Sabır!

Sabır!

*Veli BAYRAK yazdı...
Fotoğraf : Veli BAYRAK...

Dolmuşa bindim. Ücretimi uzattım. Şoför'ün “Ücrete zam geldi. Yüz lira oldu.” demesiyle refleks olarak, “Hay Allah!” dedim. “Yine mi? Bu kadarı da çok değil mi?”

Ön koltukta oturan yaşlı biri, “Sabır!” dedi. “Her işte bir hayır vardır. Ne demişler, ‘Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş.’ Üstelik bu zammı bizimkilerin yaptığına inanmıyorum. Dış güçlerin işidir! Sabır!”

Sonra yanı başında oturan kadın söze girdi. “Sabır.” dedi. “Sabır her şeyin ilacıdır. Koskoca hükümet. Bir bildiği var ki zam yapıyor. Yoksa yapar mı? Sabır!”

Aynı minvalde arkadan bir ses daha yükseldi. “Sabır.” dedi. “Sabir. Kahır etmek, isyan etmek beyhude. Bugün sıkışır yarın genişleriz. Elimizdekine şükür. Sabır, ya iki yüz lira olsaydı.”

Bir başkası adamı doğruladı. “Hey ya!” dedi. “Ya iki yüz lira olsaydı! Sabır sabır!”

İçimden, 'Vay arkadaş nereye düştük? Ben ucuz şapka var diye alışverişe gidiyor sanıyordum yanlışlıkla ahirete mi gidiyoruz?' falan diye düşünmeye başladım. Bu arada dolmuş durdu. Yeni bir yolcu bindi. Adam ücretini uzattı. Şoför aynını ona söyledi. Adam tam bir şeyler söyleyecekti ki ön koltuktan biri, “Sabır!” dedi. “Sabır! Ne demiş Peygamber Efendimiz, ‘Allah sabredenle beraberdir.’ Sabır, sabır!”

Adam ne diyeceğini nasıl tepki göstereceğini şaşırdı. Belki de hiç bir şey demiyecekti. Bu yüzden boş bulduğu bir koltuğa oturdu. Bu arada dolmuş yine durdu. Bir yolcu bindi. Yolcu tam ücretini uzatıyordu ki orta koltukta oturanlardan biri, “Sabır!” dedi. “Sabır! Ne demiş Mevlâna, ‘Sabır ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.' Sabır sabır!"

Bir şey anlamadı yolcu. İçinden ‘Deli galiba.’ der gibi parasını uzatıp koltuğa oturdu...

Bir süre sonra yolculardan biri inmek için ayağa kalktı. Zam için "Hay Allah, yine mi?" diye tepkimi gösterdiğimde bana "Sabır, sabır" diyen adamın yanlışlıkla ayağına bastı! Nasırı varmış adamın, “Hay Allah kahretsin!” diye bağırmaya başladı. Oralı bile olmadı adam. Canı yanan adam bas bas bağırıyordu. Hemen yanda oturan bir başka yolcu. “Sabır!” dedi. “Sabır! Ya kafanı kırsaydı! Ya dişini eline verseydi! Ya ne bileyim seni şuraya yatırıp....Tövbe tövbe! Sabır! Sabır!”

Her kafadan ses çıkınca ben de inmek için ayağa kalktım. Kapının önünde "Koskoca hükümet, bir bildiği var ki zam yapıyor" diyen yaşlı kadınla göz göze geldim. O bana "Sabır!" demeden önce ilk hamleyi ben yaptım ve kadına, “Sabır.” dedim. “Sabır! Ne demiş Çinliler, ‘Kalamazsın bu dünyada bakire. En azından hayat koyar bir kere!’ Anlaşılan hükümet yapmamış bu zammı Çinliler söylemiş hayat da koymuş! Sabır sabır!" deyip dolmuştan indim

*Yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber Bir Başka Vedat TÜRKALİ...
Benzer Haberler