VEHBİ TEZCAN YAZIYOR...
[email protected]
Fotoğraf : Vehbi TEZCAN...
Türk musikisinin bugün içinde bulunduğu estetik kriz ve nitelik erimesi üzerine konuşurken, okları hemen amatör korolara ya da haftada bir gününü bu sanata adayan koro şeflerine doğrultmak kolaycı bir yaklaşımdır...
Türk Müziğinin kılcal damarlarına kadar işleyen dejenerasyonu, akşam işinden çıkıp yorgun argın provaya koşan gönüllülerin samimi çabasında aramak büyük bir haksızlıktır. Aksine amatör yapılar, Türk Müziğimizin mutfağı, dinleyici tabanını diri tutan ana damarı ve toplumsal hafızamızı nesilden nesile taşıyan en samimi kalelerimizdir.
Asıl dejenerasyon, sanatsal evrimini tamamlayamamış, hatta tamamlaması da mümkün görünmeyen kişilere kolayca verilen "sanatçı" unvanlarında ve kurumların en kritik köşelerini tutmuş zihniyette aranmalıdır...
Ahbap-çavuş ilişkileriyle, hatır belasıyla profesyonel kadroların doldurulduğu, liyakatin tamamen rafa kaldırıldığı yapılarda yaşanan erime, Türk müziğinin geleceğini asıl tehdit eden unsurdur. Unvan erozyonunun yaşandığı, temsil makamındakilerin sanatsal derinlikten uzaklaştığı bir iklimde, bütün sorumluluğu amatör ruhla çalışan insanların üzerine yıkmak büyük bir çelişkidir...
Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz "herkesten şef olmaz" edasıyla amatör koroları zapturapt altına almaya çalışan elitist tavır, aslında derin bir kibirden beslenmektedir. Bir masa kurmaktan, farklı karakterdeki onlarca insanı tek bir meşk etrafında toplamaktan aciz olanlar, oturdukları yüksek kürsülerden ahkâm kesmeyi sanat sanıyorlar...
İnsan ilişkilerinden bihaber, kasıntısından geçilmeyen ve var olan toplulukları bile egolarıyla dağıtan bu tipler, amatör koro şeflerine hep bir şüphe ve hasetle yaklaşırlar. Kendi yetersizlikleriyle yüzleşmek yerine, başkasının binbir emekle ortaya koyduğu sanatsal ve insani birleşimi küçümsemek, en sığ sığınaktır...
Oysa Türk müziği meşk kültüründen, imece ruhundan ve karşılıksız sevgiden beslenir. Kararı elitist odalarda oturanlar değil; o salonları dolduran, evinde, iş yerinde bu şarkıları yaşatan ve haftada bir gün bir araya gelerek o samimi duyguyu paylaşan Türk müziği neferleri verir...
Bir amatör koroyu yönetmek sadece elleri havada sallamaktan ibaret değildir; o insanlarla gönül bağı kurabilmek, sabırla ve güleryüzle o meşki sürdürebilmektir...
Taş üstüne taş koymayanların, sadece eleştirenlerin ve hasetle köşe başlarını tutanların ne dediğinin hiçbir önemi yoktur. Amatör ruhun, hesapsız sevginin ve topluluk olma bilincinin karşısında kibir her zaman kaybetmeye mahkûmdur...
Müziğimiz, unvanların arkasına saklananlarla değil, o samimi provalarda ve aşkla atılan imzalarda yaşamaya devam edecektir...
* Türk Sanat Müziği Koro Yönetmeni ve Yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








