"İlber ORTAYLI bir aydın değildir..."

Prof  Dr. Cem TERZİ yazdı...

İlber Ortaylı denince benim aklıma gelen resmi ideolojinin ve devlet aklının popüler anlatıcısı olmasıdır. Ölümünün ardından  yapılan “büyük bir aydını kaybettik”güzellemelerine katılmıyorum. Bir aydında olması gereken iktidar eleştirisi ve iktidar ile mesafe Ortaylı’da hiç bir zaman olmadı. O bir aydın değildi!

Benim açımdan en belirgin ve korkunç özelliği çok rahat ırkçı cümleler kurabilmesiydi. Ortaylı devlet ne zaman ihtiyaç duymuşsa  ırkçı fikir ve söylemlerle boy göstermiştir. Buna dair son örnek  İlber Ortaylı’nın yakın zaman önce Kürt coğrafyasına farklı bir nüfusun yerleştirilmesi gerektiğini dile getirmesidir. Ortaylı, “Fırat ve Dicle havzasında boşalan köyler Asya’daki kardeş potansiyel nüfusla mesela Uygur Türkleri ile doldurulmalı,” demişti...

Ortaylı’nın söyledikleri, Cumhuriyet tarihindeki demografik mühendislik politikalarıyla süreklilik içindedir. Ortaylı gibi isimlerin zaman zaman yaptığı bu çıkışlar kaynağını devlet ideolojisinden alır. Osmanlı Devleti, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle 1870’lerden sonra, çeşitli kriz dönemlerinde demografik mühendislik ve nüfus
politikalarını kullanarak, Orta Asya ve Kafkasya’dan gelen göçmenleri Kürt ve Ermeni nüfuslarının yoğun olduğu bölgelere yerleştirmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu politikaları sürdürüldü. İsmet İnönü’nün Doğu raporlarında çok ısrarcı bir şekilde buralara  “Türklük ekilmeli” diye yazması aynı zihniyetin eseridir. Nüfus kolonyal politikalar için her daim başat olmuştur...

Bu nedenle Ortaylı’nın sözleri yalnızca bireysel bir görüş değil,Türkiye’de uzun bir geçmişe sahip olan demografik mühendislik ve kolonyal nüfus politikalarının güncel bir yankısından ibaretti. 
Bu bir “tarih yorumu” değil, Ortaylı’nın her zaman yerine getirdiği resmi görevi; yüzleşilmemiş kolonyal devlet aklının bugüne sızdırılması idi. 
İşlevi buydu…

Önceki Haber Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı...
Benzer Haberler