*Nebat BÜKREK...
Fotoğraf: Nebat BÜKREK...
Belliydi ki yazlıkçıydı. Bir hafta öncesine dek buralarda hiç görmemiştim onu...
Yalnızdı. Bembeyaz saçları, yüzüne sinmiş derin çizgileriyle yaşını saklamıyordu. Duruşunda, yıllara boyun eğmemiş bir dik başlılık vardı. Sanki hayat üzerinden geçmiş, ama onu bir türlü eğememişti...
Onunla konuşmalıydım...
Bir sabah denizden çıkmış, üstünü giyinip bankın üzerine ilişmişti. Yanına yaklaştım...
"Günaydın efendim. Deniz temiz mi?"
Körfez'in temiz olmadığını ikimiz de biliyorduk aslında. Ama bir sohbeti açmak için bundan masum bir soru bulamamıştım galiba...
Yüzüme baktı, hafifçe gülümsedi...
"Temizdir desem inandırıcı olur mu hiç, yavrum? Ama yüzülür işte."
Şaşırdım. Yıllardır ben söylerdim o kelimeyi; kimse bana "yavrum" dememişti. O tek söz, aramızdaki görünmez mesafeyi bir çırpıda kaldırıvermişti. İçim ısındı, ne diyeceğimi bilemeden yüzüne baktım kaldım...
Evet, yaşlıydı. Ben ona "abla" diyemezken, o bana "yavrum" demişti işte...
Aydınlık bir yüzü, yaşla biraz küçülmüş ama ışığını yitirmemiş yemyeşil gözleri vardı. Yaşına rağmen değil, yaşadığı onca şeye rağmen güzeldi...
Eliyle, yanına oturmamı işaret etti...
"Bak yavrum, Körfez kirli, bunu sen de biliyorsun. Yüzülür mü? Yüzülür. Çünkü insan, alıştığı şeyin yanlış olduğunu bilse bile, bir süre sonra onunla yaşamayı öğreniyor. Arz talep meselesi bu."
Bir an sustu, denize baktı...
"Demek ki hepimiz burada ya yüzmeyi kendimize yakıştırıyoruz, ya da yüzmeyip küsüyoruz. Oysa buranın insanının gidecek başka yeri yok. İsteseler, gerçekten isteseler, Körfez temizlenir. Mesele soruna sahip çıkmakta. Talebini öyle haykıracaksın ki, kimse görmezden gelemeyecek. Buranın derdi aslında bu, tıpkı memleketin bütünü gibi."
Sonra dönüp bana baktı...
"Hayat kısa, yavrum. Bir gün, o da bugün. Bugün hem yüzeceksin, hem de kendine layık gördüğün hayatın arkasında duracaksın. Gerekeni yapacaksın."
Ardından ekmek ve yaşam kavgası, o da sevdasız olur mu hiç? Muhabbet uzadıkça güzelleşti. Kimdi bu kadın? Sözünü kesmedim...
"İnsan öyle direngen bir canlı ki yavrum. Yeter ki gerçekten istesin. Her yaşta, her şart altında hem kendi hayatını değiştirebilir, hem dünyayı. Mesele önce kendine güvenmek, sonra da birlikte olmanın gücüne inanmak. Temiz deniz isteyen Körfez halkı, yaşanılır bir dünya isteyen bütün insanlar ayağa kalksa, hangi güç durabilir karşısında?"
Söylediklerinde öfke yoktu; daha derin, daha dingin bir şey vardı...
Yurtdışında yaşadığını, tatile geldiğini öğrendim sonradan. Doyumsuz bir muhabbetti...
İsmini sormadım. Bazen mutlaka isme ihtiyaç yoktur. Kısa bir karşılaşma kimi zaman bir ömür taşınacak iz bırakmaya yeter...
Kalkıp gittiğinde ardından uzun uzun baktım, gülümsedim. Sonra yüzümü denize döndüm. İçim biraz daha aydınlıktı; yarın, dünden biraz daha umut vericiydi...
*Eğitimci yazar...
* Bu bir editöryal haberdir.








