Kaptan’ın bıraktığı yerden; aynı kararlılık ve bilinçle…

Kaptan’ın bıraktığı yerden; aynı kararlılık ve bilinçle…

Kaptan’ın bıraktığı yerden; aynı kararlılık ve bilinçle…
Kaptan’ın bıraktığı yerden ve aynı kararlılıkla halkın haklı mücadelesini, emeği, doğayı savundu; bugüne kadar her haberi, her yazısı bu bilinci yeniden kuran bir zincirin halkası olageldi...

Yusuf KARATAŞ...
[email protected]

Sosyalizmin geçici yenilgisinin yaşandığı, emperyalist kapitalist barbarlığın “tek kutuplu” yeni dünya düzeninin işçi sınıfı ve ezilen halklara saldırısının refah ve özgürlük olarak propaganda edildiği bir dönemde yayın hayatına başlamıştı Evrensel. Böylesi bir dönemde Evrensel’in; bu sömürü ve savaş düzenine karşı “Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar birleşin” çağrısının izinde, gerçeğin “işçi sınıfı ve ezilen halklar” tarafında bir yayın olarak çıkması başlı başına bir meydan okumadır…
***
Bilinen bir sözdür: “Savaşta ilk önce gerçekler ölür!”

Genelkurmay belgelerine “Düşük yoğunluklu savaş” olarak geçen Kürt halkına karşı sürdürülen özel savaş döneminde de ilk önce gerçekler hedef alındı. Binlerce köyün yakıldığı, toplu katliamların gerçekleştirildiği, her gün onlarca “faili meçhul” cinayetin işlendiği, Kürtçe konuşmanın yasaklandığı, işkencenin, tutuklamanın, kötü muamelenin vakayı adiyeden olduğu bir dönemde Kürt coğrafyasındaki bu haksız/kirli savaşın valisi (Dönemin OHAL Valisi Hayri Kozakçıoğlu) medya organlarının “Milli takımı tutar gibi habercilik yapması”nı istiyordu. Kürtlerin ulusal-demokratik talepleri, Kürt sorunu; “terör sorunu”, devletin şiddet aygıtının ve kullandığı kontra güçlerin halka karşı işlediği her suç “terörle mücadele” kapsamında mubah görülmeliydi. Zaten Genelkurmay da medya organlarına nasıl haber yapılması gerektiğini “öğretiyordu”!

Gerçeği savunmanın ölümü göze almakla eş anlamlı olduğu bir dönem ve coğrafyada halka karşı işlenen suçların deşifre edildiği bir haberciliğin bedeli de ağır oluyordu. Özgür Gündem gazetesinin sadece muhabirleri değil, dağıtımcıları bile kaçırılıyor ve katlediliyordu...

Evrensel’in de tarafı belliydi: Özel savaş’ın en karanlık dönemlerinde kirli ilişkileri, savaş suçlarını açığa çıkaran haberleri nedeniyle hizbi-kontra çeteleri tarafından katledilen Gerçek Dergisi Diyarbakır Temsilcisi Namık Tarancı’nın, namı diğer Kaptan’ın izinde, gerçeğin peşindeydi. Evrensel yaptığı haberler dolayısıyla defalarca kapatıldı, toplatıldı, OHAL bölgesine girişi yasaklandı ama gerçeğin rotasından hiç şaşmadı...

Evrensel bugün de bölgede (Ortadoğu) emperyalistlerin ve ülkedeki saray rejimi gibi işbirlikçi bölge gericiliklerinin politikaları karşısında Kürt ve Filistin sorununda olduğu gibi bölgenin ezilen halklarının haklı mücadelelerinin safında bir habercilik çizgisini kararlılıkla sürdürüyor…
***
Evrensel’in belki de en önemli alametifarikası, Kürdistan coğrafyasındaki savaşın tozu-dumanı içindeki kölelik düzenini; fabrikalardaki, atölyelerdeki, madenlerdeki, tarlalardaki sömürüyü, güvencesizliği, ağır çalışma koşullarını görünür kılmasıydı. Çünkü Kürt halkının kendi coğrafyasının yönetiminde ve kaynaklarının kullanımında söz sahibi olmasının savaş ve şiddet politikasıyla bastırılmak istenmesinin asıl nedeni; Türk burjuvazisinin Kürt coğrafyasının yeraltı ve yerüstü kaynaklarına yönelik yağmasının, buradaki sömürü düzeninin devamı içindi...

Denilebilir ki; Evrensel yayın hayatına başladıktan sonra 1996’da patlak veren Antep Ünaldı direnişinden bu yana Antep’ten Batman’a, Diyarbakır’dan Elazığ’a, Şırnak’tan Adıyaman’a, Urfa’dan Van’a kadar Kürt coğrafyasında tekstil, petro-kimya, maden, tuğla, inşaat, mevsimlik tarım işçilerinin Evrensel tarafından haberleştirilmeyen, Evrensel’in sesi-soluğu olmadığı bir direnişi, bir hak mücadelesi olmamıştır. Evrensel; buralardaki her grevde, direnişte, iş cinayetinde bir gazeteden daha fazlası, örgütlü mücadelenin bir parçası oldu...
***
Savaş ve sömürü Kürdistan coğrafyasında doğayı ve tarihi de yıkıma uğrattı. Bu coğrafyanın endemik türleri; buraya özgü hayvan ve bitkilerinin yok edilmesi pahasına bir yandan savaşta ormanlar yakıldı, öte yandan baraj projeleriyle suların yönü değiştirildi, maden ve enerji şirketleri dağları, meraları, ormanları yok etti. Hasankeyf’ten Cudi’ye, Munzur’dan Gabar’a kadar tarih ve doğaya yönelik bu yıkım ve yağmaya karşı Evrensel, bu coğrafyanın canlı türlerinin, tarihinin de sesi olmaya devam ediyor...
***
Özcesi Evrensel:

Özel savaşçı generallerden bugün Kürt sorununu “terör sorunu” ve çözümünü de “terörsüz Türkiye” olarak açıklayan Saray rejimine kadar devletin devamlılık teşkil eden baskı, şiddet ve ulusal demokratik hakların inkarına dayalı politikası karşısında ulusal hak eşitliği, demokrasi ve barış isteyen Kürt halkının;

Türk tekelci burjuvazisi ile işbirlikçi/entegrasyonist Kürt burjuvazisinin sömürü ve yağmasının, kölece çalıştırma koşullarının karşısında insanca çalışma ve yaşam için mücadele eden işçi ve emekçilerin;

Savaş ve sömürünün varlıklarını tehdit ettiği canlı türlerinin, doğa ve tarihi varlıkların sesi soluğu oldu ve olmaya da devam ediyor...

Kaptan’ın bıraktığı yerden ve aynı kararlılıkla halkın haklı mücadelesini, emeği, doğayı savundu; bugüne kadar her haberi, her yazısı bu bilinci yeniden kuran bir zincirin halkası olageldi...

Sömürü ve yağmadan, savaş, şovenizm ve silahlanmaya emperyalistlerin ve işbirlikçi burjuva gericiliklerin saldırı dalgaları karşısında işçi sınıfı ve ezilen halkların iyi ki Evrensel gibi bir pusulası var...

NOT: Bu yazı Günlük Evrensel Gazetesi'nden alınmıştır...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Berhan ŞİMŞEK: Nereden nereye...!
Sonraki Haber BARİKAT...
Benzer Haberler