*VEHBİ TEZCAN Ahmet Telli'nin Ardından yazdı...
Edebiyatımızın en lirik, en sevdalı ve bir o kadar da dik duruşlu şairlerinden birini, Ahmet Telli’yi kaybetmenin derin ve sarsıcı hüznü içindeyiz. Onun aramızdan ayrılışı, sadece bir bedenin gidişi değil; koca bir kuşağın, bir dönemin hafızasının ve insanlığın en ince vicdanının sessizliğe bürünmesidir...
O, kelimeleri birer mermi gibi değil, yaralı yüreklere dokunan şifalı birer merhem gibi işleyen, hüznü bir çaresizlik değil, onurlu bir isyan olarak kuşanmasını bilen seçkin bir kalemdi...
Bizler onun dizeleriyle sevmeyi, onun mısralarıyla dirençli kalmayı öğrendik. Hayatın en fırtınalı dönemlerinde, adaletin ve vicdanın her sarsılışında o hep su çürüdü diyerek çağına silinmez bir not düştü. Suyun bile çürüdüğü, kelimelerin anlamını yitirdiği zamanlarda, şiirin o arındırıcı ve lekesiz gücüne tutunmamızı sağladı...
Dünyanın tüm acımasızlığına karşı Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil diye fısıldarken bile, içimizdeki o saf, bozulmamış masumiyeti korumamız gerektiğini öğütleyen bilge bir sesti o.
Şimdi usta şair, o çok sevdiği dizelerin arasından süzülüp sonsuzluğa göç etti...
Ama çok iyi biliyoruz ki, arkasında bıraktığı o tertemiz, eğilmeyen ve bükülmeyen edebi miras, zamanın amansız akışına her zaman meydan okuyacak. Onun kalbimize mühürlediği o ölümsüz mısrada da dediği gibi; Gidersen yıkılır bu kent...
Evet usta, sen gittin ve şiir dünyamızda, bu kentin sokaklarında sanki koca bir çınar devrildi, bir şeyler eksildi ve yıkıldı. Ancak her yağmurda, her hüzünlü akşamüstünde ve her umutlu şafakta, senin o dirençli ve sevdalı sesin yüreklerimizde yankılanmaya devam edecek...
Devrin daim, mekânın edebiyatın sonsuz gökyüzü olsun...
*Yazar ve sanatçı...
* Bu bir editöryal haberdir.








