Okullara güvenlik gerekmiyor!

Okullara güvenlik gerekmiyor!

 

Serdar M. Değirmencioğlu
[email protected]

Neredeyse 20 yıl önce, nisan 2007’de Gebze’deki bir ilköğretim okulunda bir öğretmen okula getirdiği silahla bir başka öğretmeni öldürdü. Bu olay bir süre tartışıldı ve sonra unutuldu. Medyada ezber söylemler dışında ancak birkaç anlamlı değerlendirme yer alabildi. Toplumun sürekli olarak şiddete itildiği, demokrasi yerine şiddet solumak zorunda bırakıldığı ve silahların giderek yaygınlaştığı ortadaydı. Bu koşullarda şiddetin ve silahların okullara girmesi kaçınılmazdı...

Ezber söylemler bunlara hiç değinmedi ve hiç değişmedi. Geçtiğimiz günlerde Maraş ve öncesinde Siverek’te yaşananlar üzerine söylenenlere bakalım. “Çocuklarımıza merhamet, şefkat, vefa, vicdan, sorumluluk ve aidiyet gibi manevi değerlerin de kazandırılması gerekiyor!” Bunlar İslamcı siyasetin ve medya organlarının değişmez söylemi. Onlar için her sorunun çözümü daha fazla din; her okul saldırısı ahlaki çöküşün bir göstergesi. Bu çöküşün sorumluları ezberden, “sosyal medya” ve “şiddet içerikli televizyon dizileri”.

Bu iki ezberi, “güvenlik önlemleri!” ezberi takip ediyor. İslamcı siyaset bu ezberde yalnız değil. CHP açıklamalarında da bunlar var: Hep daha çok güvenlik gerekiyor. Tıpkı din gibi. Hep daha çok din ve daha çok güvenlik önlemi gerekiyor. Sığ sağ siyaset olağanlaştırıldı; böyle fışkırıyor. Ezber açıklamaların sonu da aynı: “Ah yavrularımız, kardeşlerimiz”, “Rahmet diliyoruz”, “Şifa diliyoruz,” vb...

Sonuç? Sorunların nedenlerini ele almak yerine daha çok güvenlik ve daha çok sınırlama isteniyor. Okullarda her yere güvenlik kamerası! Kapılara güvenlik görevlisi! Okullara ve çevrelerine polis! Daha çok din, ahlak dersi! Sosyal medyaya sınırlama. Yayınlara sınırlama. Sanki var olan rejim sosyal medyayı ve medya kuruluşlarını denetim altında tutmazmış gibi, daha fazla denetim isteniyor...

Sonuç ortada. Tamı tamına ABD vb. başka ülkelerde görülen muhafazakar, gerici, dinci siyasetin yeniden üretimi. Çözüm olarak önerilenler, Türkiye’yi boğmakta olan rejimin zaten uyguladığı ve uygulamak istedikleri. Rejimin müdürü, bakanı, başkanı hep bir ağızdan, “Bu münferit olayı siyaset malzemesi yapmayın!” diyecekler ve güle oynaya daha çok baskı uygulayacaklar...

Yine 20-25 yıl geriye gidelim. Okul polisi kampanyasını anımsayalım. Yıllarca okullarda güvenlik sorunu olduğu kanısının uyanması için kapsamlı bir halkla ilişkiler çalışması yürütüldü. Başta Gülenci yayın organları çocukların ve okulların tehlikede olduğunu işlediler. Ardından Eğitim Bakanlığı bünyesinde okullarda şiddetin önlenmesi çalışmaları başlatıldı. Söz konusu önlemlerin hepsi şiddetin okullara aşağıdan ve dışarıdan geldiği varsayımına dayalıydı. Yani, okulda şiddetin ortaya çıkması öğrencilerin kötü davranış ve tutumları ile okulları tehdit eden dış güçlerden kaynaklanıyordu. Şiddetin düzen tarafından üretildiği ve yapısal bir sorun olduğu unutturulmak isteniyordu...

“Güvenli okul ancak polisle var olabilir,” yanılgısını benimsetmek için “uzmanlar” getirildi; toplantılar ve atölyeler düzenlendi. Muhafazakar akademisyenler okul polisinin dünya çapında kabul gören “bilimsel” bir uygulama olduğunu söylediler. Davet edilen uzmanların ve bilimsel dayanak olarak öne sürülen çalışmaların çoğu ABD’dendi; muhafazakar eğitimcilerin ürünüydü...

2007’de Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu yeniden düzenlendi. Polis sayısı çoğaltıldı, polis devleti güçlendirildi, polis şiddetinin önündeki engeller azaltıldı. Polisin topluma sızmasını ve okullara girmesini de kapsayan “toplum destekli polislik” bu düzenlemeyle getirildi. Sonuçta, öğrenciler değil polisler okullara silah soktular...

Bugün sorulması gereken soru şu: Okullara sokulan polisler, güvenlik kameraları, demir kapılar, güvenlik görevlileri ne işe yaradı?

Okul polisi uygulaması ABD’de ne sonuç verdi? Okul polisi sayısındaki artış sürerken okullara yönelik saldırıların sayısı da arttı. Okula polis sokulması okul içinde şiddeti yaygınlaştırdı: Okul polisinin bulunduğu okullarda siyah öğrencilere, göçmen kökenli veya yoksul öğrencilere yönelik disiplin cezaları arttı. Dahası bu öğrenciler okul polisinin elinde şiddete maruz kaldılar. Giderek daha sağa kayan siyasetçiler ezber bozmadılar; “daha çok güvenlik ve maneviyat” dediler. Hatta, öğretmenlere silah dağıtılması ve öğretmenlerin sınıfa silahla gelmelerini önerdiler...

Bugün de toplumun silahsızlandırılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Okula silahla gelen ve katliam yapan bir öğrenci olduğunda, sorunun öğrencide olduğunu söylüyorlar. Silahların günlük yaşama girmesi, çocukların kolayca ulaşabileceği araçlara dönüşmesi, silahların kolaylıkla alınıp satılır olması hiç sorun değil. Onlar bilimi değil, sığ sağ ideolojiyi her şeyden üstün tutuyorlar...

Bütün bunlar geçtiğimiz günlerde Maraş’ta olanları anlamayı kolaylaştırıyor. Okulları güvenli kılmanın yolu, “güvenlik önlemleri” değil demokratik okullar ve barış soluyan özgür bir toplumdu...

NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Gülistan, Zübeyde ve Zübeyde...
Benzer Haberler