*Cemal AKÇA yazdı...
[email protected]
Boynumda fotoğraf makinası,arkadaşım Hasan Doğan ile köydeki modern yapıları ve kerpiç evleri çekmeye yeni başlamıştım ki "Çek oğul çek, dediklerimin tamamını da yaz. Hatta o reise de söyle. Dedemin dedesi, kısacası atalarımın tamamı, biz, uşaklarımız, torunlarımız, bu topraklarda yaşadı. Köklerimiz bu topraklara kök saldı.Bir ağacı kökünden koparıp başka bir tarlaya ekersen, orada yaşamaz; ölür. Ben ölmek istemiyorum. Yaz, oğul, yaz! Belki derdimize bir çare bulunur," diyerek kapkara gözlerinden yaşlar döküldü...
Zayıf, kamburlaşmış, pürüzsüz Azeri aksanıyla dert yanan 80 yaşındaki kadın, iki katlı entarisinin üst katıyla gözyaşlarını siliyor, bizim konuşmamızı sessizce izliyordu...
İlk okuldan sınıf arkadaşım Hasan Doğan'la göz göze geldik; ikimizin de gözleri dolmuştu. Gözyaşlarımızı zor tutuyorduk. Konuşamıyorduk, çünkü konuşsak gözyaşlarımızı tutamayacaktık. Biraz toparladık kendimizi...
"Günün xeyir ola, ay xala," dedim, oradan ayrılmak için. "Vay xalan size gurban olsun, ne eceleniz var, garnınızı doyurmadan göndermem. Gelin, tendiri galayıp çörek pişirir, teze lavaşı özlüyüp sen, kere yağı da var. Size bir beçe kesim lepeli şorva yapım," diye ısrar etti. "Zamanımız yok xala," dedim...
Hasan, hocayı tanıyormuş, bir deste tandırdan yeni çıkan lavaşları bir çantaya koydu ve bizi uğurladı...
Oysa benim amacım, yapılacak baraj nedeniyle su altında kalacak köyleri çekip arşivime eklemekti. Sınıf arkadaşım, dostum Hasan Hoca, derin tarih bilgisiyle bana rehberlik ediyordu. İlk okul anılarımızı konuşarak, 80 yaşındaki bu kadının bıraktığı burukluk hissini içimizde yaşıyorduk...
*C.AKÇA
Fotoğraf sanatçısı...
Çıyrıklı
24-10-2023...
* Bu bir editöryal haberdir.








