, zaten o güne kadar duymadığım bu ifadeyi hiç kullanmadım...
İkinci sınıftan itibaren Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne yatay geçiş yaptım, çünkü Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi çok kalitesizdi...
Ankara'da genel olarak ve dile önem veren çok iyi hocalarım oldu. Bunlardan öğrencilerin, "Mıhçı" olarak adlandırdığı Prof. Cemal Mıhçıoğlu, dile aşırı önem veren, üstelik aşırı öz Türkçe yanlısı bir hocaydı...
Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanıydı, bizim de, şimdi Kurumsal İletişim olarak adlandırılan Kamusal İlişkiler ( Halkla İlişkiler) dersimize geliyordu...
Yazılı sınavda Türkçe yanlışları yapanları, sınav sonuçlarının asıldığı duvarda açıklardı. "Şu kişiler, dahi anlamındaki de ve da'ları bitişik yazmış, şunlar yalnızı, yanlız yazmış, şunlar demokrasiyi demograsi olarak yazmış" diye. Ben bunların içinde hiç yer almadım...
Ayrıca, her soru için cümle sınırlaması yapardı. Örnek, "Birinci soruyu 4 cümle ile yanıtlacaksınız" derdi. Bazı "açık gözler", virgül ile cümle uzatırdı. Mıhçı bunu yutar mı hiç, elbette yutmazdı...
Ve elbette aşırı öz Türkçeciydi. Türk Dil Kurumu'nun Yabancı Sözlere Karşılık Bulma Kurulu üyesiydi, dolayısıyla kendisi de yeni sözler üretiyordu. Ne var ki bunların çoğu tutmadı, bazıları Türkçenin söz türetme kurallarına aykırıydı...
Türkçem iyi olduğu, Mıhçı kadar olmasa da öz Türkçeci olduğum için Türkçe konusunda hiç zorlanmadım. Ancak, tüm öğrencilik hayatımda beni tek zorlayan hoca Mıhçı olmuştur. Sınavda ne istediğini anlamakta epeyce zorlandım. Ama son sınavda 100 üzerinden 66 aldım, bu da normal koşullarda 100 üzerinden 100 alma değerinde bir not...
Çoğu vali, kaymakam, politikacı Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Mıhçı'nın öğrencisi olmuş, dolayısıyla Mıhçı'dan çok çekmiştir. Bunların en ünlüsü Anavatan Partili Mehmet Keçeciler idi...
Renkli bir kişiliği olan Keçeciler hakkında Cumhuriyet gazetesinde kısa esprili haber şöyle bitiyordu: "Aslında Mıhçı'dan çektiğini kimseden çekmedi." Derste bir arkadaşımız bu haberden söz edince, Mıhçı dudak altından hafifçe gülümsemişti...
Mıhçı'nın değerini gazeteciliğe başlayınca anladığımı itiraf edeyim. Türkçe konusunda titizliği haber yazmada bana çok yardımcı oldu. Haberleri ne eksik ne fazla yazdım, bunu da Mıhçı'ya borçluyum...
Huzur içinde uyu hocam...
* Gazeteci...
* Bu bir editöryal haberdir.








