İsmail Gökhan EDGE ölümsüzdür!

İsmail Gökhan EDGE ölümsüzdür!

*Tahir ŞİLKAN yazdı...
Fotoğraf  : Ramis Sağlam…

"Senin alnındaki yaralar/ Halkın yaralarıdır/Seni kırbaçlayan el/ Halkı da kırbaçladı/.../Kimbilir ne kadar vahşice/sana vurdular, dağladılar/direnen bakışların/ Nasıl zalimce katledildi/.../Fakat nehirlerin akıyor/ Dağların rüzgarlıdır/ Bak yine çarpıyor kalbin/Ortasında kavganın/(Nihat BEHRAM--İşkencede Ölen Yoldaş İçin)
 ***   

49 yıl önce işkencede öldürülen SBF öğrencisi İsmail Gökhan Edge mücadeleciliği, işkencede direnen tutumu ile örnek bir devrimcidir. Ailesi, okul ve mücadele arkadaşları, yoldaşlarınca her yıl mezarı başında anılan İsmail Gökhan Edge, 4 Şubat 1953’te Eskişehir’de doğmuştur...

İzmir Atatürk Lisesinden 1972 yılında mezun olduktan sonra aynı yıl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi(SBF)'ne kaydını yaptırmıştır. Devrimci düşüncelerle bilinçlenen, gelişen Edge; demokrasi, sosyalizm mücadelesini yükseltmek, işçi sınıfının örgütlenmesi için çalışmalar yapmak için Adana’ya gitmiş, sonra örgütlenme çalışmaları için gittiği Diyarbakır’da çalışmalar sırasında gözaltına alınarak sorgulanmış, günlerce süren işkenceye direnmiştir...

24 Kasım 1976 günü işkencede ölen İsmail Gökhan Edge Diyarbakır Numune Hastanesine götürülerek, nöbetçi doktordan "ölümün hastanede gerçekleştiği“ şeklinde rapor düzenlemesi istenmiş, doktor kabul etmemiştir…

***

Milliyetçi Cephe (MC) Hükümetlerinin yaygın hukuksuz uygulamaları İsmail Gökhan Edge için de uygulanmıştır. 26.11.1976 tarihli, Dr. Nuriye Toker tarafından düzenlenen raporda İsmail Gökhan Edge’nin seyahat edebileceği belirtilerek, tüberküloz ve nefrit tedavisinde kullanılan ilaçlar reçete edilmiştir. Oysa bu rapordan bir gün önce nöbetçi savcı İhsan Kaya sokakta bulunan “hüviyeti meçhul ve sahipsiz cesedin gerekli adli ve tıbbi muayenesi yapılmış olduğundan usulüne göre defnini” istemiştir...

29.11.1976 tarihli Vatan Gazetesine göre ise, TÖB-DER Genel Merkezi bir açıklama yaparak Diyarbakır’da bir öğrencinin işkencede öldürüldüğünü açıklamıştır. Diyarbakır Emniyet Müdürü Vahdet Erdal, Adana’lı öğrencinin THKO mensubu olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığını ancak olayın emniyet müdürlüğünde gerçekleşmediğini söylemiştir...

İsmail Gökhan Edge’nin cenazesi Savcı İhsan Kaya’nın düzenlediği defin ruhsatı ile ailesine haber dahi verilmeden, apar topar kimsesizler mezarlığına “otopsi” yapılmadan gömülmüştür… 

***
Ailesi Diyarbakır’a ulaştıktan sonra, çok uzun mücadelelerle Gökhan’ına kavuşabilmiştir. 8 Aralık 1976 günü mezar açılarak İsmail Gökhan Edge’nin cenazesi çıkartılmış, ailenin uzun uğraşıları sonucu otopsi yapılmıştır. Otopsi sonucu korkunçtur. Ölüm boğazına elektrik verilmesi sonucu meydana gelmiştir...

Tüm vücudu yanık, ezik ve morluklarla doludur. Aile cenazeyi alarak İzmir’e yola çıktığında Diyarbakır’da binlerce kişi sokaktadır. Tıp Fakültesinde boykot başlamıştır. Öğrencisi olduğu Ankara SBF'de fakülte yönetimi olay çıkacağı gerekçesiyle Siyasal Bilgiler Fakültesini iki gün kapatmıştır...

Aynı gün devrimciler Ankara’nın her yerinde protesto gösterileri düzenlemiş, İsmail Gökhan Edge 10 Aralık 1976 günü İzmir’de büyük gösterilerle toprağa verilmiştir…

*** 

İsmail Gökhan Edge'nin işkencede öldürülmesi ülkenin pek çok kentinde büyük gösterilerle protesto edilirken, TÖB-DER gibi meslek örgütleri ve aydınlar, EDGE'nin öldürülmesini kınayan açıklamalar yapmıştır. Bunlardan biri, Halkın Kurtuluşu Dergisi'nin 17 Ocak 1977 tarihli 40. Sayısında yayınlanan öykücü-yazar Adnan Özyalçıner'in açıklamasıdır...

"Türkiye bugün her yönüyle faşizmin ablukası altındadır. Anayasal güvenceler işlemez haldedir. Toplumsal hak ve özgürlüklerimiz çiğnenmektedir. Kişisel güvenliğimiz ortadan kaldırılmıştır. Her türlü saldırı, cinayet, özellikle işkence sürüp gitmektedir. İşkenceyle adam öldürüldüğü doktor raporlarıyla saptanmıştır. Gövdesine kan oturmuş, dayaktan, işkenceden morarmış, şişmiş olarak mezardan çıkarılan Gökhan Edge'nin ölüsü bunun kanıtıdır. Bu aynı zamanda 12 Mart'tan bu yana işkencecilerin halen görevleri başında olduklarının göstermektedir. İşkenceciler aramızdadır. Bütün aydınlar, yazarlar, öğretmenler, faşizmin bu insanlık dışı saldırısını izlemek, halka duyurmakla birleşmelidir. İlerici parti ve örgütler işkenceyle savaşmak zorundadırlar. Faşizm ayrıcalık gözetmez, adam seçmez. İşkence hepimize halkımıza yöneliktir. Savcılar, yargıçlar, avukatlar tüm adalet insanları sizin göreviniz de faşizmin insanlık dışı bu saldırısı karşısında halka yardımcı olmaktır. İşkenceyi yapanları, yaptıranları ortaya çıkarmak insanlık görevidir, yurtseverlik görevidir. Çünkü emperyalizmin geri bıraktırılmış ülkelerdeki en etkin silahı faşizmdir."
Derginin aynı sayısında yazar Aysel Özakın ise şu değerlendirmeyi yapmıştır:

"İşkence, 'çağdaş' kapitalist sistemin iki yüzlülüğünü gözler önüne seren en belirgin olaydır. Kapitalistlerin hukuk, demokrasi, insan hakları gibi kavramlar konusunda ne kadar yalancı olduklarının kanıtıdır, işkence. Onların ne denli ilkel ve saldırgan olduklarını gösteren bir olgudur. Demokrat, ilerici ve sosyalist güçlerin işkenceye hep birlikte karşı çıkmaları gerekir"

*Yazar...

* Bu bir editöryal haberdir.

Önceki Haber İçimizde,çabalayan insanları değersizleştirmeye çalışan güçlü bir eğilim var...
Sonraki Haber "Mektebin Bacaları..."
Benzer Haberler
Rastgele Oku